Sahabeler ve Günümüze Mesajlar: 2000 Yılından bugüne radyolarda GAFLETTEN KURTULUŞ adında sohbet programları yapıyorum. Özellikle 2005 yılından itibaren 103.2 ÖZEL FM'deki programlarımda hep ve yalnız sahabeleri ve hayatlarından portreleri paylaşıyorum. Dinleyicilerimden gelen bu sahabeleri kitaplaştırmam yönündeki talepler doğrultusunda hazırlanmış bir eserim. Derlemelerden oluşsa da düzenlemelerim okumanıza değecektir...

Adnan Şensoy
10
Free sample

 * Sahabî sayılabilmek için az da olsa Resulullah ile görüşmek şarttır. Bu sebeple Hz. Peygamber döneminde yaşamış, O'na iman etmiş, hatta O'nunla haberleşip yazışmış, O'na destek sağlamış kişiler ashâbtan sayılmaz. Meselâ o dönemin meşhur Habeşistan Kralı Necâşî Ashame böyledir. İyiyi kötüden ayırdedebilecek temyîz yaşında Peygamber Efendimiz'i gören çocuklar ise ashabtandır. Meselâ Hz. Peygamber'in iki torunu Hasan ile Hüseyin'in durumu böyledir. Hz. Peygamber'e iman eden ilk kişi olarak ilk sahabî, Resulullah'ın mübarek eşi Hz. Hatice'dir. Son sahabî ise, genellikle kabul edildiğine göre 100/719 senesinde vefat eden Ebü't-Tufeyl Âmir b. Vâsile el-Leysî el-Kinânî'dir. Bu tarihten sonra yaşayan bir sahabînin varlığı bilinmemekle beraber İslâm âlimleri, Hz. Peygamber'in hayatının sonlarında söylediği: "Yüz sene sonra bugün yaşayanlardan hiç kimse hayatta kalmayacaktır. " (İbn Hacer, el-İsâbe, Mısır 1328, I, hadîsine dayanarak ashabın bulunabileceği son zaman sınırı olarak 110/729 senesini belirlemişlerdir.


* İslâm'ın en güzel ve doğru bir şekilde öğrenilebilmesi için Hz. Peygamberin, dolayısıyla Ashab-ı Kirâm'ın hayatını iyi bilmek gerekir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.) ve O'nunla içiçe yaşamış olan Ashab-ı Kirâmın hayatında müslümanlar için çok güzel örnekler vardır. Alimler, Hz. Peygamberin hayatını tafsilatlı bir şekilde tesbit ettikleri gibi, ashabın hayatıyla ilgili bilgileri de tesbite gayret etmişlerdir. İslâm'ın ilk asırlarından itibaren sahabe biyografilerini tesbit için pek çok eser yazılmıştır. Bu kitaplarda sahabe, ya Hz. Peygambere yakınlık ve fazilet derecelerine göre veya isimlerine göre alfabetik bir şekilde ele alınmıştır. Bu tür kaynaklarda toplam olarak ancak, 10.000 kadar sahabenin hayatı hakkında bilgi verilmektedir.

* Hayatları kitaplara geçen sahabîler; tanınan, bilinen, çeşitli özellikleriyle meşhur olan kimselerdir. Hayatlarıyla ilgili bilgiler sonraki asırlara intikal etmeyen veya Mekke-Medine gibi önemli merkezlerden uzakta yaşıyan sahabîlerin isim ve hayatları bu kaynaklarda yer almamıştır .

* "İslam'da birinci dereceyi kazanan muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar yok mu? Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah'dan razı olmuşlardır. Allah bunlar için, kendileri içinde ebedî kalıcılar olmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetler hazırladı. İşte bu, en büyük bahtiyarlıktır" (et-Tevbe, 9/100).

* "Muhammed Allah'ın Resulu'dur. O'nunla beraber olanlar (ashab) da kâfirlere karşı çetin ve metin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû' edici, secde edici olarak görürsün. Onlar Allah'dan daima fazl-u kerem ve rıza isterler. Secde izinden meydana gelen nişanları yüzlerindedir..." (el-Feth, 48/29)

* İslâm'dan önceki ümmetler, peygamberlerinin hayatı, sözleri ve davranışları ile ilgili bilgileri daha sonraki nesillere sıhhatli bir şekilde ulaştıramamışlardır. Diğer hususlarda olduğu gibi, müslümanların bu hususta da üstünlüğü vardır. Ve bu üstünlük Ashab sayesinde olmuştur. O da, Hz. Peygamber'in hayatı ile ilgili -en ince ayrıntısına kadar- bilgileri, O'nun sözlerini, davranışlarını, takrirlerini, ahlâkî ve cismanî özelliklerini... sonraki nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmadır.

* Ancak Ashab'ın İslâm'a girişleri ve hizmetleri, İslâm uğruna çektikleri çileler ve gösterdikleri çabalar, hicretler ve gazvelerdeki durumlarının üstünlüğü yanısıra; herşeye rağmen birer insan oldukları da gözönünde bulundurulduğunda, Ashab'ın hepsinin birbiri ile aynı değerde olmayacağı âşikardır. Bu bakımdan, farklı görüşler de bulunmakla beraber derece itibâriyle ashab-ı kirâm genellikle oniki tabakaya ayrılmıştır:
1. Aşere-i mübeşşere (Cennet'le müjdelenen on sahabî ki bunların başında ilk dört halife gelir) ve Hz. Hatice, Hz. Bilâl gibi ilk müslüman olanlar,
2. Hz. Ömer'in müslüman oluşu sırasında müşriklerin Dâru'n-Nedve'de durum müzakeresi yaptıkları zamana kadar müslüman olanlar,
3. I. ve II. Habeşistan hicretine katılan ashab,
4. I. Akabe Bey'atı'nda bulunan sahabîler,
5. II. Akabe Bey'atı'na katılanlar,
6. Peygamber Efendimiz, hicreti sonunda Kubâ'ya geldiği zaman orada Resulullah'a kavuşup Medine'ye yerleşen muhacirler,
7. Bedr Gazvesi'ne katılan Ashabı Kirâm,
8. Bedr Savaşı ile Hudeybiye Musâlahası arasında hicret edenler,
9. Hudeybiye'de yapılan Bey'atü'r-Rıdvân'a* katılanlar,
10. Hudeybiye Musâlahası ile Mekke fethi arasında hicret edenler,
11. Mekke'nin fethedilmesi üzerine müslüman olan Kureyşliler,
12. Hz. Peygamber'i Mekke Fethi sırasında, Vedâ Haccı'nda veya bir başka yerde gören çocuklar (Hâkim en-Neysâbûrî, Ma'rifetü Ulûmi'l-Hadîs, Beyrut 1977 s. 22-24)
Diğer taraftan Ashab arasında büyük değeri haiz olanlar, Muhacirun (Mekke Fethi'ne kadar Medine'ye hicret edenler) ve Ensar (Hz. Peygamber'e ve müslümanlara kucak açıp destek olan Medineli müslümanlar) diye adlandırılan iki temel zümre olmuştur .

www.AdnanSensoy.com

Read more
Collapse

About the author

www.AdnanSensoy.com

Yt: www.youtube.com/AdnanSensoy 

Fb: www.facebook.com/AdnanSensoy 

Tw: www.twitter.com/AdnanSensoy

İn: www.instagram.com/AdnanSensoy

Read more
Collapse
4.2
10 total
Loading...

Additional Information

Publisher
Adnan Şensoy
Read more
Collapse
Published on
Aug 12, 2011
Read more
Collapse
Pages
336
Read more
Collapse
Read more
Collapse
Best For
Read more
Collapse
Language
Turkish
Read more
Collapse
Genres
Religion / Islam / History
Read more
Collapse
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more
Collapse

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
 KİTAPTAN BAZI NOTLAR:


* Her şey hiçbir şeyken, hiçbir şeyi her şey yapanın adıyla… Bilinmek, tanınmak isteyip Vedud ismi şerifinin tecellisiyle aşkla her şeyin Nur‟unu Yaratanın adıyla…Sevgilisini yaratıp canlıcansız her yaratılana Sevgili yapanın adıyla…

* Sen olmasaydın hiçbir şeyi yaratmazdım buyurduğu, kendi sevgisini bizatihi ona olan sevgi ve itaate bağladığı isminin yanında ismini anarak yücelttiği, şahid, müjdeliyici ve uyarıcı olarak gönderdiği ve yine Mevla‟nın kendisine ve ahirete iman edenlere en güzel örnek olarak sunduğu ve yine ahlakını övdüğü ve Canımızdan aziz kılınan rahmete ve merhamete ermek isteyenin başvuru mercii her kendisine itaat ifade eden ayetlerle beraber ona itaati de anıp, sözlerine ve fiili tatbiklerine uymayı ve itaati kendisine itaat saydığı ve kendisine ancak tebliğ vazifesini mesajı ulaştırma görevini verip zorlamanın söz konusu olmadığı bir davetle gönderdiği hükmüne itaatin imandan itaatsizliğin imansızlığın işareti olarak sunduğu bağışlanmamız ve lutfa ermemiz kendisinin dua şefaatine sunulan kendisine isyan pişmanlık sebebi Nur Saçan bir Kandil olarak gönderilen hikmet ve güzel öğütle hayat veren davete çağıran ne kadar amel sahibi olursa olsun Ona itaat etmeyenin amellerinin tümünün boşa çıkacağını bildirdiği kendisine itaat edeni sevdiği kullarının arasına katacağı müjdesini bizlere sunduğu azaplardan korunuşumuz onun sünnetine varlığını yaşayıp aramızda bulunduğu inancıyla aramızda bulunmasına bağlanan ne kadar utansam da, layık olmasam da „La Taknatu (Ümid kesmeyin)‟ ayetine sarılarak Vahşi bin Harb (ra), Urve bin Mes‟ud (ra), Halid bin Velid (ra), Amr bin As gibi mahcubiyet içinde, Sevban‟lar (ra), Zeyd bin Desinne‟ler (ra), Hatıb bin Ebi Beltea‟lar (ra), Habibe‟ler (ra), Bilal bin Rebah elHabeşi‟ler (ra), Sabit bin Kays‟lar (ra), Mus‟ab bin Umeyr‟ler (ra), Ebu Ubeyde bin Cerrah‟lar (ra), Talha bin Ubeydullah‟lar (ra), Halid bin Said‟ler (ra), Sad bin Ebi Vakkaslar EbuBekir Ömer‟ler (ra), Osman Ali‟ler gibi aşkla, Allah‟ın bizzat kendisinin salat edip meleklere ve müminlere de salat etmelerini istediği canlar feda Habibi Hüda şefi ruzi ceza Sevgilimiz dostumuz arkadaşımız kurtarıcımız herşeyimiz Allah‟ın Rasulü ve Peygamberlerin Sonuncusu alemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed‟e, hatalarımdan Mevla‟nın Settar ismine sığınarak Vedud esmasından yardım isteyerek Ganiy esmasının zenginliğine ve Vekil esmasına dayanarak kemale ermiş, ezeli ve ebedi salat ve selam olsun darağacında idamı esnasında Sana selam yollayan Hubeyb bin Adiy‟lerin, Zeyd bin Desinne‟lerin, Asım bin Sabit‟lerin samimyetiyle… EsSalatu Vesselamu Aleyke Ya Rasulallah…

 

www.AdnanSensoy.com

Yüce Allah’a gökteki yıldızlar, çöllerdeki kumlar, havadaki zerrecikler,yeryüzüne inen su damlaları, ağaç yaprakları sayısınca hamd ve senalar olsun. Büyüklük, yücelik, ululuk, teklik ona mahsustur. Onun birliğinin delilleri güneş kadar parlak ve açıktır. Sıfatlarıda kesin deliller ile bellidir.Onun ululuğunun üst derecesini hiçbir yaratık bilemez. Hiç kimse onu tamanlamıyla anlayamaz Kavrayamaz.Akıl yolu ile ululuğunun derecesini anlamak imkansızdır. En akıllı insan bile, celal nurunun başlangıcında hayrete düşer ve anlama kabiliyeti orada son bulur. Onun yolunda ilerleyenler ve ona yaklaşmak için çaba gösterenler mesafe katettikçe onu hakkı ile tanımaktan aciz olduklarını buyruklarına uymaktan kusurlu bulunduklarını idrak ederler. Bu velilik makamının en üst derecesidir.
Ham ve senada eksikliklerini itiraf etmekde peygamberlerin vardığı makamın en üst derecesidir. Ancak onu tanımaktan acze düşüp, tamamen tanımamaz- lıktan gelmek, derin bir sapıklıktır. Onu tam anlamıyla tanımak için benzetme yapmak veya örneklerle açıklamalar yapmaya çalışmak da faydasızdır. Kullara yaraşan şey “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” ilahi düsturu unutmamak ve bunun ışığı altında O’na tapmayı elden bırakmamaktır. Yaratılanın vazifesi, yaratıcısının akıllara durgunluk veren işlerini ve sıfatlarının büyüklüğünü bir an olsun aklından çıkarmamak ve ona ibadetten geri kalmamaktır.
Böylece âlemde bulunan her şeyin, O’nun nurunun bir parıltısı olduğunu anlar ve kendisini “Her şey Allah’ındır. O’ndan başka bir şey yoktur” fikri kaplar. Milyo nlarca salat v e selam, insanların önderi, peygamberlerin sonuncusu, ilahi sırların kendisine gösterildiği seçkin insan Muhammed Mustafa (S.A.V.) ya ve her biri ümmetinin yol göstericisi ve şeriatın bildiricisi olan ashabına olsun.
BESMELEYE SAYGI VE HÜRMET

"Sen sen ol, Hakk ile kulun arasına girme. Çünkü bilmezsin. 'İyi!' de, 'Allah rahmet eylesin!' de geç. İyiyse iyi, kötüyse kötü. Bişri Hafi -kuddise sırruh- Hazretleri çok sarhoş bir haldeyken yerde bir kâğıt buluyor, bakıyor ki üzerinde Allah yazıyor. Alıyor onu, öpüyor, tozunu-toprağını siliyor ve duvara asıyor. Allah-u Teâlâ ona hidayet ediyor.

Onun içindir ki sakın karışma! Çünkü iyi zannınla kaybetmezsin, belki iyiyse kötü zannınla kaybedersin. Ne gerek sana! Gidiyoruz işte."

Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:

"Kim kirlenmemesi için, yerden, üzerinde 'Bismillâhirrahmânirrahîm' yazılı bir kâğıdı saygıyla kaldırırsa, Allah katında sıddıklardan olur, müşrik bile olsalar ana-babasının kabir azabı hafifletilir."

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:

"Miraç gecesi bütün cennetler bana gösterildi. Cennette dört nehir gördüm:

Biri, su; biri, süt; biri, cennet şarabı ve biri de bal nehri idi.

Cebrail Aleyhisselâm'a: 'Bu nehirler nereden gelip nereye dökülür?' diye sordum.

Cebrail Aleyhisselâm: 'Kevser havuzuna dökülüyor. Ancak nereden geldiğini bilmiyorum. Allah'a duâ et, sana bildirir yahut gösterir' dedi."

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Rabb'ine duâ etti.

Bir melek gelip Peygamber Aleyhisselâm'a selâm verdi ve "Ey Muhammed! Gözlerini kapat!" dedi.

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- devam ederek şöyle buyurdu:

"Gözlerimi kapattım, sonra o melek: 'Gözlerini aç!' deyince açtım, kendimi bir ağaç altında buldum. Orada kapısı kırmızı altın, kendisi beyaz inciden büyük bir kubbe gördüm. Dünyadaki insan ve cinlerin hepsi bu kubbe üzerine konulsa, bir dağ üzerine oturmuş bir kuş gibi kalırdı.

Nehirlerin bu kubbenin altından aktığını gördüm. Dönmek isteyince melek bana:

'Neden o kubbeye girmiyorsun?' dedi.

'Nasıl gireyim, kapısı kilitli ve bende anahtarı yok?' dedim.

Melek:' O kapının anahtarı 'Bismillâhirrahmân- irrahîm'dir'dedi.Kilidi tutup, 'Bismillâhirrahmânirrahîm' deyince kilit açıldı. Kubbeye girdim. O dört nehrin, kubbenin dört direğinden aktığını gördüm. Dört direk üzerinde de 'Bismillâhirrahmânirrahîm' yazılı idi.

Öyle ki; su nehrinin 'Bismi'nin 'mim' harfinden, süt nehrinin 'Allah'ın 'he' sinden, cennet şarabının 'Rahman'ın 'mim'inden ve bal nehrinin de 'Rahim'in 'mim'inden çıktığını gördüm. Anladım ki, dört nehrin aslı, Besmele-i Şerif'edendir.

O esnada Allah-u Teâlâ buyurdu ki;

'Ey Muhammed! Ümmetinden her kim kalbi riyâdan halis bir şekilde, beni bu isimlerle zikreder, 'Bismillâhirrahmânirrahîm' derse, o kimseyi bu nehirlerden sularım.'"

Besmele İle İlgili Ashâb-ı Kirâm'dan Hatıralar:

Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-, Amr bin As'ı Mısır'a vali olarak gönderdiğinde, Amr bin As -radiyallahu anh- o sene Nil nehrinin yükselmediğini gördü. Sebebini sorduğunda Mısırlılar şu cevabı verdi:

"Her sene Nil'in kabarması, verimli hale gelmesi için ailesinin müsadesiyle bakire bir kız kurbanlık olarak Nil'e atılır.

Ve ancak o zaman Nil kabarmaya başlar."

Amir bin As -radiyallahu anh- buna engel oldu ve "Bu ancak cahiliye devri adetidir." dedi. Durumu bir mektupla halife Ömer -radiyallahu anh-e bildirdi.Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- ona şu yazıyı hazırlatıp gönderdi ve nehre atmasını istedi:

"Bismillâhirrahmânirrahîm...

Ey Nil! Eğer sen emirsiz akıp gidiyorsan bizim sana hiçbir ihtiyacımız yoktur. Değilse Allah'ın izniyle akıp yoluna devam et..."

Amr bin As -radiyallahu anh- bu yazılı kâğıdı Nil'e atınca Nil kabardı ve çok verimli bir duruma geldi. Böylece o kötü âdet de kökünden yıkılıp hükümsüz kaldı.

Bizans İmparatoru Kayser, Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-e mektup yazıp;

"Bende hiç dinmeyen bir baş ağrısı var, doktorlar ilaç bulmaktan aciz kaldılar. Eğer bildiğin bir ilâç varsa gönder" dedi.

Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- ona bir takke gönderdi. Kayser, bu takkeyi başına koyduğunda başı ağrımıyor, başından çıkardığı zaman yine ağrımaya başlıyordu. Kayser, bu hale şaşırıp merakla takkeyi kontrol ettiğinde, içinde üzerine Besmele yazılmış bir kâğıt olduğunu gördü.

Halid bin Velid -radiyallahu anh-, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in nübüvvetinin hak olduğunu ispat edebilmek için, kâfirlerin kibir ve inatçılığına karşı, kâmil bir iman ve kalp kuvveti ile okuduğu Besmele-i şerife'nin ardından hiç tereddüt etmeden bir kâse zehir içtiği halde hiç tesir etmemiştir. (Taberânî)

Besmele ve Süleyman Aleyhisselâm:

Süleyman Aleyhisselâm'ın Sebe Melikesi Belkıs'a yazdığı mektup da Besmele ile başlamaktadır:

"Mektup Süleyman'dandır ve o: 'Bismillâhirrahmân- irrahîm.' (ile başlamakta)dır." (Neml: 30)

Bütün peygamberler hidayet rehberleridirler. Bize ölçü bırakmışlardır. Resulullah Aleyhisselâm da mektuplarına besmele ile başladı.

"O peygamberler Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. O halde sen de onların gittiği doğru yolu tutup onlara uy, o yoldan yürü." (En'am: 90)

Besmele ve Nuh Aleyhisselâm:

Nuh Aleyhisselâm gemiyi hazırladıktan sonra, beraberinde taşımakla emrolunduğu kimselere "Gemiye binin!" dedikten sonra "Bismillah" ile başlayan şu duâyı okudu:

"Onun akması da durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabb'im çok bağışlayandır, çok merhametlidir." (Hûd: 41)

Çünkü gemi kurtuluş için bir sebep olmakla beraber tek sebep değildi.

Gemiyi yürüten de durduran da O'dur. Bu bakımdan gönülleri Allah'a yöneltmek gerekiyordu.

Onlar ise geminin hareket etmeye başlaması sırasında ve sonunda Allah-u Teâlâ'yı zikrettiler, kendilerini boğulmaktan kurtardığı için şükranlarını arzettiler, bu ilâhî lütfa hamdettiler.

Fahreddin-i Râzi Hazretleri;

"Nuh Aleyhisselâm gemiye bindiği zaman Hûd suresinin 41. Âyet-i kerime'sini okuyunca Besmele'nin yarısına gelince umulan kurtuluşu elde etti. Ömür boyu bu kelimeye devam eden kimse kurtuluştan nasıl mahrum kalır.

Bunun gibi Hazret-i Süleyman da Neml suresinin 30. Âyet-i kerime'sinde geçen sözüyle dünya ve ahiret mülkünü elde etti. Kulun bu Besmele ile dünya ve ahiret mülküne ulaşacağı umulur." buyuruyorlar.

©2019 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.