Yüce İnsanoğlu: İncil'in Luka Bölümü Üzerine Bir Yorum

Yaşam Kilisesi
7

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/108

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Yüce İnsanoğlu

Halk arasında İncil kadar çok tartışılan ama aynı zamanda onun kadar az okunan bir kitap yoktur. Herkesin İncil’le ilgili kesin bir fikri vardır ama ne yazık ki çoğu kişi gerçek bilgi sahibi değildir. İddiaların çoğu televizyon kanallarından,, gazetelerden, halk arasında konuşulan yarım yamalak söylentilerden ibaret. Yaygın inanışların arasında şunlara sık sık rastlarız: ‘İncil değiştirildi’, ‘Gerçek İncil Barnaba İncil’idir’, ‘Birbiriyle çelişen bir sürü İncil var’, ‘İznik konseyinde, papazlar binlerce İncil arasından dört İncil: Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’yı seçtiler.’ Bunun gibi söylentileri çoğaltabiliriz, ancak acı olan şu ki bu iddialar gerçeği yansıtmamakla beraber insanlarımızı ancak Rab’bin sözünden soğutmaya yaramış ve bunun sonucu olarak insanlar Tanrı’nın kim olduğunu, O’nun insanlara olan sevgisini ve insanlık için neler yaptığından bihaber bırakmıştır. İncil Tanrı’nın hakiki Sözü’dür! Tahrife uğraması, insanlarca bozulması ya da kaybolması gibi bir durum söz konusu olamaz, çünkü Rab sözünün arkasındadır. İsa dedi: ‘Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır (Luka 21:33).’

Peki Matta, Markos, Luka ve Yuhanna isimleri esasında nereden çıktı? Aslında bugün uzun zamandan beri Türkçe’ye çevrilmiş İncil’i açacak olursak onun toplam 27 bölümden oluştuğunu görebiliriz. İsa Mesih’in hayatına farklı açılardan ayna tutan Matta, Markos, Luka, Yuhanna diye adlandırılan ilk dört bölüm başlangıçta bizi karşılar. Beşinci bölüm, Elçilerin İşleri, kilise denilen ilk imanlılarının topluluğunun ve Hristiyanlığın yayılışının birinci yüzyıldaki tarihçesini aktarır. Ondan sonra Mesih elçilerinin farklı coğrafyalarda kurulan imanlı topluluklarına yazdıkları teşvik mektupları bunu izler. Son olarak dirilmiş İsa Mesih’in göklerden Elçi Yuhanna’ya ilettiği ‘Vahiy’ bölümü gelir. Dünyanın neresine gidersek gidelim İncil aynıdır. Hatta İncil kadar 2555 dile -farklı lehçelerine bile- çevrilmiş başka bir kitap yoktur. Çeviriler arasında doğal olarak ufak tefek varyasyonlar vardır., Nitekim 50 sene önce Türkçe’ye çevrilmiş İncil versiyonu ile 15 sene önce çevrilmiş İncil arasında dil farkı olduğu gibi, bu tarz farklılıklar normaldir. Ne var ki hepsi antik Grekçe dilinde yazılmış ve binlerce nüshası farklı müzelerde korunan İncil’in orijinal metinlerine dayanır.

Yine de bir çok kişi, İsa Mesih’in hayatı neden dört ayrı bölümde geçer diye merak ediyor. Kısacası, Mesih’in hayatı o kadar muazzam ve mucizevi ki Rab bunu farklı açılardan görüntüleyip sergilemek istedi. Neticede İsa Mesih İncil’in odak noktasıdır; O’nu tam olarak anlamak için farklı perspektifler gerekir. Aynı zamanda Tanrı’nın Kutsal Ruh’u bunları bize aktarırken o dönemde yaşamış, Mesih’le birlikte bulunmuş havarilerin tanıklıklarını kullanmak istedi. Böylece her biri kendi şahit olduğu olayları aktarınca daha net ve tam bir manzara ortaya çıkıyor. Bazen anlattıkları arasında farklılıklar beliriyor ancak bu gayet normal ve gerekli bir özelliktir. Örneğin bir olayın gerçekliğini tespit etmek için hakim mahkemeye ne kadar tanık varsa hepsini çağırır. Hepsi çok farklı bir hikaye anlatırsa, yalan konuştukları anlaşılır. Peki hepsi tıpatıp aynı hikayeyi anlatırsa, ne olur? Şaşırırsınız ama hakim yine onları yalancılıkla suçlar çünkü birbirine uymaya karar verdiler demek. Yani bir tanıklığın geçerli olması için özel ve farklı olması şart. Benzer şekilde İncil’in ilk dört bölümü arasında görünen ufak farklılıklar gayet doğal. Aralarında çelişki denecek kadar ciddi bir farklılık yoktur zaten, tersine her biri Mesih hayatının farklı bir boyutunu aktararak harika bir zenginlik katar. Sonuç olarak İsa Mesih’i tam anlamıyla tanımak istiyorsak İncil hakkındaki yaygın önyargılarına kulak asmak yerine kendimiz için onu okumak ve karar vermek en doğrusudur.

Okumakta olduğunuz eser İncil’in üçünü bölümü olan Luka metnini aktarmakla birlikte, üzerinde yapılan açıklamalardan ibarettir. İncil’in bu kısmı Mesih’in hayatını doğuşundan dirilişine kadar seri bir şekilde anlatır. Değerli okuyucu, duamız Yüce Rabbimizin İsa Mesih’in gerçek kimliğini ve sizin için önemini anlatmasını dileriz. 

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Tevrat, Kilise, İncil, Mesih, Allah, Allah, İsa Mesih, Kitap, İsa Mesih, Tanrı, Kilise, Mesih, Hıristiyan, Yaşam Kilisesi, Yorum, Peygamber, Zebur, Luka, Mezmur, Hristiyan, Türkçe Kitaplar, Zebur, Peygamber, Tanrı, Hıristiyan, Luka, Hristiyan, Tevrat, Türkçe Kitaplar, Turkce, Kitap, Yorum, İncil, Yaşam Kilisesi, Mezmur, Turkce]

Read more

About the author

Can Nuroğlu

Evli ve üç çocuk babasıdır. Amerika'da Emmaus İncil Üniversitesinden mezun olduktan sonra on bir yıl Diyarbakır Kilisesinde hizmet etti. Şimdilik Kuzey Kıbrıs'ta bulunup Mesih'in hizmetine devam etmektedir.

Facebook'ta Can ile görüşebilirsiniz ( https://www.facebook.com/can.nuroglu.9 ). Ayrıca heygavu ( http://heygavur.com )r.com'dan ( http://heygavur.com ) onun TV programları izleyebilirsiniz.

Read more
3.7
7 total
Loading...

Additional Information

Publisher
Yaşam Kilisesi
Read more
Pages
165
Read more
Language
Turkish
Read more
Content Protection
This content is DRM free.
Read more
Read Aloud
Available on Android devices
Read more

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/96

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Evliliğin Kılavuzu

Bu ezgi muhtemelen Kutsal Kitap’ın en yanlış anlaşılan bölümüdür. Yıllar önce Kutsal Kitap’ı birlikte çalıştığımız yeni iman etmiş bir kardeş vardı. Her hafta düzenli olarak toplanırdık ve bana sorularını sorardı. Ancak bir gün büyük telaş içinde, ‘Bu ne, bu ne böyle?’ diye bağırarak ofisime girdi. ‘Sakin ol, ne oldu?’ diye sorduğumda, bana Ezgiler Ezgisini açıp ‘Bunun Tanrı’nın Sözünde ne işi var?’ diye karşılık verdi. Sanırım Kutsal Kitap’ı ilk defa okuyan ve bu bölüme rastlayan çoğumuzun ilk tepkisi buna benziyordur. Bölümün adı, Ezgilerin Ezgisi yani en güzel ezgi demek istiyor. Ezginin ana mevzusu da erkekle kadın arasında yaşanan gizemli ilişkidir. Ancak ilerleyen ayetlerde zaman zaman cinsellik içerikli ayetlere rastladığımızda şaşırıp kalıyoruz. Aslında içeriğine bakıldığında günah denecek bir şey yok, esas sorun bizim yanlış algılayışımızdan kaynaklanıyor. Kısacası, bu kitap evliliğin gizemini uzun bir şiir olarak sunuyor. Ama nasıl yorumlanmalı?

Kitabın içeriği bazen erotik olduğu için tarih boyunca ister Yahudi ister Hristiyan birçok Kutsal Kitap yorumcusu, kitabı bir alegori yani sembolik bir hikâye olarak yorumlamayı tercih etmişti. Hatta hahamlar erkek Yahudiler’in bu kitabı otuz yaşına basana kadar okumalarını tümden yasaklamışlardı. Şimdi alegori olarak yorumlandığında genellikle ya Tanrı’nın İsrail’le olan tarihi ilişkisi ya da Mesih’le Kilise arasındaki ruhsal ilişki olarak görülüp mecazi anlamda açıklanmıştı. Bunun nedeni gayet açık ve net: Yorumcular bu kitapta açık açık sergilenen cinsellik içerikli olayları harfi harfine aktarmaktan çekiniyorlar. Neden, çünkü onlara göre bunlar Tanrı’nın Sözüne yakışmıyor.

Oysa ki, göreceğimiz gibi, asıl sorun kitapta değil, bizdedir. Sanırım Şeytan cinsel ilişki konusuyla ilgili insanların iki aşırıdan birine kaçmalarını ister: Ya cinselliği hep över ve abartırcasına en dorukta tutmamızı ister, ya da cinselliği kötüler ve murdar olarak görmemizi sağlar. Grek ve Roma medeniyetleri ilkini yapmıştı ve tapınaklarını çıplak heykellerle doldurdular. Orta Doğu ise genellikle cinselliği kötü ve tümden örtülmesi gereken bir ‘ayıp’ olarak görür. Doğru yaklaşım ise ortada, dengeli ve sağlıklı bir yaklaşımdadır.

En başta şunu hatırlamalıyız ki evlilik ve beraberindeki cinsellik günahın sonucu değil Tanrı’nın tasarısıdır. Adem ve Havva’yı ilk yarattığında, Rab onları bir araya getirdi ve çoğalmalarını buyurdu (Yaratılış 1:27-28, 2:24). Dahası Aden bahçesinde ilk atalarımız çıplaktılar çünkü utanacak bir şey yoktu. Ancak günah işleyip Tanrı’ya isyan ettikten sonra çıplak olduklarını fark ederek utanmaya başladılar. Yine de Kutsal Kitap tarihi boyunca Rab evliliği hep el üstünde tutar. Ayrıca cinsel ilişkinin ancak evlilik çerçevesi içinde kutsallığını koruduğunu öğretir (İbraniler 13:4) Dahası evli çiftlerin bu açıdan birbirini tatmin etmeye çağırır (Süleyman’ın Özdeyişleri 5:18-19, 1.Korintliler 7:3-5). Yani Tanrı’nın bakış açısından cinselliğin bir sorunu yoktur yeter ki evliliğin sınırını aşmasın. Ne yazık ki Şeytan’ın esaretinde bulunan bu dünyamız cinselliği öyle kötüye kullanıyor ki çoğumuzda hep yanlış duygular uyandırıyor. İblis, evli bir erkek ve kadın arasında yaşanması gereken doğru ilişkinin dışında her türlü yanlış ve iğrenç ilişki türetti. Bunların arasında sanal ilişki, pornografi, eşcinsellik, çokeşlilik ve daha bir çok örnek sayabiliriz. Kutsal Kitap bir yandan bunların hepsini kınarken, öbür yandan bu ezgide olduğu gibi cinselliğin doğrusunu ön plana çıkartıyor. Bu ezgi evliliğin çerçevesi içinde yaşanacak cinselliğin kutsallığını vurgular. O yüzden bizler tepkisel davranmak yerine bu ezgiyi yazıldığı gibi kabul edip gerçek bir olay olarak harfi harfine yorumlamaya gayret edeceğiz. Tabii ki her şiir ve ezgide olduğu gibi metinde birçok sembollere ve benzetmelere rastlayacağız ancak anlattığı dramı erkekle kadın arasında yaşanan normal ve Tanrı’nın gözünde kutsal ilişki olarak yorumlayacağız. Göreceğiz ki bu ezgi evlenmek isteyen çiftler için harika bir rehber kitabı oluşturuyor.   

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Hıristiyan, Peygamber, İsa Mesih, Türkçe Kitaplar, Ezgiler Ezgisi, Cinsel İlişkisi, Mezmur, Tanrı, Hıristiyan, Hristiyan, Turkce, Evlilik, Kilise, Cinsellik, Mezmur, GDK, Tevrat, İncil, Türkçe Kitaplar, Tanrı, Zebur, Kitap, İncil, Tevrat, Turkce, Peygamber, Kitap, Hristiyan, GDK, Allah, Evlilik, İsa Mesih, Cinsellik, Mesih, Cinsel İlişkisi, Zebur, Kilise, Allah, Ezgiler Ezgisi, Mesih]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/3

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Allah Sevgidir

Her bir insan Allah’ı her şeyden çok sevdiğini söyler. Ama ben size burada açıkça söylemeliyim ki, bu böyle değildir. Siz hiç ‘İşte hayatımı vereceğim kişi’ deyip âşık oldunuz mu? Veya şöyle söyleyeyim, hiç kıramadığınız, her zaman saygı duyduğunuz ve yanınızdayken onu üzmemek ve incitmemek için elinizin ayağınıza dolaştığı bir şahsiyet oldu mu? Bence bu satırları okurken biraz durup düşünün. Böyle bir aşk veya saygı duyduğum bir şahsiyet var mı diye.

Bu şahsiyet sizin yanınızda olduğu sürece, bütün zevklerinizden, ayrıcalıklarınızdan vazgeçmenizi, yapmayı düşündüğünüz planları iptal etmenizi, hatta düşüncelerinizi dahi askıya almanızı sağlamaz mı? Bu kişi, sizin gibi zaafı ve zayıflıkları olan birisi olduğu halde, ona olan sevginizden ve saygınızdan dolayı her şeyinizi o kişiye dönük değiştirebiliyorsunuz. Neden? Çünkü bu kişiye değer verip onu seviyorsunuz. Eğer sevgi bu ise, bu sevgi, her değeri irdeleyip gerektiğinde hiç tereddüt etmeden hayatının bütün gidişatını değiştiriyorsa Allah’a olan gerçek sevgi bizim hayatımızı ne kadar daha değiştirecek kudrette olmalı sizce?

“Ben Allah’ı her şeyden çok seviyorum” diyorsak, Allah’ın bütün değer ve düşüncelerimizi değiştirmesi gerekmiyor mu?

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: İsa Mesih, Mezmur, Kitap, Tevrat, Zebur, Türkçe Kitaplar, Kilise, GDK, Kilise, Mezmur, Tevrat, Allah, Allah, İncil, Türkçe Kitaplar, Hristiyan, Tanrı, Turkce, İsa Mesih, Hıristiyan, Peygamber, Kitap, Hristiyan, Hristiyanlığa Tanıtım, Turkce, Hristiyanlığa Tanıtım, Peygamber, İncil, Tanrı, Zebur, GDK, Mesih, Mesih, Hıristiyan]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/128

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Sorgulayan Gelsin!

Soru sormak insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. İlk konuşmaya başlayan çocuk genellikle her şeyi sorgulayarak anne babasını neredeyse delirtir: ‘Bu ne?’, ‘Nasıl?’, ‘Ama neden?’... Ne yazık ki bulunduğumuz coğrafyada çoğu zaman açıklayıcı bir cevap almak yerine, ‘Boş ver’, ‘Kurcalama orayı’, ‘Ayıptır!’ ya da ‘Sus!’ gibi yanıtlarla karşılaşmışızdır. Özellikle hayatın en önemli konularına gelince, din ve Tanrı gibi, genellikle ‘Fazla soru sormak iyi değil, yoksa dinden çıkarsın’ denmiştir. Böylece çoğu insanımız sorularını içine atıp bir yerlerde hapsetmiştir duygularını, ama bazılarımız sormadan edemeyiz. Ne var ki soru sordukça da kafamız iyice karıştı ve sağlıklı bilgi edineceğimiz kişiler bulamadığımız için gittikçe yalnızlığa ve karamsarlığa gömüldük. Bu sayede birçok kişi gerçekten dinden çıkmıştır ve Tanrı’dan da vazgeçmiştir. 

Peki soru sormak gerçekten günah mıdır? İnsana akıl veren Allah bu harika armağanı kullanmamıza neden engel olsun ki? Sora sora Bağdat bulunuyorsa, aynı yöntemle Tanrı’ya giden yolu bulamaz mıyız? Elbette buluruz! Aslında soru sormak şarttır. Özellikle hayatın en önemli meselelerini anlamak için birçok şeyi sorgulamak gerek. Sen de sevgili okur soru sormayı sevenlerden isen bu kitap tam sana göredir. Şu anda merak edip irdelediğin konulardan ötürü belki ‘dinden çıkmış’ damgasını yemiş olabilirsin, ama bunun hiç bir önemi yoktur. Kendini deist, kuşkulu, agnostik ya da ateist olarak görüyor olabilirsin, benim için sorun değil, önemli olan aklını kullanıyor olman ve gerçekleri samimiyetle arıyor olmandır.   

Öncelikle, klasik kültürel anlatımlarla yetinmeyip farklı bir bakış açısını okumaya yanaştığın için seni tebrik ederim. Bu davranışın bana hayatın en derin mevzuları olan Tanrı, inanç ve yaşamın esas anlamı hakkındaki sorularının cevaplarını gerçekten bulmak istediğini gösteriyor. Bu önemlidir çünkü birçok insan, ister dindar olsun veya olmasın, sadece ebeveynlerin, öğretmenlerin ve başkaları tarafından söylenenleri pek düşünmeden ve onlara verilen bilgilerin geçerliliğini test etmeden inanmaya razı olurlar. Bu çok yanlıştır!

Hayattaki zor sorularla uğraşmaya cesaret edenlere çok büyük saygı duyarım. Çoğu insana, onlara önceden öğretilmiş olan şeylere gerçeklik boyutunu kontrol etmeden inanmak daha kolay gelir çünkü kurulmuş dengeyi ve düzeni kimse sarsmak istemiyor. Fakat şöyle bir gerçek vardır; hepimiz tatmin edilmeye muhtaç akıllara sahibizdir. Özellikle modern çağda şanslıyız ki bize sunulan iddiaların doğruluğunu değerlendirebilmemiz için ihtiyacımız olan gerçeklere daha fazla ulaşılabilirliğimiz vardır. Böylece eskisi gibi karanlık bir köşede saklanmaya gerek yok, içinde büyüdüğümüz toplumun sınırlarını aşıp gerçeğin ufuklarını keşfedebiliriz. 

Ben, soru sormanın hatta şüphe etmenin bile hayatlarımızda önemli yeri olduğunu düşünüyorum. Çünkü test edilmeyen bir “gerçek iddiasının” kolaylıkla yalan bahanesine dönüşebildiğini hepimiz görmüşüzdür. Belli bir gerçeğin inanılmaya değer olabilmesi için, mantıklı eleştiriye karşı ayakta durabilmesi gerekmektedir. Gerçekçi bir argüman eleştiriden kaçınmamalı, çünkü sağlıklı bir fikir alışverişinden her zaman daha güçlü bir gerçeklik doğar. Zira dürüstçe sorgulamak birinin doğru bildiklerini başta sarsa da eninde sonunda onu daha doğru bir inanca sevk edeceği kesindir. Bu sebeple şüpheci veya ateist arkadaşlarımdan gelen eleştirileri hoş karşılarım çünkü bu diyalogların Tanrı’ya olan imanımı ve güvenimi güçlendirmeye sebep olduğunu fark etmişimdir. 

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Kilise, Hristiyan, Tevrat, Türkçe Kitaplar, Kutsal Kitap, Türkçe Kitaplar, GDK, İsa Mesih, Tevrat, Kitap, Hıristiyan, Hıristiyan, İncil, Turkce, İsa Mesih, Kitap, Zebur, Zebur, Mesih, Allah, Hristiyan, Tanrı, Peygamber, Tanr'nın Varlığı, Allah, Kutsal Kitap, İncil, Kilise, Mesih, Tanr'nın Varlığı, Turkce, Mezmur, Tanrı, Peygamber, Mezmur, GDK]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/109

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Kutsal Nağmeler

Halk arasında genellikle Kutsal Kitap üç bölüm şeklinde bilinir: Tevrat, Zebur ve İncil. Bu görüşe göre Tevrat Musa’ya verildi, Zebur Davut’a ve İncil İsa Mesih’e teslim edildi. Aslında çok basite indirgenmiş bu dizin gerçeği tam yansıtmıyor. Kutsal Kitap esas iki bölümden oluşur, Eski ve Yeni Antlaşma. Yeni Antlaşma, Mesih’in havarilerin kalemiyle İsa’nın hayatını ve ilk kilisenin gelişimi kaydeder. Eski Antlaşma ise Mesih’in yolunu hazırlamak üzere kendisinden yüzlerce sene önce peygamberler aracılığıyla İsrail toplumuna aktarılan kutsal yazılardır. Sanılanın aksine sadece Tevrat ve Zebur, yani Musa’nın ve Davut’un yazılarından çok daha fazla materyal mevcuttur. Hatta toplam 39 kitap ya da bölüm söz konusudur. İlk beş bölümü Musa’nın eliyle Tanrı’nın İsrail halkıyla yaptığı kutsal antlaşmanın geçmişini ve gerekçelerini kaydeder. Sonraki bölümler İsrail’in tarihini aktarır. Daha sonra peygamberlerin uyarıcı ve umut verici mesajları da görülür. Mezmurlar da, yani Zebur denilen kısım, bunların tam ortasında yer alır.

Mezmurlar esas Tanrı’yı yüceltmek için bestelenen ilahilerdir. Bu kutsal nağmelerin büyük çoğunluğu Peygamber Davut tarafından yazıldığı için Mezmur Kitabı onun adıyla anılır. Ama mezmurlar sadece bir takım ilahi ya da ezgi değil, çünkü yeri geldiğinde İsrail’in tarihine epece değinir ve belirli noktalarda henüz gelecekte olan pek çok önemli olayın açıklamasını da yapar. Mezmurlar özellikle Mesih’in hayatına ve hizmetine ilişkin önemli bir rol oynarlar. Bunun sebebi İsa Mesih’in bin sene önce Davut’la yapılan kutsal bir antlaşmanın sonucunda gelmiş olmasıdır. Böylece Davut’un Kutsal Ruh’un esinlenmesiyle yazdığı pek çok mezmur kendi soyundan gelecek olan ve asırlarca beklenen büyük kral Mesih için yazılmıştı. Böylece mezmurları okurken bir yandan Tanrı’yı her durumda nasıl öveceğimizi öğrenirken öbür yandan Tanrı’nın tarih içinde bizim için neler yaptığını da öğrenebiliriz.

Okumakta olduğunuz eser Zebur denilen Mezmurun metnini aktarmakla birlikte, üzerinde yapılan açıklamalardan ibarettir. Kutsal Kitap’ın bu kısmı çok eskiden İbranice dilinde yazılan ilahi olarak okunan duaları ve şiirleri içerir. Değerli okuyucu, duamız bu açıklamaların yüceltilmeye layık olan tek Tanrı’yı daha yakından tanımanıza ve O’nun yolunda ilerlemenize yaramasıdır.  

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Mesih, Zebur, Zebur, Zebur, Kilise, Peygamber, Turkce, Mesih, Tevrat, Mezmurlar, İsa Mesih, İsa Mesih, Tanrı, Türkçe Kitaplar, Tanrı, Hıristiyan, İncil, Kitap, Mezmurlar, Allah, Mezmur, Peygamber, Kilise, Tevrat, Hıristiyan, Hristiyan, Allah, Yaşam Kilisesi, Yorum, Turkce, Hristiyan, Zebur, Mezmur, Yorum, Türkçe Kitaplar, Yaşam Kilisesi, Kitap, İncil]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/129

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Dirençli Bir İman

Yaklaşık iki bin sene önce Mesih’in en ünlü havarilerinden biri olan Elçi Petrus bugünkü Türkiye coğrafyasında bulunan imanlılara iki mektup yazdı. O sırada büyük olasılıkla Roma’da bulunan Petrus tüm imparatorluğu silip süpürecek bir zülüm dalgasını öngörmüştü. Kendisi de, Mesih’in sözleri uyarınca, kısa bir süre sonra inancı uğruna can verecekti. Fakat göksel evine göç etmeden önce Petrus yıllarca hizmet ettiği ve şimdi dağılmış bulunan Mesih imanlılarına son bir kaç satır yazmak istedi.  Bu son mektupları Petrus’un kiliseye bıraktığı kutsal vasiyetidir. Eskiden Celile gölünde balıkçılık yapan Petrus, İsa Mesih’i izlemeye başladıktan sonra epey değişmişti ve müjde uğruna pek çok yol kat etmişti. Başta Yeruşalim Kilisesi’ne önderlik yapan Elçi Petrus daha sonra zülüm nedeniyle daha başka şehirlere gitmeye başladı. Anlaşılan Anadolu sınırlarında bulunan ‘Pontus, Galatya, Kapadokya ve Bitinya’ gibi yerlere de uğramıştı. Şimdi Roma’ya kadar gelmiş ve artık hayatının son yıllarını geçiren Petrus geride bıraktığı imanlılara ruhsal bir miras bırakmak üzere bir kaç mektup yollamaya karar verir. Ancak bahsettiği miras servetten ve mülkiyetten öte bir şeydir. Elçi Petrus İsa Mesih’ten bizzat öğrendiği kutsal bir takım mücevheri onlara teslim eder. Dahası bu miras yeryüzünde değil göklerde saklı bulunuyor dolayısıyla ne sıkıntılar gelirse gelsin bu kutsal mirasa hiç bir zarar gelemez.Mektuplarında Petrus inançları uğruna baskı görmeye başlayan imanlıların daha dirençli bir imana sahip olmaları için pratik olarak nasıl yaşamaları gerektiğini öğretir. Dediğine göre imanlı bu tür sıkıntılara şaşırmamalı aksine Rab uğruna acı çektiğine sevinmelidir. Mektubunda Petrus imanlıyı gurbette yaşayan bir yabancı, dünyada gelip geçici bir mülteci olarak tasvir eder. Burası esas evimiz değil, biz göksel yolcularız. O yüzden burada çektiğimiz zulümlere hiç aldırmadan göksel memleketimize gözümüzü dikeriz (2. Korintliler 4:16-18). Ama bu zor yolculukta dayanma gücüne ihtiyacımız var. O yüzden Petrus kendi tecrübelerine dayanarak Mesih’in ardından istikrarlı bir imanla yürümesini öğretir. Günümüzde yine bu coğrafyada baskılar artıyor. Mesih imanlısı olarak özgür bir şekilde yaşamak oldukça zor olmaya başladı. İşte Elçi Petrus’un buradaki sözleri bizim için tam isabetli oluyor. Zulüm dalgası yine yükselebilir ama hiç bir şey göksel mirasımızı yok edemez. Zaten bu dünyadan pek bir beklentimiz yoktur, bizim için önemli olan göklerdeki vatanımız. Şimdiyse dünyada kalan günlerimizi Rab’be yaraşır bir biçimde geçinmeye özen göstermeliyiz. Bunun için Petrus’tan dirençli bir imana nasıl sahip olacağımızı öğrenebiliriz.

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Kitap, Mesih, Turkce, Kitap, Zebur, Yaşam Kilisesi, 1. Petrus, Hıristiyan, Zebur, Yorum, Hıristiyan, İsa Mesih, Mezmur, Allah, 1. Petrus, Türkçe Kitaplar, Tanrı, 2. Petrus, İsa Mesih, Peygamber, Mezmur, İncil, Kilise, Allah, Hristiyan, Yaşam Kilisesi, Tevrat, Peygamber, İncil, Turkce, Tevrat, Hristiyan, Türkçe Kitaplar, Kilise, Yorum, 2. Petrus, Mesih, Tanrı]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/9

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Yeter ki İnsan Olsun!

 Ülkemizde “en popüler sözler” adında bir yarışma yapılsa, mutlaka “Yeter ki insan olsun!” sözü ilk beş arasında yer alır. İster sosyal muhabbetler olsun, isterse felsefi ya da dini tartışmalar olsun, mutlaka sohbetin bir yerinde bu söz yüzeye çıkar. Neden? Çünkü bizim için insan olmak en üstün değerlerimizden biridir.

 Tanrı’nın içimize koymuş olduğu vicdana ayak uyduramadığımız kaçınılmaz bir gerçektir. İşte bu yüzden birçoğumuz kendimize daha uygun bir takım kurallar uygulamaya çalışırız. Bunlar, “İnsanlık” kuralları, yani, yalan söylememek, dürüst davranmak ve öfkelenmemek gibi evrensel olarak kabul gören bariz kurallardır. Evet, bunlardan çok bahsederiz, komşularımıza sık sık nasihat ederiz ve çocuklarımıza bıktırırcasına anlatırız. Fakat laf bitip de icraata gelince kendimiz bile bunları tam anlamıyla yerine getiremiyoruz.

Siz ise “Ben farklıyım. Ben zaten iyi bir insanım” diyebilirsiniz. Tamam, bunun çok basit bir sınavı var: Bir insanın nasıl davranmasını istediğinizi bir kâğıda yazınız. Sonra yazdığınız o kurallara sadece bir hafta boyunca sadık kalmaya çalışınız. Bu yazdığınız kuralları tutarlı olarak uygulamaya çalıştıkça aslında ne kadar aciz ve tutarsız olduğunuzu fark edeceksiniz. Çünkü hiç birimiz insanlarca kabullenen ve kendimizin de benimsediği bu basit kuralları düzenli ve devamlı olarak yerine getiremiyoruz. Yani bu kadar övündüğümüz insanlığın en basit ve en açık prensiplerini bile beceremiyorsak, demek ki, “Yeter ki insan olsun” sözü bizi kurtarmıyor.

İşte insanın bulunduğu ikilem: Aklımızla onayladığımız o dürüst insan gibi olmak istiyoruz, ama ne kadar çabalarsak çabalayalım bu arzuyu hayatımızda bir türlü gerçekleştiremiyoruz. Durum böyle olunca kendimizi etrafımızdaki insanlarla kıyaslayarak biraz teselli bulmaya çalışırız.“En azından bu komşum ya da şu kaynanam kadar kötü birisi değilim” deriz. Evet, etrafımızdaki çoğu insandan kendimizce çok daha iyi görünebiliriz, fakat bu esas içimizdeki eksikliği tamamlamaz. Sonuçta eksikliğimiz az ya da çok olsa da hiç birimiz tam anlamıyla mükemmel insan değiliz. En basitiyle hangimiz kendimizden insan olarak memnunuz? Artık bahaneleri bırakıp gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi.

Bu sorunun kökenine inmek için düşünmemiz gereken sorular vardır: “İnsan nedir? İlk başta insan hangi özelliklerle yaratıldı? Nasıl oldu da böyle hüsrana uğradık? Peki, gerçekten ‘iyi bir insan’ olunabilir mi?” Evet, tabii ki olunabilir, ama bunun cevabını ancak insanı yaratan Allah’ın bize vermiş olduğu Kutsal Kitap’tan öğrenebiliriz. “İnsan” dediğimiz bu varlığı Kendisi yarattı ve en uygun olarak nasıl yaşaması gerektiği konusunda ancak Allah bizlere rehberlik edebilir.

Bu küçük kitapta insanın yaradılışını, amacını ve geleceğini keşfedeceğiz. Belki beklediğinizden çok farklı gerçeklerle karşılaşacaksınız, ama inanıyorum ki bu gerçekler size insanlığın sırrını ve kendi hayatınızın amacını çözmede yardımcı olacaktır. Çünkü insan gerçekten muhteşem işler yapmak ve mutlu bir hayat sürmek üzere yaratıldı, ama sadece insana şekil ve soluk veren Yaratıcımız bunun sırrını bizlere açıklayabilir. Gelin, nasıl ‘iyi bir insan olacağımızı’ beraber öğrenelim.

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Kitap, GDK, İsa Mesih, İsa Mesih, Zebur, Hristiyan, Peygamber, Kilise, Zebur, Hıristiyan, Hıristiyan, Mesih, Kilise, Tevrat, Allah, Peygamber, Allah, Kitap, Tanrı, Hristiyanlığa Tanıtım, Tevrat, Mesih, Türkçe Kitaplar, Mezmur, Hristiyanlığa Tanıtım, Turkce, Mezmur, İncil, Turkce, Hristiyan, Tanrı, Türkçe Kitaplar, İncil, GDK]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/129

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Dirençli Bir İman

Yaklaşık iki bin sene önce Mesih’in en ünlü havarilerinden biri olan Elçi Petrus bugünkü Türkiye coğrafyasında bulunan imanlılara iki mektup yazdı. O sırada büyük olasılıkla Roma’da bulunan Petrus tüm imparatorluğu silip süpürecek bir zülüm dalgasını öngörmüştü. Kendisi de, Mesih’in sözleri uyarınca, kısa bir süre sonra inancı uğruna can verecekti. Fakat göksel evine göç etmeden önce Petrus yıllarca hizmet ettiği ve şimdi dağılmış bulunan Mesih imanlılarına son bir kaç satır yazmak istedi.  Bu son mektupları Petrus’un kiliseye bıraktığı kutsal vasiyetidir. Eskiden Celile gölünde balıkçılık yapan Petrus, İsa Mesih’i izlemeye başladıktan sonra epey değişmişti ve müjde uğruna pek çok yol kat etmişti. Başta Yeruşalim Kilisesi’ne önderlik yapan Elçi Petrus daha sonra zülüm nedeniyle daha başka şehirlere gitmeye başladı. Anlaşılan Anadolu sınırlarında bulunan ‘Pontus, Galatya, Kapadokya ve Bitinya’ gibi yerlere de uğramıştı. Şimdi Roma’ya kadar gelmiş ve artık hayatının son yıllarını geçiren Petrus geride bıraktığı imanlılara ruhsal bir miras bırakmak üzere bir kaç mektup yollamaya karar verir. Ancak bahsettiği miras servetten ve mülkiyetten öte bir şeydir. Elçi Petrus İsa Mesih’ten bizzat öğrendiği kutsal bir takım mücevheri onlara teslim eder. Dahası bu miras yeryüzünde değil göklerde saklı bulunuyor dolayısıyla ne sıkıntılar gelirse gelsin bu kutsal mirasa hiç bir zarar gelemez.Mektuplarında Petrus inançları uğruna baskı görmeye başlayan imanlıların daha dirençli bir imana sahip olmaları için pratik olarak nasıl yaşamaları gerektiğini öğretir. Dediğine göre imanlı bu tür sıkıntılara şaşırmamalı aksine Rab uğruna acı çektiğine sevinmelidir. Mektubunda Petrus imanlıyı gurbette yaşayan bir yabancı, dünyada gelip geçici bir mülteci olarak tasvir eder. Burası esas evimiz değil, biz göksel yolcularız. O yüzden burada çektiğimiz zulümlere hiç aldırmadan göksel memleketimize gözümüzü dikeriz (2. Korintliler 4:16-18). Ama bu zor yolculukta dayanma gücüne ihtiyacımız var. O yüzden Petrus kendi tecrübelerine dayanarak Mesih’in ardından istikrarlı bir imanla yürümesini öğretir. Günümüzde yine bu coğrafyada baskılar artıyor. Mesih imanlısı olarak özgür bir şekilde yaşamak oldukça zor olmaya başladı. İşte Elçi Petrus’un buradaki sözleri bizim için tam isabetli oluyor. Zulüm dalgası yine yükselebilir ama hiç bir şey göksel mirasımızı yok edemez. Zaten bu dünyadan pek bir beklentimiz yoktur, bizim için önemli olan göklerdeki vatanımız. Şimdiyse dünyada kalan günlerimizi Rab’be yaraşır bir biçimde geçinmeye özen göstermeliyiz. Bunun için Petrus’tan dirençli bir imana nasıl sahip olacağımızı öğrenebiliriz.

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Kitap, Mesih, Turkce, Kitap, Zebur, Yaşam Kilisesi, 1. Petrus, Hıristiyan, Zebur, Yorum, Hıristiyan, İsa Mesih, Mezmur, Allah, 1. Petrus, Türkçe Kitaplar, Tanrı, 2. Petrus, İsa Mesih, Peygamber, Mezmur, İncil, Kilise, Allah, Hristiyan, Yaşam Kilisesi, Tevrat, Peygamber, İncil, Turkce, Tevrat, Hristiyan, Türkçe Kitaplar, Kilise, Yorum, 2. Petrus, Mesih, Tanrı]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/10

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Dünya'nın Sonu

Hareket halindeki bir trende uyandığınızı düşünün. Tren çok hızlı bir şekilde ilerliyor ve gittikçe sürati artıyor sanki. Ve duracağı da yok. Trenden inmek mümkün değil. Pencereden kafanızı dışarıya uzatıp ileriye baktığınızda orada tek gördüğünüz koyu bir sis bulutudur. Raylar sisin içine dalıp kayboluyor. Yanınızdan geçen görevliye “Nereye gidiyoruz?” diye sorduğunuzda, “Bilmiyorum,” cevabını alıyorsunuz. “Ne zaman varacağız?” diye sorduğunuzda, “Belli değil,” diye karşılık veriyor. İşte böyle bir durumda ne yaparsınız?

Aslında bizim hayatımız bu trenin durumuna birebir benzemektedir. Doğduğumuz andan itibaren her daim ilerleyen ve gittikçe hızlanan zamanın akıntısıyla sürükleniyoruz. Zamanı durduramıyoruz. Bu seyahatte ben yokum diyemiyoruz. Ve sürüklenmeye devam ediyoruz. İleriye baktığımızda olacakları hiç kestiremiyoruz. Önümüz kapkaranlık. Her an her şey olabilir. Kesin olarak tek bildiğimiz bu seyahat aniden ölümle sonuçlanacaktır. Fakat ölümden sonra ne var, tam bilmiyoruz. Çevremizdeki insanlara nereye gittiğimizi sorduğumuzda, net bir cevap alamıyoruz. Hatta bu duruma hiç aldırış etmemeleri, bizi daha da çıldırtıyor. Seyahatleri hiç bitmeyecekmiş gibi davranıyorlar. Ancak böyle olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu durumda ne yapabiliriz?

Trenin başına doğru ilerleyip makinistle konuşabilsek ondan net bir cevap alırız diye düşünebilirsiniz. Ama makiniste erişmek mümkün değil; çünkü vagonumuz treni idare eden kişiden uzakta ve aramızda geçiş de yok. Ne yapacağız? Biraz düşündüğümüzde birileri tren dediğimiz bu harika vasıtayı icat ettiyse ve üzerinden gittiği rayları döşediyse, buralara nereye gittiğimizi gösteren bir harita koymuştur diye düşünürüz Evet makinistin izlediği güzergâhı gösteren bir harita bizi çok rahatlatabilir. Acaba böyle bir harita var mı?

Evet var! İşte bu kitap bir nevi seyahat olan bu hayatın ve dünya ötesinin haritasını incelemektedir.

 

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Peygamber, Turkce, İsa Mesih, Hıristiyan, Mezmur, Türkçe Kitaplar, Son Zamanlar, Son Zamanlar, Kilise, Kıyamet, İncil, GDK, Vahiy, Mesih, Allah, Kilise, Vahiy, Zebur, Hıristiyan, Zebur, Kıyamet, Tevrat, Tanrı, Mesih, İsa Mesih, Tevrat, Türkçe Kitaplar, Kitap, Tanrı, Hristiyan, GDK, İncil, Hristiyan, Turkce, Peygamber, Allah, Mezmur, Kitap]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/128

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Sorgulayan Gelsin!

Soru sormak insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. İlk konuşmaya başlayan çocuk genellikle her şeyi sorgulayarak anne babasını neredeyse delirtir: ‘Bu ne?’, ‘Nasıl?’, ‘Ama neden?’... Ne yazık ki bulunduğumuz coğrafyada çoğu zaman açıklayıcı bir cevap almak yerine, ‘Boş ver’, ‘Kurcalama orayı’, ‘Ayıptır!’ ya da ‘Sus!’ gibi yanıtlarla karşılaşmışızdır. Özellikle hayatın en önemli konularına gelince, din ve Tanrı gibi, genellikle ‘Fazla soru sormak iyi değil, yoksa dinden çıkarsın’ denmiştir. Böylece çoğu insanımız sorularını içine atıp bir yerlerde hapsetmiştir duygularını, ama bazılarımız sormadan edemeyiz. Ne var ki soru sordukça da kafamız iyice karıştı ve sağlıklı bilgi edineceğimiz kişiler bulamadığımız için gittikçe yalnızlığa ve karamsarlığa gömüldük. Bu sayede birçok kişi gerçekten dinden çıkmıştır ve Tanrı’dan da vazgeçmiştir. 

Peki soru sormak gerçekten günah mıdır? İnsana akıl veren Allah bu harika armağanı kullanmamıza neden engel olsun ki? Sora sora Bağdat bulunuyorsa, aynı yöntemle Tanrı’ya giden yolu bulamaz mıyız? Elbette buluruz! Aslında soru sormak şarttır. Özellikle hayatın en önemli meselelerini anlamak için birçok şeyi sorgulamak gerek. Sen de sevgili okur soru sormayı sevenlerden isen bu kitap tam sana göredir. Şu anda merak edip irdelediğin konulardan ötürü belki ‘dinden çıkmış’ damgasını yemiş olabilirsin, ama bunun hiç bir önemi yoktur. Kendini deist, kuşkulu, agnostik ya da ateist olarak görüyor olabilirsin, benim için sorun değil, önemli olan aklını kullanıyor olman ve gerçekleri samimiyetle arıyor olmandır.   

Öncelikle, klasik kültürel anlatımlarla yetinmeyip farklı bir bakış açısını okumaya yanaştığın için seni tebrik ederim. Bu davranışın bana hayatın en derin mevzuları olan Tanrı, inanç ve yaşamın esas anlamı hakkındaki sorularının cevaplarını gerçekten bulmak istediğini gösteriyor. Bu önemlidir çünkü birçok insan, ister dindar olsun veya olmasın, sadece ebeveynlerin, öğretmenlerin ve başkaları tarafından söylenenleri pek düşünmeden ve onlara verilen bilgilerin geçerliliğini test etmeden inanmaya razı olurlar. Bu çok yanlıştır!

Hayattaki zor sorularla uğraşmaya cesaret edenlere çok büyük saygı duyarım. Çoğu insana, onlara önceden öğretilmiş olan şeylere gerçeklik boyutunu kontrol etmeden inanmak daha kolay gelir çünkü kurulmuş dengeyi ve düzeni kimse sarsmak istemiyor. Fakat şöyle bir gerçek vardır; hepimiz tatmin edilmeye muhtaç akıllara sahibizdir. Özellikle modern çağda şanslıyız ki bize sunulan iddiaların doğruluğunu değerlendirebilmemiz için ihtiyacımız olan gerçeklere daha fazla ulaşılabilirliğimiz vardır. Böylece eskisi gibi karanlık bir köşede saklanmaya gerek yok, içinde büyüdüğümüz toplumun sınırlarını aşıp gerçeğin ufuklarını keşfedebiliriz. 

Ben, soru sormanın hatta şüphe etmenin bile hayatlarımızda önemli yeri olduğunu düşünüyorum. Çünkü test edilmeyen bir “gerçek iddiasının” kolaylıkla yalan bahanesine dönüşebildiğini hepimiz görmüşüzdür. Belli bir gerçeğin inanılmaya değer olabilmesi için, mantıklı eleştiriye karşı ayakta durabilmesi gerekmektedir. Gerçekçi bir argüman eleştiriden kaçınmamalı, çünkü sağlıklı bir fikir alışverişinden her zaman daha güçlü bir gerçeklik doğar. Zira dürüstçe sorgulamak birinin doğru bildiklerini başta sarsa da eninde sonunda onu daha doğru bir inanca sevk edeceği kesindir. Bu sebeple şüpheci veya ateist arkadaşlarımdan gelen eleştirileri hoş karşılarım çünkü bu diyalogların Tanrı’ya olan imanımı ve güvenimi güçlendirmeye sebep olduğunu fark etmişimdir. 

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Kilise, Hristiyan, Tevrat, Türkçe Kitaplar, Kutsal Kitap, Türkçe Kitaplar, GDK, İsa Mesih, Tevrat, Kitap, Hıristiyan, Hıristiyan, İncil, Turkce, İsa Mesih, Kitap, Zebur, Zebur, Mesih, Allah, Hristiyan, Tanrı, Peygamber, Tanr'nın Varlığı, Allah, Kutsal Kitap, İncil, Kilise, Mesih, Tanr'nın Varlığı, Turkce, Mezmur, Tanrı, Peygamber, Mezmur, GDK]

Bu kitap ücretsiz olmasına rağmen Google kredi kart detaylarınızı istiyor. Bunları vermek istemiyorsanız bizim websayfamızdan bu kitabı indirebilirsiniz https://hristiyankitaplar.com/play/105

Google Play'da en son çıkan kitabımız 'Yetkin İmanlı' https://hristiyankitaplar.com/tr/node/137

Son Kurban

İncil’in ‘İbraniler’ adlı mektubu süslü bir hazine sandığı gibidir. Dışarıdan, yüzeysel bir şekilde incelendiğinde bile, çok muhteşem bir servet barındırdığı anlaşılıyor. Ancak sandığı açmak ve hazinesinden yararlanmak için özel bir anahtar gerekiyor. O da derin bir Eski Antlaşma bilgisi. Eski Kilise Babası Agustin şöyle demişti: ‘Yeni Antlaşma Eski’de saklı bulunur, Eski Antlaşma da Yeni’de açığa çıkarılır.’ İncil’in diğer tüm bölümlerinden çok İbraniler mektubu Eski Antlaşma’ya dayanır, öyle ki Kutsal Kitap’ın ilk kısmı olan Tevrat ve Zebur’u iyice anlamadan İbraniler mektubunu doğru düzgün yorumlamamız mümkün değil. Mektubun ismi de ‘İbraniler’, özellikle Yahudi imanlılarına hitaben yazıldığını belirtir. O yüzden bu mektubun hazinesini değerlendirmek için öncellikle Yahudi gibi düşünüp Eski Antlaşmayı çok iyi bilmek gerek. En önemlisi bu mektupta Yeni Antlaşma’nın Eski Antlaşma’yı ne kadar mükemmel bir şekilde tamamladığını görüyoruz. Bazılarının sandığı gibi İncil bir önceki Tanrı vahiylerinin yerine geçip geçersiz kılmak yerine aslında orada anlatılan her şeyi harika bir şekilde yetkinliğe erdiriyor (Matta 5:17).

Bazen unutuyoruz ki Kilisenin ilk yıllarında imanlıların hepsi İbrani yani Yahudi’ydiler. İsa Mesih’in kendisi de İbrahim’in soyundan özbeöz Yahudi’ydi. Neden böyle? Çünkü İsa’dan önce gelen vahiylerin tümü Yahudi peygamberler aracılığıyla İbrahim’in soyu olan İsrail toplumuna emanet edildi. Tüm vaatler ve antlaşmalar, kutsal yazılar ve yasalar Yahudi ulusuna teslim edildi (bkz Romalılar 3:2; 9:3-5). Tabi ki baştan beri Tanrı’nın esas amacı bu bereketleri tüm uluslara ulaştırmaktı ve bunun için İsrail’i kutsal bir araç olarak seçti (Mısır’dan Çıkış 19:4-6). Ne var ki İsrail tekrar ve tekrar Tanrı’nın buyruklarını çiğnedi, hatta vaat edilen Mesih İsa geldiğinde de onu çarmıha gerdiler. Ama ne ilginçtir ki bu da Tanrı planının bir parçasıydı ve İsa Mesih kurban olarak ölüp üçüncü gün dirilerek tüm uluslara mükemmel bir kurtuluş kapısı açtı. Mesih göğe çekildikten on gün sonra Pentikost gününde Kutsal Ruh’un inmesiyle Kendisine iman edenlerden oluşan ilk Kilise topluluğu Yeruşalim’de oluşuverdi. Zaman geçtikçe salt İbranilerden oluşan bu imanlı grubu bir hayli büyüdü ta ki Saul’un başlattığı zulüm dalgası çoğunu dünyanın dört yanına dağıttı. Zamanla gayri-Yahudiler de İsa Mesih’e inanmaya başladı, hatta ilerleyen yıllarda Yahudi olmayan imanlı sayısı imanlı İbranilerin sayısını aştı. Yine de özellikle Yeruşalim ve civarındaki kiliseler çoğunlukla Yahudi kimliklerini korudular. İbraniler mektubu da yıllardır o topraklarda baskı gören Yahudi topluluklarına yönelik yazılmıştır.

Baştan beri İsa Mesih’e inanan Yahudiler toplumun önderleri tarafından reddedilmelerine rağmen Hristiyan inançlarını ezelden beri İbrani peygamberlerinin öğretilerinin devamı ve doğal sonucu olarak görmekteydiler. Nitekim İsa Mesih, Tanrı’nın Eski Antlaşma’da ilk gelişiyle ilgili verdiği sözleri tek tek yerine getirdi. O yüzden ilk Mesih imanlıları doğal olarak Tapınakta toplanır ve Yahudiliğin tüm yasalarına uyarlardı. Yani kendilerini farklı ya da yeni bir din mensubu olarak görmüyorlardı. Ancak Yahudi önderliği onlara acımasızca zulüm etmesi sonucunda İbrani asılı imanlılar bir ikilimde kaldılar: ‘İsa Mesih’in ardından mı gitmeliyiz yoksa Yahudilerin törelerine mi dönmeliyiz?’ İşte İbraniler mektubunun yazarı buna verdiği cevap şu: Kesinlikle İsa Mesih’i elden bırakmayın! Çünkü Tanrı’nın sağladığı son kurban ve gerçek kurtarıcı O’dur. Aynı zamanda İsa Mesih’e inanarak tarihi, dini ve etnik değerlerinden vazgeçmediklerini öğretiyor, tersine Tanrı Oğlu Mesih’i kabul edip diğer tüm ululara duyurarak Tanrı’nın asıl planını gerçekleştirip yetkinliğe erişeceklerini belirtiyor.

Şu an okumakta olduğunuz eser İncil’in İbraniler bölümünün içeriğini aktarmakla birlikte, üzerinde yapılan açıklamalardan ibarettir. Yukarıda belirttiğimiz gibi bu mektup özellikle ilk kuşak İbrani Mesih imanlılarını inançlarında pekiştirmek ve olgunlaştırmak adına yazıldıysa da bugün de bizim inancımızın Eski Antlaşma’daki tarihi kökenini anlamamız için son derece faydalıdır. İsa Mesih’i el üstünde tutarken O’nu tarihsel köklerinden kesmeyip Tanrı vaatlerinin mükemmel meyvesi olarak görmemize yararı olacaktır. Değerli okuyucu, Güzel Rabbimizin size de bu kutsal meyveyi tatma ve Tanrı yolunda yetkinliğe erdirme fırsatı sağlamasını dileriz. 

Daha fazla ücretsiz e-kitaplar indirmek için lütfen https://hristiyankitaplar.com/play/ 'e ziyaret edin.

[Anahtar Kelimeler: Allah, Kilise, Yorum, Yaşam Kilisesi, Tanrı, Hıristiyan, Türkçe Kitaplar, Hristiyan, İbraniler, Turkce, Tevrat, Yorum, Mezmur, Türkçe Kitaplar, Peygamber, Mesih, Tanrı, Kitap, Zebur, İbraniler, Kitap, İncil, Turkce, Kilise, Mezmur, İsa Mesih, Allah, Hristiyan, Zebur, İsa Mesih, Tevrat, İncil, Hıristiyan, Yaşam Kilisesi, Peygamber, Mesih]

©2018 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.