Ebooks

En Güzel Örneğin (sas) En Güzel Örnekleri

 

Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’i (sas) bize anlatırken, kullandığı istisnai ifadelerden bir tanesi “üsvetü’n-hasene”dir. Rabbimiz buyurur ki: “Andolsun ki Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için, (üsvetü’n-hasenetün) çok güzel bir örnektir.” [1]

 

Sahâbe neslini anlatan en güzel ayetlerden bir tanesi de Tevbe Sûresi’nde geçen şu ayettir: “(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensâr ile onlara güzellikle tâbî olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” [2]

 

“En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri” serlevhası, aslında bu iki ayetin kısa bir mesajıdır. Allah Resûlü (sas) tüm insanlığa en güzel örnek, en ideal misal, en kâmil modeldir. Elbette O (sas), kurduğu nübüvvet potasında, kendi örnekliğini, yetiştirdiği talebeler olan sahâbe üzerinden âleme yansıtacak, böylelikle onları en güzel örnekler olarak kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlere takdim edecekti. Bu hakikatten dolayı sahâbe nesli, hiçbir zaman bizler için sadece tarihî şahsiyetler olarak kalamazlar. Onlar, dinin intikal ve muhafazasında, Allah

 

(cc) tarafından seçilmiş, Resûlullah (sas) tarafından yetiştirilmiş bir nesildir. Öyleyse, sahâbe neslini tanımak ne sadece bir vefa ne sadece bir tarihî malumat ne de sadece geçmişe dair bir özlemin ifadesidir. Sahâbe neslini tanımak, Allah’ı, Peygamber’i, Kitab’ı, dolayısı ile İslam’ı tanımanın en doğru yoludur.

 

Bu sebeple çalışmamızın başlığını “En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri” olarak belirledik. Program boyunca hep: “Anlatılan sahâbî efendilerimizin bilgileri keşke kitap olarak da elimizde olsa!” diyen kardeşlerimizin yoğun baskısı neticesinde bu çalışma sizlere ulaştı.

 

 

Yazarımız hemen kitabının önsözünde üç ayrı tasvir ile Kurana yaklaşımları dikkatimize sunuyor. Bu üç yaklaşımın sebep ve sonuç ilişkilerine kısaca değinerek şu neticeye varıyor: İnsanımız vahyi tam anlamı ile tanımıyor. Tanıyamadığı için de hayatını o ilkelerle şekillendiremiyor. O halde yapılması gereken vahyi tam ve doğru bir biçimde tanıyabilmektir. Yazar bu tespitini şöyle sürdürüyor: Taşımak için tanışmak lazım, insanın ilahî kitap ile tanışması, hemhal olması, karşısına oturup önce kendini tanıtması, sonrada onun kendisini tanıtmasını istemektir. Böyle bir istek bizi Kuran Nedir? Sorusuna yöneltecektir. Bana hayat kitabı olması gereken bu yüce ve ilahî kitap nedir? Ne olduğunu bilmediğiniz, ne olduğunu merak etmediğiniz bir kitabı nasıl hayata taşıyabilirsiniz ki?

Bu duygularla yazar, ilahî vahye sen nesin diye sormuş ve Kurandan binler cevap almış, bu cevapları şu an ki toplumun vahye yaklaşımındaki ihmal ve ihtiyaçlarını da dikkate alarak yüz madde de sınırlamıştır.

Seçilen o maddeleri okuyan bir okuyucu, bazen tefsir üsûlü okurcasına önemli meselelerin içerisine dalar. Bazen ruhuna, bazen kalbine, bazen de bedenine yönelik mesajlarla yüklü maddeleri okur. Yani okuyucu bu kitapla vahye ait merak ettiği tüm sorulara yanıt bulur. Bu cevapları Yazar sıralarken ne fazlaca teknik detaya girerek okuyucuyu yorar, ne de çok yüzeysel ele alarak okuyucuyu zor durumda bırakır. Tafsilat ve özet dengesini muhafaza ederek, vakîayı da önceleyerek yüz farklı cevap ile vahyin değişik iklimlerinde bizleri dolaştırıp durur.

Kitabın içerisinde ki Kuran ayet ve mesajlarının muhataplara iletilmesi ve açıklanması yetkisini Peygambere veren bir kitaptır. Maddesini çok güzel ifadelerle açıklayan Yazar. bir de orada bize bir müjde verir. Bu maddenin çok önemli olduğunu bunun için de bu meselenin ileride çıkacak olan Sünneti Hayata Taşımak çalışmasın da ayrıca ele alınacağının haberini verir.

En Güzel Örneğin (sas) En Güzel Örnekleri

 

Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’i (sas) bize anlatırken, kullandığı istisnai ifadelerden bir tanesi “üsvetü’n-hasene”dir. Rabbimiz buyurur ki: “Andolsun ki Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için, (üsvetü’n-hasenetün) çok güzel bir örnektir.” [1]

 

Sahâbe neslini anlatan en güzel ayetlerden bir tanesi de Tevbe Sûresi’nde geçen şu ayettir: “(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensâr ile onlara güzellikle tâbî olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” [2]

 

“En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri” serlevhası, aslında bu iki ayetin kısa bir mesajıdır. Allah Resûlü (sas) tüm insanlığa en güzel örnek, en ideal misal, en kâmil modeldir. Elbette O (sas), kurduğu nübüvvet potasında, kendi örnekliğini, yetiştirdiği talebeler olan sahâbe üzerinden âleme yansıtacak, böylelikle onları en güzel örnekler olarak kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlere takdim edecekti. Bu hakikatten dolayı sahâbe nesli, hiçbir zaman bizler için sadece tarihî şahsiyetler olarak kalamazlar. Onlar, dinin intikal ve muhafazasında, Allah (cc) tarafından seçilmiş, Resûlullah (sas) tarafından yetiştirilmiş bir nesildir. Öyleyse, sahâbe neslini tanımak ne sadece bir vefa ne sadece bir tarihî malumat ne de sadece geçmişe dair bir özlemin ifadesidir. Sahâbe neslini tanımak, Allah’ı, Peygamber’i, Kitab’ı, dolayısı ile İslam’ı tanımanın en doğru yoludur.

 

Bu sebeple çalışmamızın başlığını “En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri” olarak belirledik. Program boyunca hep: “Anlatılan sahâbî efendilerimizin bilgileri keşke kitap olarak da elimizde olsa!” diyen kardeşlerimizin yoğun baskısı neticesinde bu çalışma sizlere ulaştı.

 

DARUL ERKAM

Eğer bir ev imar etmeyi konuşuyorsa, eğer bir ev nasıl acaba insanlığı risaletin mesajı ile tanıştırabiliriz? Nasıl insanları koştukları cehennem ateşinden çevirebiliriz? Nasıl insanları kula kul olmaktan kurtarıp, Allaha kul etmeye vardırabiliriz?" diye inliyorsa bilin ki, o ev Erkam yürekli adamların evleridir. Bu evin silahları; Kurandır, ilimdir, irfandır, hikmettir, kitaptır, kalemdir, seccadedir, gözyaşıdır, merhamettir, sevgidir, müsamahadır ve duadır. Bu ev adı ve yapısı ne olursa olsun DARÜL ERKAMdır.

 

Eğer bir ev imha etmeyi konuşuyorsa, eğer bir ev Nasıl acaba hak ve hakikat adına mücadele veren şu sesi kısabiliriz? Nasıl insanların nezdinde itibar sağlayan şu adamların güvenlerini sarsabiliriz? Nasıl hakkın yükselen değerlerini alçaltıp, bize sorgusuz sualsiz akan muslukların devamını sağlayabiliriz? Nasıl ceplerimizi dolduran meşru yada gayri meşru ayrımı yapmadan elde ettiğimiz bu imkanları çoğaltabiliriz? diye kıvranıp duruyorsa bilin ki, o ev Ebu cehil ve Ebu Leheb ruhlarının yaşatıldığı evlerdir. Bu evin silahları, yalandır, iftiradır, şantajdır, kılıçtır, güçtür, nefrettir, öfkedir, hırstır, tamahkarlıktır, kanaatsizliktir, tahammülsüzlüktür ve kavgadır. Bu evin adı ve yapısı ne olursa olsun Darun-Nedvedir.

 

KİTABIN BÖLÜMLERİ:

1. Bölüm: DARÜL ERKAMın seçilme sebebleri

Buraya alınan talebelerin özellikleri

2. Bölüm: DARÜL ERKAMın eğitim usulü

3. Bölüm: Kuranın nüzul süreci ve DARÜL ERKAM

4. Bölüm: DARÜL ERKAM talebelerini başarıya ulaştıran on iki temel anahtar.

 

EFENDİMİZİ SAHABE GİBİ SEVMEK

Siyer yayınlarından önemli bir eser. Muhammed Emin YILDIRIM hocamızın EFENDİMİZİ SAHABE GİBİ SEVMEK eseriyle sizlerle buluşmanın sevincini yaşıyoruz.

 

Kitap dört bölümden oluşuyor:

1. Bölüm: Efendimizi neden ve nasıl sevmeliyiz?

2. Bölüm: Efendimizi Sahabe gibi sevmek

3. Bölüm: Efendimiz Sahabeyi nasıl sevdi?

4. Bölüm: efendimiz ümmetini nasıl sevdi?

 

Hz. Peygamberin kendisi için nasıl bir değerde olduğunu çok iyi bilen bir Müslüman, Onu sevmek için büyük bir gayret ortaya koyar ve sevgi iddiasını ispatlayacak işler yapmanın ızdırabını çeker. Böyle bir Müslüman için en büyük ideal, görmeden sevdiği, âşık olduğu ve sevdası ile yandığı peygamberini birgün görebilmek ve Onun bizzat kendisine: Ya Resulullah Seni çok seviyorum diyebilmektir.

Diyen yazarımız gerçek sevgi sahibinin sevgisini isbat etmesi gerektiğini vurguluyor.

Sevgi kurtuluştur, seven kurtulur, gerçek sevgi kurtarır. Kurtulma derdi olanlar gerçek sevgi ile kurtulur.

 

İşte bu eserde gerçek sevgi nasıl olur, nasıl elde edilir onu öğreneceksiniz.

- Efendimize ümmet şerefine nail olan bizler bu şerefin göstergesi olarak neden efendimizi sevmeliyiz?

- Efendimizin mübarek ellerinde yetişen, göğün yıldızları olan Sahabi efendilerimiz Efendimizi nasıl sevdi?

- Efendimiz onlara sevgiyi, sevmeyi öğretmek adına sahabelerini nasıl sevdi? Yine Efendimiz ümmetine sevgiyi ve sevmeyi öğretmek adına ümmetini nasıl sevdi?

 

Bu ve buna benzer bir çok konuyu Asr-ı Saadetten güzel tabloları Muhammed Emin YILDIRIM hocanın güzel uslubuyla okuma fırsatını yakalayacaksınız.

Bugün birbuçuk milyarlık İslam ailesinin kaç ferdi Peygamber Efendimizi tanıyor? Bunun hesabını yapmamız zor ama şunu iyi biliyoruz ki; bu koca ailenin her ferdi Onu (s.a.v.) bilmektedir. Onu bilenler çoğunlukta ama tanıyanların o çoğunlukta olduğunu ne yazık ki söyleyemiyoruz. Onu bilenler Onun ne zaman doğduğunu, ne zaman vefat ettiğini, savaşlarını, çocuklarının isimlerini, hanımlarını, hicretini, miracını ve daha onlarca şeyi biliyorlar. Çok gariptir, bu bilinenlerin çoğunu belki daha fazlasını Mekkede Ona karşı çıkanlar da biliyorlardı. Herhalde Hz. Muhammedin (s.a.v.) amcası Ebu Leheb bizden daha çok Peygamber'in bu özel bilgilerine sahip idi. Ama onlar o yüce ruhu tanıyamadılar, tanıyamadıkları içinde tam anlamı ile tabi olamadılar ve Ona karşı oldular. İşte bilmek yalnız başına yeterli değil, o bilginin marifete, yani aşka dönüşüp sahibini tanıdığı o değerler uğruna fedakarlık yapmaya zorlamalıdır.


Önsözünden

Allah Resulünün mübarek ellerinde yetişen o örnek neslin en büyük özelliklerinden bir tanesi de hiç şüphesiz Ona (s.a.v.) duydukları aşk ve muhabbettin boyutudur. Onlar kendilerini bir ateş çukurunun kenarından kurtaran, hidayet çeşmesinin o tatlı suyu ile buluşturan ve onları bereketli bir sofra olan nübüvvet sofrasına kavuşturan Alemlerin Sultanına karşı bir minnet ve vefa borcu olarak öylesine seviyorlardı ki; en aziz bildikleri şeyleri Onun (s.a.v.) yolunda feda etmekten bir an geri durmuyorlardı. Onu (s.a.v.) görmedikleri günü ziyan sayıyor, o bereketli sesi duymadıkları günü yaşanmamış kabul ediyorlardı. Bazen meclislerinde birbirlerine Efendimizi anlatarak özlemlerini gideriyor, Onun (s.a.v.) adını anmadan, hiçbir konuşmaya başlamıyor ve yine adını anmadan konuşmalarını nihayete erdirmiyorlardı.


Medinenin gençlerinden olan Hassan b. Sabit şiirde zirve şahsiyetlerden biriydi. Allah Resulü Medineye hicret edince o da ensarî Müslümanlardan oldu, o da evini ve yüreğini Mekkeden gelen iman kardeşlerine açtı. Hassanın o günden sonra şiirlerine konu olan tek bir şey vardı, o da: Hz.Peygamberdi. Hassan yazıp okuduğu şiirlerle sahabenin yüreğinden kopup gelen Peygamber aşkını iyice derinleştiriyor, her şiiri ile bu aşkın boyutunu daha da ötelere taşıyordu. Sahabe onu her gördüğünde; Hadi Hassan, bir şiir oku da Efendimizi anlat ve bizlere canlarımızın yoluna feda olduğu Resullullahı medhet derlerdi. Hassan b. Sabit sahabenin bu isteğine şöyle karşılık verecekti:

Ve ma medahtü Muhammeden bi makaleti Ve lakin medahtü makaleti bi Muhammedin Allah Resulüne vurgun bir yürek olan Hassan diyordu ki:

Ben şiirlerimle Muhammedi övmüyorum Bilakis Muhammed ile şiirlerimi medhedip, güzelleştiriyorum.

En Güzel Örneğin (sas) En Güzel Örnekleri


Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamber'i (sas) bize anlatırken, kullandığı istisnai ifadelerden bir tanesi üsvetü'n-hasenedir. Rabbimiz buyurur ki: Andolsun ki Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, (üsvetü'n-hasenetün) çok güzel bir örnektir. [1]


Sahâbe neslini anlatan en güzel ayetlerden bir tanesi de Tevbe Sûresi'nde geçen şu ayettir: (İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensâr ile onlara güzellikle tâbî olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur. [2]


En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri serlevhası, aslında bu iki ayetin kısa bir mesajıdır. Allah Resûlü (sas) tüm insanlığa en güzel örnek, en ideal misal, en kâmil modeldir. Elbette O (sas), kurduğu nübüvvet potasında, kendi örnekliğini, yetiştirdiği talebeler olan sahâbe üzerinden âleme yansıtacak, böylelikle onları en güzel örnekler olarak kıyamete kadar gelecek tüm mü'minlere takdim edecekti. Bu hakikatten dolayı sahâbe nesli, hiçbir zaman bizler için sadece tarihî şahsiyetler olarak kalamazlar. Onlar, dinin intikal ve muhafazasında, Allah


(cc) tarafından seçilmiş, Resûlullah (sas) tarafından yetiştirilmiş bir nesildir. Öyleyse, sahâbe neslini tanımak ne sadece bir vefa ne sadece bir tarihî malumat ne de sadece geçmişe dair bir özlemin ifadesidir. Sahâbe neslini tanımak, Allah'ı, Peygamber'i, Kitab'ı, dolayısı ile İslam'ı tanımanın en doğru yoludur.


Bu sebeple çalışmamızın başlığını En Güzel Örneğin, En Güzel Örnekleri olarak belirledik. Program boyunca hep: Anlatılan sahâbî efendilerimizin bilgileri keşke kitap olarak da elimizde olsa! diyen kardeşlerimizin yoğun baskısı neticesinde bu çalışma sizlere ulaştı.


Kur’ân Dersleri

Suffa Meclisleri’nin dördüncü yılında konu, Aziz Kitabımız olan Kur’ân-ı Kerîm’di. 32 ders boyunca Kur’ân-ı Kerîm’i farklı yönleriyle tanımaya, onunla derin ve daha samimi bir şekilde tanışmaya, elbette meseleyi sadece bilgi boyu-tunda bırakmadan o hakikatleri hayatımıza taşımaya çalışacağız.

Hazırladığımız bu müfredatın/kitabın, her dersi 13 bölümden oluşuyor.

Ana Metin: Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevası, değeri, ona iman edenlere yüklediği mükellefiyetleri, inkâr edenlerin karşılaşacakları durumlar ve daha birçok konuya metin kısmında temas edildi. Metinlerin büyük bir kısmı 2005 yılında kaleme aldığımız ve bugünlerde yeniden gözden ge-çirip güncellediğimiz “101 Cevapla Kur’ân Nedir?” ya da alt başlığı ile “Vahyi Hayata Taşımak” adlı eserimizden alındı.Kur’ân İklimi: Ana metne uygunluk arz eden ayetleri ihtiva etmektedir. Arapçaları ile beraber verilen söz konusu ayetler, gerek ezberlenerek ge-rekse çeşitli tefsir kitaplarına müracaat edilerek anlaşılmaya çalışılmalı ve Kur’ân’ın o dirilten iklimine girmeye gayret edilmelidir.Nebevî Seda: Hz. Peygamber’in (sas) Kur’ân’ın değer ve kıymetine, onun muhataplarına yüklediği görev ve sorumluluklara dikkat çeken 32 tane hadisten oluşmaktadır. Bu hadisler de Arapça metinleri ile beraber verilmiş, kaynakları belirtilmiştir. Elbette bu hadislerden de daha fazla istifade etmenin yolu, hadislerin geçtiği şerh kitaplarına müracaat et-mektir.Örnek Şahsiyetler: Kur’ân-ı Kerîm’in insanlığa örnek şahsiyetler olarak tanıttığı, çoğu peygamber olan 32 şahsiyeti en temel özellikleri ile anla-tan ayetlerden oluşmaktadır.İbret Şahsiyetler: Bu başlık altında da 32 tane ibret şahsiyet, ayetler ışı-ğında tanıtılmaktadır. Menfî örnekler üzerinden müspet davranışların tespiti açısından önemli olan bu bahis, başta Firavun, Nemrud, Kârûn, Hâmân, Bel’am olmak üzere 32 şahsiyeti nazarlara vermektedir.

 

©2021 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.