Umre Rehberi - Vuslata Yolculuk - ADNAN ŞENSOY (10.baskı): Bu kitabı yazdığım zamanda yalnızca umreyi anlatan bir umre rehberi yoktu. Genelde hac ve umre rehberleri verilir bu da umrecilerin hacla karışık bilgiler nedeniyle kafasını karıştırırdı. Sonradan benzer kitapları yazıldıysa da sadece tavaf ve say dualarını yazmaktan ibadretti. Bendeniz ise sadece fıkıh boyutunda kalmadan işin şuur ve idrak boyutuyla sanki birlikte umre yapıyormuşçasına bir ROMANSAL umre rehberi olarak yazmaya niyetlendim ve bu eserimde bu niyetin meyvesi oldu... Bu eser Ocak 2017 İtibariyle 34 Umre 7 Hac 1 Kudüs turu rehberliği yapmış olan Adnan Şensoy 'un kalemiyle yazılmıştır.

Adnan Şensoy
3
Free sample

3/10/2017 GÜNCEL NOT:

Ücretini ödeyerek satın almak isteyen buradan satın alabilir. 

Bununla birlikte %100 Görsel açılmış ve ücretsiz görüntüleme imkanı sunulmuştur. Ücretsiz baskılı almak isteyen ise 0212 534 33 25 nolu telefondan BERAT TURİZM'i arayarak bu kitaptan 1 adet ücretsiz temin edebilir.

Saygılarımızla

(03 Ekim 2017 tarihli son 10.baskı yüklenmiştir)

 * İnsanın dünyada huzura, mutluluğa, aşka, hakiki sevdaya; ahiretteyse sonsuz saadete, ebedi mutluluğa ulaşmasını amaçlayan ve bu hedef doğrultusunda hayata yön veren tek sistem İslâm Dini‟dir. Din, her insanın yaratılışından gelen fıtrî bir olgudur. İnsan ruhundaki boşluğu ne ile doldurmaya çalışırsa çalışsın, dinin zirveleştirdiği mutluluğa, kalbî mutmainlik ve sükûnete İslâm‟dan başka bir sistemle kavuşamamıştır, kavuşamayacaktır. Dünya tarihide, bu satırla-rımızı destekleyen delillerle doludur. İslâm; âlemin yaratılışıyla beraber sahibimiz Allah‟ımız tarafından kullarına HEDİYE edilen, Hz.Adem(as) ile başlayıp sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed(sav) ile kemâl ve olgunluğa erişip tamamlanan ilim, merhamet ve sevgi medeniyetidir. 1

İnsan yaratılmış bir beşer olduğundan acziyetlikler, noksanlıklar, eksiklikler ve yetersizlikler taşımaktadır. Ve bu acziyetlikleri taşıyan insanın kendi kendine hayalen tasarladığı inançta eksiklikler olması kaçınılmaz olacağından huzur ve mutluluk vermeyecek belki geçici zevkler tattıracak, ancak ölüm öncesi dünyada, ölüm sonrasında da ahirette sonsuz hüsrana sebep olacaktır. Bunu tüm âlemlerin yaratıcısı olan Aziz ve Yüce Allah‟ımız(cc) şöyle buyurmuştur:
"Allah katında din şüphesiz İslâm‟dır" “Biliniz ki, kalpler ancak Allah‟ı anmakla huzur bulur.”3
Dünya hayatını imtihan olarak yaratan Allah'ımız, imtihanın cevaplarını da verircesine, sayısız Peygamber göndermiş, insanları İslâm‟a çağırtmak suretiyle, sonsuz huzur deryasına davet ettirmiştir.
Anne babanın yavrusuna karşı merhametini vererek, kendi merhametinin çağlayanını bizlere örneklerle sunan ve “Kulum” hitabının sıcaklığıyla bizleri bu imtihandan başarıyla sonsuz lutfuna garketmek istediğini buyuran Yüce Yaratan;
Cenneti, sevgiyle yarattığı kullarını mükafatlandırmak için; cehennemiyse sadece adalet yeri olarak ilan etmiştir.Bu adalet olmazsa mazlumun hakkı zalimde kalmaz mı? Yüce Rabbimiz(cc) sahibimiz Allah‟ımız, bu adalet konusunu anlamamız ve bu doğrultuda hayat programımızı düzenlememiz için bizlere göz, kulak, el, ayak, ve akıl gibi nimetler bahşetmiştir. Öyleyse temiz kalp ve akıl sahibi olup, “bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır” diyen her insan, kendisine ücretsiz olarak sıhhat, afiyet ve en önemlisi hayat hediye eden4 Allah‟ı bulacak, O‟nu tanıyacak, objektif olarak “kâinat kitabını”5, tefekkür nazarlarıyla keşfedip, Allah‟a kullukla hakiki hürriyetin tadına varma yoluna girecektir.6 Objektif bir araştırmayla kendine gelen ve kendini bulan kişinin yapacağı ilk şey tövbe olacaktır.7
Kullarına şefkat ve sonsuz merhametiyle yaklaşan ve can damarından daha yakın olduğunu8 belirterek, kullarının kalbi yalnızlığını gideren Allah‟ımıza, samimi derin duygularla bağlanışının ve sanki hayata yeniden gelişin sistematik ifadesi olan TÖVBE ile kişi kendini bulacak ve kendine gelecektir.9
Tövbe nuru, kalbin derinliklerine nüfuz edip insanın bütün molekül ve hücreleri ilahi aşka susuzluğu yaşayınca insan, İMAN kapısını açıp içine dalacaktır. Ve iman kapısı insanı vuslatına yani ibadetlerine yönlendirecektir.10
İbadetlerle iman yaşanınca, hayat ibadetlerle dirilince AHLÂK dediğimiz olgu tüm rahmetiyle kuşatacak insanın tüm hayatını ve sirâyet edecek hayatından tüm kâinata…11
Rahmet zincirleriyle birbirine bağlı olup birbirini tamamlayan bu olgular, insanı şu mübarek kelimenin ekseni etrafına alacak ve o mübarek kelimenin derin aşk deryasına dalan insan, o deryadan çıkmamak için nefsiyle ve diğer şer kaynaklarıyla mücadele edecektir.
O kelime: “Lâ ilâhe ilallâh, Muhammedur‟Rasulullah“
“Allah‟tan başka ilah yoktur ve Hz.Muhammed Allah‟ın elçisidir.”
İşte bu kelimede dirilişi ve yeniden hayata gelişi yaşayan insan, Yaratıcısı Allah‟a(cc) ve O‟nun Habibim(sav) dediği ve sevgisinin yegâne kapısı olduğunu buyurduğu12, gönderdiği son uyarı ve kurtuluş kitabını hayatıyla tefsir ettirdiğini buyurduğu13 Hz.Muhammed‟e(sav) derin bir sevgi ile gönül iklimine dalacak ve Peygamberlerin lisan-ı hâli olan kulluk sanatını dünya sahnesinde en hârikulâde haliyle sergilemek için “VUSLAT‟A YOLCULUĞA‟‟ koşacaktır ve hasretle kavrulacaktır yüreği.
Artık sevgilisi, dostu, arkadaşı, rehberi olan sakındırıcı ve müjdeleyici14 Peygamberi‟nin Kur-an tefsiri olan hayatının ve tatlı sözlerinin ardına düşüp, Nahl süresinin 97. ayeti gibi ayetlerde buyurulan ilahi müjdelerle dünyada cennet hayatı yaşayıp, ahirette de ebedi cennete ermeye koşacaktır. Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz. 15
Bu özlem, sevgi ve iştiyak insanı NEREYE GİDEYİM sorusuyla baş başa bırakacak ve insan cevabını Zariyat süresinin 50. ayeti16 gibi ayetlerde bulacaktır.Sonra İbrahimî(as) bir davetle aşkın merkezine HAREMEYN‟e çekim yaşar gönül…
Çünkü insanlığın atası Hz.Adem‟den(as) başlayan insanlık serüvenin adım adım yaşandığı, vahiy ile tezkiye olup Hz.Muhammed(sav) ile tamam-landığı iman ettiği mübarek dinin yaşandığı, karanlık çöllere dolunay gibi doğup nuruyla yol gösterdiği yerler o yerler. İman ettiği dinin mübarek elçilerince hayat sürebilmek için Hz.Adem‟i(as), Hz.Şit‟i(as),Hz.Lut‟u(as), Hz.Musa‟yı(as), Hz.Harun‟u(as), Hz.İbrahim‟i(as), Hz.İsmail‟i(as) daha nice nice Nebiyi ve Resulü ve Hz.Muhammed Mustafa‟yı(sav) yerinde yeniden anlamanın, İslâm tarihine adım adım yolculuk yaparken, ibadetler ile ruhu şahlandırmanın yeri o yerler. İşte bu iştiyak ve arzu ile, Hac veya Umre seçeneğinden birini seçer ve koşar vuslata doğru. Sevgi medeniyeti dini, mübarek İslâm‟ın doğduğu, yayıldığı yerleri, tefekkür nazarlarıyla müşahede etmek, ibadetlerin merkezinde, Kâbe‟de, aşkın zirvesine ulaşmak ve sonra Medine‟de âlemin yaratılış sebebi Sevgilisi Hz.Muhammedin kabrini ziyaret edip şefaatini ümit etmekte karar kılar.
İnancın pratiğe yansımaları olan ibadetler, hem bireyi, hem de toplumu psikolojik ve sosyolojik olarak huzura kavuşturmayı hedefler. Bu, ibadet boyutuyla Allah-kul ilişkisini güçlendiriyorken, hikmet boyutuylada ruh sağlığı ve sosyal dayanışmayı besler. Bedenle yapılan namaz ve oruç ibadetinde nefis terbiyesi ağır basarken; mal varlığıyla yapılan zekât, sadaka ve kurban ibadetlerinde dayanışma, paylaşma, ötekini anlama ruhunu öne geçmektedir. Hem bedenle, hem de mal ile yapılan hac ve umre ibadetine gelince, o bu özelliklerin hepsini bünyesinde toplayan bambaşka bir ameldir. www.AdnanSensoy.com

 

Read more

About the author

www.AdnanSensoy.com


Yt: www.youtube.com/AdnanSensoyResmi 


Fb: www.facebook.com/AdnanSensoy 

Tw: www.twitter.com/AdnanSensoy

İn: www.instagram.com/AdnanSensoy

Read more

Reviews

3.0
3 total
Loading...

Additional Information

Publisher
Adnan Şensoy
Read more
Published on
Feb 2, 2007
Read more
Pages
305
Read more
Read more
Best For
Read more
Language
English
Read more
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
Adnan Şensoy
 * Tevhid mücadelesinin temel direği: Namaz'dır.
* Hz.Ebu Hureyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Rasulallah’ın (as) Şöyle söylediğini işittim:
"Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde hergün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?"
"Bu hal, dediler, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!" Rasulallah (as):
"İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler" buyurdu."
(Buhâri, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 282, (666); Tirmizî, Emsâl 5, (2872); Nesâî, Salât 7, (1, 231); Muvatta, Sefer 91, (1,174))

* Bu hadisten ve ‘’Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.(Ankebut:45) ayetinden dolayı kitabın ismini NAMAZ VE NEHiR koydum.

* Kadı Beyzavi; Hz.Enes’den (Radıyallahu Anh) rivayet edilen şu olayı zikrediyor: Resuli Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem) döneminde, her türlü kötülüğü işleyen eden ensar'dan bir genç, namazını da asla ihmal etmemektedir. Meselenin durumu Rasulallah'a (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bildirilince: " O gencin asla ihmal etmediği namaz, birgün kendisini Yapılması uygun olmayan, ayeti kerîme ve hadisi şeriflerle haram edilenden ve dinin çirkin gördüğü şeylerden koruyacaktır" buyuruyorlar. Gerçekten aradan fazla bir zaman geçmeden o genç; tevbe ediyor ve salih bir mü'min oluyor (Mecmuatu't Tefasir ist: 1979 Çağrı Yay. C: 5, Sh: 1920 (Kadı Beyzavi Böl.)

* Rasulallah’a (Sallallahu Aleyhi Vesellem):
" Amellerin hangisi daha faziletlidir?" diye sordum. Resuli Ekrem:
" Vaktinde edâ edilen, kılınan namazdır" buyurdular. (Sahihi Buhari ist: 1401 Çağrı Yay. C: 1, Sh: 134 K. Mevakiti's Salat: Bab: 5. )

* Hadi ey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdını sun, temizle kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şeklide MEVLA’ya yaklaş... Hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın siz o nefsime o hep konuşur ve sizi kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz, siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun gücünü. Biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi ezanı okumaya başladı. Haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı...


* "İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre, sevgilimiz dostumuz Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurmuştur: "İslam beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka bir ilâh bulunmadığına, Hz.Muhammed'in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır" (Buhârî, İman,1, 2; Müslim, İmân, 1922). Sevgilimiz dostumuz Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderirken ona şöyle buyurmuştur: "Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları ilk önce Allah'a kulluk etmeğe çağır. Allah'ı tanırlarsa, Allah'ın onlara gecede ve gündüzde beş vakit namazı farz kıldığını söyle. Namazı kılanlarsa; Allah’ın onlara, zenginlerinden alınıp yoksullara verilmek üzere zekâtı farz kıldığını söyle. İtaat ederlerse, bunu onlardan al, insanların mallarının en iyisini alma, mazlumun bedduasından sakın. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur" (Buhârî, Zekât, 41, 63, Meğâzî, 60, Tevhîd, 1; Nesâî, Zekât, 1; Dârimî, Zekât, I) 


* Ebü Ümâme (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve:
"Ey Allah'ın Resülü, ben bir suç ve günah işledim, bana cezasını ver!" dedi, Rasulallah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. Rasulallah yine sükut buyurdu. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü, ben de adamı takip ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Efendimiz adama: "Evinden çıkınca abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın?" buyurdu. O: "Evet ey Allah'ın Resulü!" dedi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem):
"Sonra da bizimle namaz kıldın mı?" diye sordu. Adam: "Evet ey Allah'ın Resulü!" deyince, Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem): "Öyleyse Allah Teâlâ hazretleri haddini veya günahını demişti affetti" buyurdu. (Buhârî, Hudüd 27, Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765); Ebü Davud, Hudüd 9, (4381))

* ÜZÜNTÜ ANINDAKİ İLK KAÇIŞ MERCİ :NAMAZ
Hz.Huzeyfe (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'ı herhangi birşey üzecek olursa namaz kılardı."
(Ebü Dâvud, Salât 312, (1319); Nesâî, Mevâkît 46, (1, 289))

* KÂRLARIN KAZANÇLARIN EN HAYIRLISI :NAMAZ
Abdullah İbn Selmân, Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'ın ashabından birisinden naklediyor: "Hayberin fethedildiğii gün bir adam Sevgilimiz dostumuz Rasulallah'e (Sallallahu Aleyhi Vesellem) gelerek:"Ey Allah'ın Resulü, bugün ben öyle bir kâr ettim ki böyle bir kârı şu vadi ahalisinden hiçbiri yapmamıştır" dedi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem): "Bak hele! Neler de kazandın?" diye sordu. Adam: "Ben alıp satmaya ara vermeden devam ettim. Öyle ki üçyüz okiyye kâr ettim dedi. Rasulallah efendimiz: "Sana kârların en hayırlısını haber vereyim mi?" diye sordu. Adam: "O nedir, ey Allah'ın Resulü?" dedi. Efendimiz açıkladı:" (Farz) namazdan sonra, kılacağın iki rekattir." (Ebü Dâvud, Cihâd 180, (2785))


* CENNETE RASULALLAH’LA (Sallallahu Aleyhi Vesellem) BERABER OLMAK İÇİN: NAMAZ
Rebî'a İbn Ka'b el-Eslemî anlatıyor: "Ben Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile beraber gecelemiştim, kendisine abdest suyunu ve başkaca ihtiyaçlarını getirdim. Bana: "Dile benden (ne dilersen) (Bende aracı olup Rabbimden diliyeyim)!" buyurdu. Ben: "Senden cennette seninle beraberlik diliyorum!" dedim. Bana: "Veya bundan başka birşey?" dedi. Ben: "Hayır, sadece bunu istiyorum!" dedim. "Öyleyse kendin için çok secde ederek bana yardımcı ol!" buyurdu." (Müslim, Salât 226, (489); Ebü Dâvud, Salât 312, (1320))

* RASULALLAH’IN SON VASİYETİ; NAMAZ
Hz.Enes anlatıyor: "Ölüm vakti geldiği vakit Sevgilimiz Rasulallah’ın son tavsiyeleri;
‘’Namaz, namaz (ı ihmal etmeyin)...’’ olmuştur. (Kütübi Sitte;6790 nolu hadis)
Adnan Şensoy
 KİTAPTAN BAZI NOTLAR:


* Ebû Ümâme radıyallahu anh şöyle dedi: Rasulallah birçok dua okudu, fakat biz ondan hiçbir şey ezberleyemedik. Bunun üzerine: – Yâ Resûlallah! Pek çok dua okudun, biz onları ezberleyemedik, dedik. O zaman Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:
– “O duaların hepsini içine alan bir duayı size öğreteyim mi? Şöyle deyiniz: Allahım! Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in senden dilediği hayırları ben de dilerim. Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in sana sığındığı şerlerden biz de sana sığınırız. Yardım ancak senden beklenir. İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak sensin. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. (Tirmizî, Daavât 89.) 

* Allah'ım, bana sevgini ve sevgisi Senin katında fayda verecek kimselerin sevgisini nasip et. Allah'ım, bana rızık olarak verdiğin ve benim de sevdiğim şeyleri Senin sevdiğin şeyler yapmak hususunda bana destek ol. Arzu ettiğim halde bana vermediğin şeyleri senin sevgini kazanmaya vesile kıl
(Tirmizî, Daavat 73.)

* Allah'ım, kötü huylardan, kötü işlerden, kötü arzulardan ve kötü hastalıklardan Sana sığınırım
(Ebû Davud, Daavat126.)

* Allah'ım, Senin katından öyle bir rahmet istiyorum ki, onunla kalbime yol gösteresin, işimi derleyip toparlayasm, dağınıklığımı gidere-sin, benim iç dünyamı ıslah edesin, dış görünüşümü yüceltesin, amelimi bereketlendirip temizleyesin, doğru yolumu bana ilham edesin, mahlukâttaki ibret noktalarını görmeye engel olan ülfetimi gideresin ve beni bütün kötülüklerden koruyasm. Allah'ım, bana öyle bir îman ve yakîn ver ki, ondan sonra küfür olmasın. Öyle bir rahmet ver ki, dünya ve âhirette onunla Senin ikramının zirvesine ereyim. Allah'ım, Senden, hakkımdaki hükümlerde lütfunu, şehitlere yapacağın ikramı, Senin itaatinla bahtiyar olanların yaşayışını ve düşmanlara karşı zaferi istiyorum. Allah'ım, Senden ihtiyacımı gidermeni istiyorum. Eğer görüşüm kısa ve amelim zayıf olursa rahmetine ihtiyacım vardır. Ey bütün işlerin hükmü elinde olan ve ey kalblere şifâ veren! Senden denizlerin arasını ayırdığın gibi beni kızgın Cehennem azabından, musibet feryadından ve kabir fitnesinden korumanı istiyorum.
Allah'ım, görüşümün kısa kaldığı, niyetimin ulaşamadığı, isteğimin ermediği ve yaratıklarından her hangi birisine vaad ettiğin bir hayır veya kullarından her hangi birine vereceğin bir nimet varsa Senden onu da istiyorum. Rahmetinden diliyorum. Ey Âlemlerin Rabbi! Allah'ım, ey kuvvetli ipin ve doğru işin sahibi, Kıyamet Gününde Senden emniyeti, ebediyet gününde huzurundaki mukarreb meleklerinle, çok rüku ve secde yapanlarla, sözlerini yerine getirenlerle beraber Cennet istiyorum. Şüphesiz Sen çok merhametli ve kullarını pekçok sevensin ve yine Sen istediğini yapansın. Allah'ım, bizi doğru yola eren, hidâyeti bulan, yoldan sapmayan ve başkalarını da saptırmayan dostlarınla barışık, düşmanlarına düşman olan eyle. Senin sevginle Seni sevenleri sevelim. Verdiğin düşmanlıkla Sana karşı gelenlere düşmanlık edelim. Allah'ım, işte isteğim bu, cevap vermek Sana âit. İşte gayretim bu, güvenilmek Sana âit. Allah'ım, benim için kalbimde bir nur yarat, kabrimde bir nur yarat, önümde bir nur yarat, arkamda bir nur yarat, sağımda bir nur yarat, solumda bir nur yarat, üstümde bir nur yarat, altımda bir nur yarat, kulağımda bir nur yarat, gözümde bir nur yarat, kıllarımda bir nur yarat, derimde bir nur yarat, etimde bir nur yarat, kanımda bir nur yarat ve kemiklerimde bir nur yarat. Allah'ım, nurumu büyüt, bana bir nur ver. Benim için bir nur yarat. İzzetiyle kullarına şefkat gösteren ve bununla hükmeden Zâtı her türlü noksandan tenzih ederiz. Azamet Örtüsüne bürünen ve bununla kullarına lütuf ve ikram eden Zâtı her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz. Teşbih sadece kendisine yakışan Zâtı her türlü noksandan tenzih ederiz. Fazl ve nimet sahibini her türlü noksanlıklardan tenzih ederiz. Azamet ve kerem sahibini her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Celâl ve ikram sahibini her türlü noksandan tenzih ederiz
(Tirmizî, Daavat: 30.)

* Allah'ım, sözlerimi işitiyorsun, yerimi görüyorsun, gizlimi de, açığımı da biliyorsun. Durumumdan hiçbir şey Sana gizli değildir. Ben çaresiz ve muhtacım. Yardımını istiyor ve korunmamı diliyorum. Azabından korkuyor, korkundan dolayı kalbim titriyor. Günahımı ikrar ve itiraf ediyorum. Yoksul bir adamın isteyişi gibi Senden istiyorum. Günahkâr ve zelil bir kimsenin yakarışıyla yalvarıyorum. Zor durumda kalmış, Senden korkan, Sana boynunu bükmüş, Senin için göz yaşı akıtmış, bütün bedeniyle emrine girmiş birinin duası gibi Sana duâ ediyorum. Allah'ım, Sana yaptığım duada beni bitkin hale düşürüp ümitsiz kılma. Bana karşı son derece şefkatli ve merhametli ol. Ey kendisinden istenenlerin en hayırlısı ve ey istenenleri verenlerin en hayırlısı
(Taberâni'nin Kebîrinden)

* Allah'ım, aramızı ıslah eyle. Kalblerimizi birbirine ısındır. Bizi selâmet yollarına hidâyet eyle. Bizi karanlıklardan kurtarıp nura götür. Bizi açığıyla, gizlisiyle bütün çirkin günahlardan koru. Allah'ım, bizim için kulaklarımızı, gözlerimizi, kalblerimizi, eşlerimizi, neslimizi mübarek eyle. Tevbemizi kabul buyur. Şüphesiz Sen tevbeleri çok çok kabul eden tevvab ve merhameti bol Rahmisin. Bizi nimetine şükreden, onlarla Sana meth ü senada bulunan, onları Senden kabul edenler eyle. Üzerimizdeki nimetlerini tamamla
(Taberânı'nin Kebîrinden ve Hâkim'in Müstedretinden)

* Allah'ım, gücümün tükenişini, çaremin bitişini ve insanların gö-zünde değersiz görülüşümü sadece Sana şikâyet ediyorum. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi, beni kime havale ediyorsun? Beni bütün kabalığıyla karşılayacak bir düşmanıma mı, yoksa işimi eline verdiğin bir yakınıma mı? Sen bana kızgın olmadıktan sonra başkasının düşmanlığına hiç de önem vermem. Şu kadar var ki, Senin afiyetin beni de içine alacak kadar geniştir. Gazabını bana çevirmenden, öfkeni üzerime indirmenden, gökleri ve yeri aydınlatan, karanlıkları dağıtan, dünya ve âhiret işleri onunla yoluna giren kerim Zâtının nuruna sığmıyorum. Sen razı oluncaya kadar Senin rızânı dilemeye devam edeceğim. Kötülükten sakınma iyiliğe güç yetirme sadece Senin yardımınladır.
(Taberâni'nin Kebîrinden)

* Allah'ım, Senden rahmetinin gerektirdiği şeyleri, kesin mağfiretini, her günahtan korunmuş olmayı, her iyiliği kazanmayı, Cenneti elde edip Cehennemden kurtulmayı istiyoruz
(Hâkim'in Müstedrekinden)

* Allah'ım, kulağımdan ve gözümden ölünceye kadar beni istifade ettir. Dinimde ve bedenimde bana afiyet ver. Hakkımı alıncaya kadar zulmedene karşı bana yardım et. Allah'ım, nefsimi Sana teslim ediyorum. İşimi Sana havale ettim. Sırtımı Sana dayadım. Yüzümü sadece Sana çevirdim. Senin azabından kurtuluş ve sığınma yalnızca Senin merhametine sığınmakla olur. Ben Senin gönderdiğin elçine ve indirdiğin kitabına îman ettim
(Hâkim'in Müstedrekinden)

* Allah'ım, Senden iffeti ve dünyam, dinim, aile efradım ve malım hakkında afiyeti istiyorum. Allah'ım, eksikliklerimi ört, korkumu emniyete çevir. Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelecek günah ve felâketlere karşı beni muhafaza eyle ve alt tarafım dan farkında olmayarak helake götürülmekten Sana sığınırım (İ.Suyuti.C.Sağır.1492.hadis)

 

www.AdnanSensoy.com

Adnan Şensoy
 KİTAPTAN BAZI NOTLAR:


* Her şey hiçbir şeyken, hiçbir şeyi her şey yapanın adıyla… Bilinmek, tanınmak isteyip Vedud ismi şerifinin tecellisiyle aşkla her şeyin Nur‟unu Yaratanın adıyla…Sevgilisini yaratıp canlıcansız her yaratılana Sevgili yapanın adıyla…

* Sen olmasaydın hiçbir şeyi yaratmazdım buyurduğu, kendi sevgisini bizatihi ona olan sevgi ve itaate bağladığı isminin yanında ismini anarak yücelttiği, şahid, müjdeliyici ve uyarıcı olarak gönderdiği ve yine Mevla‟nın kendisine ve ahirete iman edenlere en güzel örnek olarak sunduğu ve yine ahlakını övdüğü ve Canımızdan aziz kılınan rahmete ve merhamete ermek isteyenin başvuru mercii her kendisine itaat ifade eden ayetlerle beraber ona itaati de anıp, sözlerine ve fiili tatbiklerine uymayı ve itaati kendisine itaat saydığı ve kendisine ancak tebliğ vazifesini mesajı ulaştırma görevini verip zorlamanın söz konusu olmadığı bir davetle gönderdiği hükmüne itaatin imandan itaatsizliğin imansızlığın işareti olarak sunduğu bağışlanmamız ve lutfa ermemiz kendisinin dua şefaatine sunulan kendisine isyan pişmanlık sebebi Nur Saçan bir Kandil olarak gönderilen hikmet ve güzel öğütle hayat veren davete çağıran ne kadar amel sahibi olursa olsun Ona itaat etmeyenin amellerinin tümünün boşa çıkacağını bildirdiği kendisine itaat edeni sevdiği kullarının arasına katacağı müjdesini bizlere sunduğu azaplardan korunuşumuz onun sünnetine varlığını yaşayıp aramızda bulunduğu inancıyla aramızda bulunmasına bağlanan ne kadar utansam da, layık olmasam da „La Taknatu (Ümid kesmeyin)‟ ayetine sarılarak Vahşi bin Harb (ra), Urve bin Mes‟ud (ra), Halid bin Velid (ra), Amr bin As gibi mahcubiyet içinde, Sevban‟lar (ra), Zeyd bin Desinne‟ler (ra), Hatıb bin Ebi Beltea‟lar (ra), Habibe‟ler (ra), Bilal bin Rebah elHabeşi‟ler (ra), Sabit bin Kays‟lar (ra), Mus‟ab bin Umeyr‟ler (ra), Ebu Ubeyde bin Cerrah‟lar (ra), Talha bin Ubeydullah‟lar (ra), Halid bin Said‟ler (ra), Sad bin Ebi Vakkaslar EbuBekir Ömer‟ler (ra), Osman Ali‟ler gibi aşkla, Allah‟ın bizzat kendisinin salat edip meleklere ve müminlere de salat etmelerini istediği canlar feda Habibi Hüda şefi ruzi ceza Sevgilimiz dostumuz arkadaşımız kurtarıcımız herşeyimiz Allah‟ın Rasulü ve Peygamberlerin Sonuncusu alemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed‟e, hatalarımdan Mevla‟nın Settar ismine sığınarak Vedud esmasından yardım isteyerek Ganiy esmasının zenginliğine ve Vekil esmasına dayanarak kemale ermiş, ezeli ve ebedi salat ve selam olsun darağacında idamı esnasında Sana selam yollayan Hubeyb bin Adiy‟lerin, Zeyd bin Desinne‟lerin, Asım bin Sabit‟lerin samimyetiyle… EsSalatu Vesselamu Aleyke Ya Rasulallah…

 

www.AdnanSensoy.com

Adnan Şensoy
 Yazarımız eserini şöyle tanıtıyor:


Tesettür konusunda temiz niyetli insanların özet bir bilgiye rahat ve kolay ulaşsın, sebeplerinide şuurunda idrak edebilsin diye yazdığım bir eserdi. En çok rağbet gören eserlerimden biri olmasının sebebini YALNIZCA CEVABINI yazmış olmama bağlıyorum.

KİTAPTAN BAZI NOTLAR:

* Bugün öyle bir zihniyetle karsı karsıyayız ki tüm dünyada bir Hindu, bir Musevi, bir Hıristiyan kadın basını örtse
gıkları çıkmayan sözde kadın hak ve özgürlükleri savunucuları bu haklara aykırı gördükleri tesettüre gericilik diye
karsı çıkmaktadırlar.


* Allahu Teala örtünme emrine önce Sevgili Peygamberimiz'in (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) zevceleri ve kızları ile baslamıstır. Bu, onların diger kadınların önderi ve imtisal numunesi (uyulacak, misal getirilecek örnek) olduklarını göstermektedir. Diger kadınlar onlara uyacakları için uygun olan Ser'i emirlere (Allah'ın emirleri), hükümlere
önce onların sarılmaları, aynen yerine getirmeleridir. Zira bir davetin etkili olabilmesi için davetçi, tezlerini
önce kendinde ve aile efradında (Aile fertlerinde, bireylerinde) tatbik etmeli, uygulamalıdır. ste bu hususta da
elbetteki Sevgili Peygamberimiz'in (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) zevceleri ve kızlarının önder ve öncü olmaları gerekir. Bunun için Allahu Teala (Celle Celalühü) Peygamberine (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) kadınların örtünmesini vahyederken, ayetin basında önce Sevgili Peygamberinin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) zevce ve kızlarını anmıstır.

* Hicab ayeti (Hanımların yabancı erkeklerle perde arkasından görüsmesini emreden ayeti), kadınların avret mahallerini (Dinen örtünmesi gereken bedenin bazı yerleri demektir) örtmeleri istikrar (karar kılıp, yerlesme) kazandıktan sonra nazil olmustur. Öyleyse bu ayette emrolunan tesettür, daha önce farz kılınan setr-i avretten (Vücudun dinen örtünmesi gereken yerlerini örtmektir) baska ve fazla bir örtünmedir. Bunun içindir ki, bütün tefsir alimleri (müfessirler), anlatımları (tabirleri) degisikte olsa mefhumda (bir sözden çıkarılan mana) birleserek ayetteki 'CİLBAB'tan maksadın (kastedilenin, amacın, istenilenin) kadının elbiseleri üzerine giyilen ve bütün vücudu örten bir örtü, elbise oldugunda ittifak etmislerdir (Birlikte konuda uyusmuslardır). Bu sebeple zamanımızda kadınların 'ÇARSAF' denilen bir örtü veya onun benzeri bir örtü ile örtünmeleri gerekmektedir. Ayetteki 'CİLBAB'tan maksat, bazı cahillerin sadıkları gibi setr-i avret degildir.

* Ayetteki “Zevcelerine, kızlarına ve mü’minlerin eslerine” fadesindeki tafsilat (genis bir sekildeki açıklamalar), hicabın yalnız Sevgili Peygamberimiz'in (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) zevcelerine farz oldugunu iddia (Haklı veya haksız bir davada ayak direme, davaya kalma, inat etme) edenlerin iddialarını açıkça reddetmektedir. Çünkü ayetteki “mü’minlerin eslerine” ifadesi, örtünmenin bütün mü’min kadınlara emredildigine, onların da bu umumi (herkese ait herkesle ilgili) hitaba dahil olduklarına kesin bir sekilde delalet (isaret etmek) etmektedir. Bu sarih (açık, belli, ortada, meydanda) emir karsısında nasıl olur da Müslüman kadınların örtünmesinin farz olmadıgı iddia edilebilir?


* “Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur.” Ayetinde hicabın farziyetinin hikmeti beyan edilmektedir (açıklanmaktadır, anlatılmaktadır) Ser'i (Dini) hükümlerin hepsinde mesru (Dogru, gerçek) hikmetler vardır. ste kadınların örtünmelerindeki hikmet de hem onların namuslarının, hem de cemiyetin (toplulukların) korunmasıdır. Müfessirlerin cumhuruna göre (Tefsir Alimlerinin topluluguna göre), ayetteki 'tanınıp' kelimesinden kastedilen, hür kadın olduklarının anlasılması, köle ve cariyelerden temyiz (ayırma) edilmeleridir. Ebu Hayyan, bu hususta cumhurun görüsünden baska
bir görüsü tercih etmistir. Ona göre ayetteki örtünme emri ister hür, ister cariye olsun bütün Müslüman kadınlaradır.
'Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur' ayetini de, 'Namus ve iffetle tanınsınlar ki, fasık kimseler onlardan bir sey beklemesinler.’ Seklinde tefsir etmektedir

 

www.AdnanSensoy.com

©2017 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.