Kronolojik TÜRKCE KURAN: Konularına ve Geliş Sırasına göre Geliş Sebepleri ile birlikte

Abdullah Manaz
32
Free sample

İslam'ın temel kaynağı olan Kuran'ı Kerim, 22 yıl 3 ay süresince Ayetler ve Sureler şeklinde parça parça bildirilmiş, 42 kişiye ulaşan Vahiy katiplerince yazılarak veya ezberlenerek kayıt altına alınmıştır. Hangi ayetin hangi sureye ait olduğu Peygamberimiz tarafından işaret edilmiş, Surelerin sıralanması ise, Kuran'ın derlenmesi sırasında Sahabelerin görüşüne göre belirlenmiştir. Hz Ebubekir döneminde bütün sureler toplanmış ve Bir Nüsha Kitap haline getirilmiş, Hz Osman döneminde ise çoğaltılarak İslam dünyasına dağıtılmıştır.Bu çalışma, Kuran'ın anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla Konularına ve Geliş Sırasına Göre, Geliş Sebepleriyle Birlikte Kronolojik olarak Ayetlerin tasnif edilmesidir. Bu yöntemle, Kuran hükümleri Yaratılıştan, SonHayat'a kadar tarihsel, sosyal, kültürel gelişmesi ve mantığı ile kavranılacak ve İnşaAllah daha kolay anlaşılacaktır.
Read more

About the author

1958 yılında Yozgat – Yerköy’de doğdu. 1978’de Ankara Mamak Lisesi’ni, 1984’de Ankara üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Bölümü’nü bitirdi. 1990’da Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Kuran’ın Anlaşılmasında Aklın Rolü” konulu teziyle İslam Felsefesi dalında Doktora çalışmasını tamamladı.

1984 yılında TRT Ankara Televizyonu’nda göreve başladı ve bugüne kadar yüzlerce programın yapım ve yönetimini üstlendi. 1987 yılında 1 yıl süreyle Suriye’de Arapça eğitimi gördü ve çeşitli dönemlerde Kuzey Irak, Ürdün, Lübnan, Mısır, Libya, Tunus, İran ve çeşitli Avrupa ülkelerinde siyasal gruplar üzerinde önemli araştırmalar yaptı.

1995 – 1998 yılları arasında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde dersler verdi. 2003–2004 Yıllarında Ulusal Birlik ve Strateji Vakfı Başkanlığı yaptı. Yurt içinde ve dışında çok sayıda ulusal ve uluslararası konferanslara katıldı. 2012 yılında Yapımcı, Yönetmen, Yönetici ve son olarak Strateji Uzmanı olarak görev yaptığı TRT’den emekli oldu.

Read more
3.9
32 total
Loading...

Additional Information

Publisher
Abdullah Manaz
Read more
Published on
Apr 12, 2008
Read more
Pages
657
Read more
Language
Turkish
Read more
Genres
Religion / Islam / Koran & Sacred Writings
Religion / Prayerbooks / Islamic
Social Science / Islamic Studies
Read more
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more
Read Aloud
Available on Android devices
Read more

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
Türkçe’de Kur’an-ı Kerim’in tercüme edilmiş haline çeviri yerine meal sözcüğü kullanılır. Bunun sebebi “meal” kelimesinin yakın çeviri anlamına sahip olmasıdır. Kur’an-ı Kerim tercümesi ya da çevirisi demek daha iddialıdır. Bu sebeple meal hazırlayanlar çeviri konusunda yetersizliklerini vurgulamakta ve Kur’an’ın gerçek çevirisini yapmanın mümkün olmadığını itiraf etmektedirler. Bunun yanında vahyin ne demek istediğini, ancak meal ile genel çerçevede ne anlatmak istediğinin verilebileceğini ifade ederler.

Elmalılı Hamdi Yazır, Türkçe meal hazırlayan ilk insanlardan biridir. Mealde kullanılan dil bugünün insanı için biraz ağır geldiğinden dolayı sadeleştirme kaçınılmaz olmuştur. Bu işi yapan birçok arkadaşımız vardı. Bu kez de biz bunu yapmaya karar verdik. Meali günümüz Türkçesi ile sizlere yeniden sunarken, ayetlerin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak kaydıyla dipnotlar şeklinde bazı açıklamalar ekledik. Dipnot koyarken piyasada bulunan birçok meali de gözden geçirdik.

Genel anlamda kendi dilimizde Kur’an’ın bizden ne istediğini anlamak ancak dilimize çevrilen meallerle mümkün olabilmektedir. Mealler hakkında söylenen “yetersiz” ifadeleri elbette haklıdır. Bunun en güzel yolu Kur’an tefsirlerinden okumaktır. Ancak başta da değindiğimiz gibi meal okumak genel olarak Kur’an’ın anlaşılmasında bir ilk basamaktır.

Rabbim, bu maksada hizmet etmeye çalışan ve Kur’an’ın anlaşılması için gayret gösteren herkesten razı olsun.

Rabbim bizleri Kur’an’ı anlayan ve O’nu hayatına uygulayanlardan eylesin.

Rabbim bizleri Kur’an’a hizmetkâr eylesin.

Rabbim bizleri Kur’an’ın en büyük yorumcusu olan Peygamber Efen- dimizin (sav) yolundan ayırmasın.
Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hicri 1294 Miladi 1877 yılında Antalya'nın Elmalılı kazasında doğdu. Babası Numan Efendi, aslen Burdur'un Gölhisar kazası Yazır köyü halkındandır. Numan Efendi, küçük yaşta Yazır köyünden çıkıp Elmalı'ya gelmiş, orada okumuş ve "Şer'iye Mahkemesi" başkâtibi olmuştur. Hamdi Efendi'nin annesi, Elmalı âlimlerinden Mehmet Efendi'nin kızı Fatma Hanım'dır.
İlkokulu ve bugünkü ortaokula denk sayılan Rüşdiye'yi Elmalı'da bitiren Hamdi Efendi, 1892 yılında, dayısı hoca Mustafa Sarılar ile birlikte İstanbul'a gelmiş ve devrinin âlimlerinden Kayserili Mahmud Hamdi Efendi'den ders almıştır. İstanbul'daki diğer tanınmış hocaların da derslerine devam ettikten sonra, 1906 yılında "Bayezit dersiâmı" olarak icâzet almıştır. Aynı yıl yapılan seçimlerde Antalya Mebusu olmuş ve II. Meşrutiyet'in bu ilk meclisinde, özellikle 1876 "Kanun-i Esâsi"sinin değiştirilmesinde önemli rol oynamıştır.
1909 yılında Mülkiye Mektebi'nde Ahkâm-ı Evkâf ve Arâzî dersleri okutmuş ve yine aynı yıllarda Mekteb-i Kuzâtta "Fıkıh" dersleri vermiştir. Daha sonra Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye (Şeyhü'l-İslâmlığa bağlı Yüksek Müşavere Heyeti) üyeliğine ve bir müddet sonra da başkanlığına tayin edilmiştir. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Evkaf Nazırlığı'nda bulunmuş ve bu sırada Âyan Meclisi üyesi olmuştur.
Cumhuriyetin ilânı sırasında Mütehassısîn medresesinde mantık müderrisi idi. Medreseler kaldırılınca evinde inzivaya çekilmiş, ilmî tetkik ve araştırmalarına devam etmiştir. Yirmi yıl kadar devam eden bu uzlet (yalnızlık) devresi, "Hak Dini Kur'an Dili" adındaki Türkçe tefsiri hazırlamasına imkân vermiştir. Tefsire başlamadan önce Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa'nın teşviki ile "Büyük İslâm Hukuku Kâmusu" ile meşgul bulunuyordu. Bu eserle birkaç yıl meşgul olduktan sonra yarım bırakmış ve tefsiri yazmaya başlamıştır.

Âyan üyeliğinin son yıllarında Fransızca'dan tercümeye başladığı bir felsefe tarihi kitabını tamamlayarak ilave ettiği önemli bir dibace (önsöz) ve diğer haşiyelerle birlikte "Metalib ve Mezahib" adıyla bastırmıştır.


Hamdi Efendi, ayrıca devrinin güzel sanatlarından olan hat ve mûsikî ile de ilgilenmiştir. Özellikle "Nesih" ve "Sülüs" yazılarda iyi bir hattat idi. Aynı zamanda hâfız olduğu için alaturka mûsikînin çeşitli makamlarıyla ciddi bir şekilde meşgul olmuştur.


Hamdi Efendi, 27 Mayıs 1942'de İstanbul Erenköy'de vefat etmiştir.

©2018 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.