Umre Rehberi - Vuslata Yolculuk - ADNAN ŞENSOY (10.baskı): Bu kitabı yazdığım zamanda yalnızca umreyi anlatan bir umre rehberi yoktu. Genelde hac ve umre rehberleri verilir bu da umrecilerin hacla karışık bilgiler nedeniyle kafasını karıştırırdı. Sonradan benzer kitapları yazıldıysa da sadece tavaf ve say dualarını yazmaktan ibadretti. Bendeniz ise sadece fıkıh boyutunda kalmadan işin şuur ve idrak boyutuyla sanki birlikte umre yapıyormuşçasına bir ROMANSAL umre rehberi olarak yazmaya niyetlendim ve bu eserimde bu niyetin meyvesi oldu... Bu eser Ocak 2017 İtibariyle 34 Umre 7 Hac 1 Kudüs turu rehberliği yapmış olan Adnan Şensoy 'un kalemiyle yazılmıştır.

Adnan Şensoy
4
Free sample

3/10/2017 GÜNCEL NOT:

Ücretini ödeyerek satın almak isteyen buradan satın alabilir. 

Bununla birlikte %100 Görsel açılmış ve ücretsiz görüntüleme imkanı sunulmuştur. Ücretsiz baskılı almak isteyen ise 0212 534 33 25 nolu telefondan BERAT TURİZM'i arayarak bu kitaptan 1 adet ücretsiz temin edebilir.

Saygılarımızla

(03 Ekim 2017 tarihli son 10.baskı yüklenmiştir)

 * İnsanın dünyada huzura, mutluluğa, aşka, hakiki sevdaya; ahiretteyse sonsuz saadete, ebedi mutluluğa ulaşmasını amaçlayan ve bu hedef doğrultusunda hayata yön veren tek sistem İslâm Dini‟dir. Din, her insanın yaratılışından gelen fıtrî bir olgudur. İnsan ruhundaki boşluğu ne ile doldurmaya çalışırsa çalışsın, dinin zirveleştirdiği mutluluğa, kalbî mutmainlik ve sükûnete İslâm‟dan başka bir sistemle kavuşamamıştır, kavuşamayacaktır. Dünya tarihide, bu satırla-rımızı destekleyen delillerle doludur. İslâm; âlemin yaratılışıyla beraber sahibimiz Allah‟ımız tarafından kullarına HEDİYE edilen, Hz.Adem(as) ile başlayıp sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed(sav) ile kemâl ve olgunluğa erişip tamamlanan ilim, merhamet ve sevgi medeniyetidir. 1

İnsan yaratılmış bir beşer olduğundan acziyetlikler, noksanlıklar, eksiklikler ve yetersizlikler taşımaktadır. Ve bu acziyetlikleri taşıyan insanın kendi kendine hayalen tasarladığı inançta eksiklikler olması kaçınılmaz olacağından huzur ve mutluluk vermeyecek belki geçici zevkler tattıracak, ancak ölüm öncesi dünyada, ölüm sonrasında da ahirette sonsuz hüsrana sebep olacaktır. Bunu tüm âlemlerin yaratıcısı olan Aziz ve Yüce Allah‟ımız(cc) şöyle buyurmuştur:
"Allah katında din şüphesiz İslâm‟dır" “Biliniz ki, kalpler ancak Allah‟ı anmakla huzur bulur.”3
Dünya hayatını imtihan olarak yaratan Allah'ımız, imtihanın cevaplarını da verircesine, sayısız Peygamber göndermiş, insanları İslâm‟a çağırtmak suretiyle, sonsuz huzur deryasına davet ettirmiştir.
Anne babanın yavrusuna karşı merhametini vererek, kendi merhametinin çağlayanını bizlere örneklerle sunan ve “Kulum” hitabının sıcaklığıyla bizleri bu imtihandan başarıyla sonsuz lutfuna garketmek istediğini buyuran Yüce Yaratan;
Cenneti, sevgiyle yarattığı kullarını mükafatlandırmak için; cehennemiyse sadece adalet yeri olarak ilan etmiştir.Bu adalet olmazsa mazlumun hakkı zalimde kalmaz mı? Yüce Rabbimiz(cc) sahibimiz Allah‟ımız, bu adalet konusunu anlamamız ve bu doğrultuda hayat programımızı düzenlememiz için bizlere göz, kulak, el, ayak, ve akıl gibi nimetler bahşetmiştir. Öyleyse temiz kalp ve akıl sahibi olup, “bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır” diyen her insan, kendisine ücretsiz olarak sıhhat, afiyet ve en önemlisi hayat hediye eden4 Allah‟ı bulacak, O‟nu tanıyacak, objektif olarak “kâinat kitabını”5, tefekkür nazarlarıyla keşfedip, Allah‟a kullukla hakiki hürriyetin tadına varma yoluna girecektir.6 Objektif bir araştırmayla kendine gelen ve kendini bulan kişinin yapacağı ilk şey tövbe olacaktır.7
Kullarına şefkat ve sonsuz merhametiyle yaklaşan ve can damarından daha yakın olduğunu8 belirterek, kullarının kalbi yalnızlığını gideren Allah‟ımıza, samimi derin duygularla bağlanışının ve sanki hayata yeniden gelişin sistematik ifadesi olan TÖVBE ile kişi kendini bulacak ve kendine gelecektir.9
Tövbe nuru, kalbin derinliklerine nüfuz edip insanın bütün molekül ve hücreleri ilahi aşka susuzluğu yaşayınca insan, İMAN kapısını açıp içine dalacaktır. Ve iman kapısı insanı vuslatına yani ibadetlerine yönlendirecektir.10
İbadetlerle iman yaşanınca, hayat ibadetlerle dirilince AHLÂK dediğimiz olgu tüm rahmetiyle kuşatacak insanın tüm hayatını ve sirâyet edecek hayatından tüm kâinata…11
Rahmet zincirleriyle birbirine bağlı olup birbirini tamamlayan bu olgular, insanı şu mübarek kelimenin ekseni etrafına alacak ve o mübarek kelimenin derin aşk deryasına dalan insan, o deryadan çıkmamak için nefsiyle ve diğer şer kaynaklarıyla mücadele edecektir.
O kelime: “Lâ ilâhe ilallâh, Muhammedur‟Rasulullah“
“Allah‟tan başka ilah yoktur ve Hz.Muhammed Allah‟ın elçisidir.”
İşte bu kelimede dirilişi ve yeniden hayata gelişi yaşayan insan, Yaratıcısı Allah‟a(cc) ve O‟nun Habibim(sav) dediği ve sevgisinin yegâne kapısı olduğunu buyurduğu12, gönderdiği son uyarı ve kurtuluş kitabını hayatıyla tefsir ettirdiğini buyurduğu13 Hz.Muhammed‟e(sav) derin bir sevgi ile gönül iklimine dalacak ve Peygamberlerin lisan-ı hâli olan kulluk sanatını dünya sahnesinde en hârikulâde haliyle sergilemek için “VUSLAT‟A YOLCULUĞA‟‟ koşacaktır ve hasretle kavrulacaktır yüreği.
Artık sevgilisi, dostu, arkadaşı, rehberi olan sakındırıcı ve müjdeleyici14 Peygamberi‟nin Kur-an tefsiri olan hayatının ve tatlı sözlerinin ardına düşüp, Nahl süresinin 97. ayeti gibi ayetlerde buyurulan ilahi müjdelerle dünyada cennet hayatı yaşayıp, ahirette de ebedi cennete ermeye koşacaktır. Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz. 15
Bu özlem, sevgi ve iştiyak insanı NEREYE GİDEYİM sorusuyla baş başa bırakacak ve insan cevabını Zariyat süresinin 50. ayeti16 gibi ayetlerde bulacaktır.Sonra İbrahimî(as) bir davetle aşkın merkezine HAREMEYN‟e çekim yaşar gönül…
Çünkü insanlığın atası Hz.Adem‟den(as) başlayan insanlık serüvenin adım adım yaşandığı, vahiy ile tezkiye olup Hz.Muhammed(sav) ile tamam-landığı iman ettiği mübarek dinin yaşandığı, karanlık çöllere dolunay gibi doğup nuruyla yol gösterdiği yerler o yerler. İman ettiği dinin mübarek elçilerince hayat sürebilmek için Hz.Adem‟i(as), Hz.Şit‟i(as),Hz.Lut‟u(as), Hz.Musa‟yı(as), Hz.Harun‟u(as), Hz.İbrahim‟i(as), Hz.İsmail‟i(as) daha nice nice Nebiyi ve Resulü ve Hz.Muhammed Mustafa‟yı(sav) yerinde yeniden anlamanın, İslâm tarihine adım adım yolculuk yaparken, ibadetler ile ruhu şahlandırmanın yeri o yerler. İşte bu iştiyak ve arzu ile, Hac veya Umre seçeneğinden birini seçer ve koşar vuslata doğru. Sevgi medeniyeti dini, mübarek İslâm‟ın doğduğu, yayıldığı yerleri, tefekkür nazarlarıyla müşahede etmek, ibadetlerin merkezinde, Kâbe‟de, aşkın zirvesine ulaşmak ve sonra Medine‟de âlemin yaratılış sebebi Sevgilisi Hz.Muhammedin kabrini ziyaret edip şefaatini ümit etmekte karar kılar.
İnancın pratiğe yansımaları olan ibadetler, hem bireyi, hem de toplumu psikolojik ve sosyolojik olarak huzura kavuşturmayı hedefler. Bu, ibadet boyutuyla Allah-kul ilişkisini güçlendiriyorken, hikmet boyutuylada ruh sağlığı ve sosyal dayanışmayı besler. Bedenle yapılan namaz ve oruç ibadetinde nefis terbiyesi ağır basarken; mal varlığıyla yapılan zekât, sadaka ve kurban ibadetlerinde dayanışma, paylaşma, ötekini anlama ruhunu öne geçmektedir. Hem bedenle, hem de mal ile yapılan hac ve umre ibadetine gelince, o bu özelliklerin hepsini bünyesinde toplayan bambaşka bir ameldir. www.AdnanSensoy.com

 

Read more

About the author

www.AdnanSensoy.com


Yt: www.youtube.com/AdnanSensoyResmi 


Fb: www.facebook.com/AdnanSensoy 

Tw: www.twitter.com/AdnanSensoy

İn: www.instagram.com/AdnanSensoy

Read more
3.5
4 total
Loading...

Additional Information

Publisher
Adnan Şensoy
Read more
Published on
Feb 2, 2007
Read more
Pages
305
Read more
Read more
Best For
Read more
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
KİTAPTAN BAZI BÖLÜMLER:

* De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'ın şahitlik ettiği bir hakikatı bile bile inkar edenden daha zâlim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir (Bakara Süresi :140)

* Her kim, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe küfreder (inanmaz), bunlardan birini inkâr ederse, son derece derin bir sapıklığa düşmüş, doğrudan uzaklaşmış, artık yolunu bulamayacak derecede şaşırmış, gayeyi kaybetmiş olur. Bununla küfrün bizzat (Nisâ:116) Yahudi hahamlarından bir topluluk, Resulullah'a gelmişler: "Ey Allah'ın Resûlü biz, sana, kitabına, Musa'ya, Tevrat'a ve Üzeyr'e iman ediyoruz ve bunlardan başka kitapları ve peygamberleri tanımıyoruz" demişlerdi. Peygamberimiz de: "Hayır, Allah'a, bütün peygamberlerine, Muhammed'e ve kitabı Kur'an'a ve ondan önceki her kitaba iman ediniz" buyurdu. "Yapmayız" dediler. Bu âyet nazil oldu ve hepsi iman ettiler.

* AslInda, DinlerarasI Diyalog ve Hoşgoru yeni ortaya çıkkmadı, asırlardır bu zaten vardı. Asrı Saadetete ve sonraki zamanlarda, Müslümanlar, Hristiyanlarla, Yahudilerle iç içe yaşadılar. Biribirlerinden borç aldılar; borç verdiler. Ticari alışveriş yaptılar. Örneğin, aynı zamanda devletin başkanı da olan ve halkın ihtiyacı için borç edinmiş olan Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde, bir Yahudiye borcu vardı; Hz.Ali'ye bunu ödemesini vasiyet etti. Bu tür, komşuluk ve diğer insani ilişkiler zamanımıza kadar devam etti. Kimse kimsenin, yaşayışına, ibadetine karışmıyor; isteyen Kilisesine, isteyen Havrasına gidiyor rahat bir şekilde dinlerinin icaplarını yerine getiriyordu. Bu zaten İslam dininin de bir emriydi. Ancak, günümüzdeki diyaloglar bu insani, sosyal boyut ile sınırlı kalmadı.

* ―Bugün, dininizi kemale erdirdim, ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmı seçtim.‖ (Maide 3) ―Allah indinde hak din ancak İslâmdır.‖ (A. İmran 19) ―Kim İslâmdan başka din ararsa, bilsin ki, bulduğu din asla kabul edilmeyecektir.‖ (A. İmran 85)

* Kudüs'ün Müslüman askerler tarafından fethinden bir müddet sonra da , papazlar, halife hazret-i Ömer'i Kiliseye davet ettiler. Hazret-i Ömer, görüşme uzayınca namaz kılmak istedi:‖Papaz efendi, bana bir yer gösterin de namazımı kılayım‖dedi. Papaz, ―Buyurun burada kılabilirsiniz, bizim için bir mani yoktur ya Ömer!‖ dedi. Hazret-i Ömer'in, gösterilen yerde namaz kılmak istemediğini anlayan papaz, sordu‖ Peki, sizin burada namaz kılmanıza mani olan şey nedir?‖ Hz. Ömer şu cevabı verdi: ―Benim halkım, namaz kıldığım yeri cami yapmak ister. Burada namaz kılınca siz, Kilisenizin mescide çevirilme tehlikesi ile karşı karşıya kalırsınız. Bunun için bana başka bir yer gösterin.‖ Kilisenin dışında müsait bir yer gösterdiler. Hazret-i Ömer namazını orada kıldı. Daha sonra, burası mescid haline getirildi. ismine de Ömer Mescidi denildi. İşte Müslümanlar, geçmişte gayri müslimlere bu kadar geniş ibadet hürriyeti verirlerdi. ibadetlerine mani olmadıkları gibi, ibadetlerine mani olacak şeyleri de ortadan kaldırırlardı. Onlara da rahat ibadet etme imkanı sağlarlardı. İslamiyette, gayri müslimlere ibadet hürriyeti sağlandığı gibi, Müslümanların malı, canı, namusu nasıl korunuyorsa, gayri müslimlerin mal ve can emniyeti de aynen sağlanır. Bunun için gayri müslimler, Müslümanlar arasında asırlarca, rahat, korkusuz bir şekilde yaşamışlardır

 

www.AdnanSensoy.com

Yazarımız eserini şöyle tanıtıyor:

Yazımı 3 yıl süren benim ilk eserim. 3 Cilt olarak tamamlandı. Her cilt yaklaşık 180 sayfa.

Ayetlerden, Peygamberimizden ve diğer peygamberlerden, sahabeden, tabiinden, ulemadan, sulehadan, salihlerin sözleriyle oluşmuş, onların tavsiyeleriyle hayatınıza bakış açısı katacağına inandığım farklı bir eser. GÖNLÜNÜN SESİNİ DİNLEMEK İSTEYENLERE ÖZELLİKLE 1.CİLDİ TAVSİYE EDİYORUM...


KİTAPTAN BAZI BÖLÜMLER:
* Sevgilim Rasulullah’tan Hz.Cabir (ra) rivayet ediliyor:
“Yarın Cehennemin kendilerine haram olduğu kimseleri size haber vereyim mi? Cehennem her ağırbaşlı, nazik, cana yakın ve Allah’a ve istekleri yerine getirilmesi gereken insanlara karşı itaatkâr (hosgörülü, tatlı ve sevgili olan) kimseye haram olacaktır.”

Kurtuluş Nasihatleri, C:1 ,S:38 , Furkan Yayınevi 2007

* En yüce ahlâka sahip oldugundan; yüzyıllar boyunca, dost ve düşman, herkesin üzerinde birleştiği tek bir insan vardır. O da: Peygamberimiz, âlemlerin rahmet vesilesi, kurtuluşun biricik önderi Hz.Peygamber'dir (as). Zaten O (as), yeryüzünde bulunuş maksadını, “güzel ahlâkı tamamlamak” olarak ifade ediyordu.

Kurtuluş Nasihatleri, C:1 ,S:42 , Furkan Yayınevi 2007

* Onu en son elçisi olarak insanlığa gönderen Rabbimiz Allah da, Peygamberimiz’de bizim için “en güzel” örneğin bulunduğunu haber veriyor. Eğitimde güzel örneklerin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Büyükler kendi yaşayıslarında ne kadar iyi örnek olurlarsa, küçüklerin iyiye ve güzele yönelmesi o kadar kolay ve rahat olur. Güzel örnek olmak ve güzel örnekleri tanıtmak, gençliğe yapılabilecek en büyük hizmetlerden biridir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin örnek alabilecekleri en mükemmel insan Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’dir.

Kurtuluş Nasihatleri, C:1 ,S:43 , Furkan Yayınevi 2007

* İnsanlara karşı iyi muamele ve güzel söz söylemek İslâm’ın prensiplerindendir.

* “İnsanları Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim olabilir? İyilikle kötülük bir olmaz. (Sen, kötülüğü) en güzel olan şeyle sav; o zaman (bakarsın ki) seninle arasında düşmanlık olan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir.”

Fussilet Süresi: 33-34

* Firavun’u İslam’a davet için giden Hz.Musa ve Hz.Harun’a (as) aziz ve celil olan Allah; “Varın da, ona yumuşak söz söyleyin; olur ki nasihat dinler...” emrini vererek zalim bir inkarcıya (kâfire) yapılan tebliğin dahi yumuşak ve güzel söz ile (hikmetle) yapılması gereğini ifade etmiştir.

* Sözlerin en güzeli, insanları hakka, doğruya, olgunluğa, erdemliğe, hoşgörüye, saygıya, imana, insanca yaşamaya sevkeden Allah’ın kelâmıdır.

* Ebu Hureyrenin rivâyetine göre; Hz.Peygamber’den (as) müşriklerin/inkarcı zalimlerin aleyhine Allah’tan dua/beddua etmesini isteyen birine Sevgili Efendimiz Rasulullah (as). “Ben, lânet edici olarak gönderilmedim; ancak rahmet/merhamet olarak gönderildim.” buyurmuştur.

Kurtuluş Nasihatleri, C:1 ,S:66 , Furkan Yayınevi 2007

* Fertler arasında sevginin, hak ve dogrunun üstün tutulması; nefret ve düsmanlıgın giderilmesi, hakka uygun sözlerle mümkün olmaktadır.

a.g.e, C:1, S:67

* Allah, bir toplumun, digerini ayıplamamasını, kusurlarını arastırmamasını, aleyhinde iftira ve gıybette (hoşuna gitmeyecek sözlerle arkasından konuşmada) bulunmamasını emretmektedir.

* Hucurât Süresi: 11, 12:
11-Ey iman edenler! Bir kavim, diğer bir kavimle alay etmesin; olur ki, alay edilenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Bir takım kadınlar da diğer kadınlarla eğlenmesin; olur ki eğlenceye alınanlar kendilerinden daha hayırlı olurlar. Hem birbirinizi ayıblamayın ve kötü lâkablarla atışmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü isimdir!... Kim de tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.
12- Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. (Müslümanların ayıb ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı (arkasında hoşlanmıyacağı sözle) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi)? O halde (gıybet etmekte) Allah’dan korkun. Muhakkak ki Allah Tevvâb’dır = tevbeleri kabul edendir, Rahîm’dir= çok merhametlidir.

a.g.e, C:1, S:67

* Rasulullah buyurdular ki : “Mümin/müslüman/Allah ve Resulune iman etmiş kişi dil uzatıcı değildir, lânet okuyucu değildir, kötü iş yapan değildir, kötü söz söyleyen değildir.”

a.g.e, C:1, S:67

* Güzel söz ve tatlı dil, Allah katında bir sadaka kabul edilmiştir. Sevgili Efendimiz Rasulullah (as):
“Yarım hurma ile olsa dahi ateşten korunmaya çalışınız. Bunu da bulamazsanız tatlı sözlerle...” buyurmuştur.

a.g.e, C:1, S:69

* Hz.Osman Bin Affan (ra) rivayet ediyor;Rasulullah (as) buyurdu ki:
“Alırken, satarken, borcunu öderken ve borcunu isterken yumuşak/şefkatli davranan kişiyi Allah, cennetine koysun..”

a.g.e, C:1, S:69

 

www.AdnanSensoy.com

©2018 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.