Duanın Önemi: “Sınavlar İçin Dua Kitabı“

eKitap Projesi via PublishDrive
4
Free sample

Sınav Öncesi Okunacak Dualar ile yaklaşan sınavlarla birlikte öğrenci ve velilerin sınav öncesi okunacak duaları bu kısımda, sizler için derledik. Bu kapsamda kitabımızın devamında siz değerli okuyucularımız için bulunan, sınav öncesi okunacak dua sayesinde sınavdan önce okuyabilirsiniz. En güzel sınav duası ve sınav öncesi okunacak dua gibi merak ettiğiniz duaları bu kitabımızda bulacaksınız.

İÇİNDEKİLER


GİRİŞ


Duanın genel sosyolojik ve psikolojik faydaları


Dua etme ihtiyacı insanda yaratılıştan mıdır?


Dua Etmenin Faydaları


Duanın Hayatımızdaki Önemi


Dualarımızda Dünyaya Ait İstekte Bulunabilir miyiz?


Nasıl Dua Etmeliyiz?


Duanın Adab ve Erkanı


DUALARIN KABUL EDİLMESİNİN SIRLARI


HANGİ DUALAR KABUL OLMAZ


DUA ETMENİN SONUÇLARI


Dersleri Anlama (Öğrenciler) İçin Dualar


SINAVLARA GİRMEDEN OKUNACAK DUALAR

Read more
Collapse
4.8
4 total
Loading...

Additional Information

Publisher
eKitap Projesi via PublishDrive
Read more
Collapse
Published on
May 11, 2015
Read more
Collapse
Pages
45
Read more
Collapse
ISBN
9786155573118
Read more
Collapse
Read more
Collapse
Read more
Collapse
Language
Turkish
Read more
Collapse
Genres
Education / Aims & Objectives
Read more
Collapse
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more
Collapse
Read Aloud
Available on Android devices
Read more
Collapse

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
KANON NEDİR?

"KANON", yeni çağın bir "KUTSAL KİTABI" yazılsa ve kesintisiz devam eden TANRI / ALLAH VAHYİ'nin uzun zamandır beklenen yeni bir uzantısı ve evrensel mesajı gönderilse, bu ne olurdu? Ne söylemek ve mesaj vermek isterdi? Düşüncesi doğrultusunda oluşturulmuş bir Kutsal Kitap tematiğidir. Kanon ayrıca etimolojik olarak, çok eski Hint metinlerinde dahi "KHALKİ AUM" veya “KHALKİ AVATAR” olarak GELECEĞİ müjdelenen ve Alemler ötesinden gelen eski çağlara ilişkin değil de daha çok AHİR ZAMAN, KIYAMET ile ilgili kavramların ne anlama geldiğini açıklamak üzere yazılmış, MESİH & MEHDİ ÇAĞI öğretisinin bir kitabı veya bu yöndeki bin yıllardır süregelen bir düşüncenin de devamıdır. Bu düşünce, Kanon’un geçmişten günümüze uzanan, günümüzdeki uzantısıdır..


"KANON"un izini tarih içinde geriye doğru sürdüğümüzde ise, çok eski tarihlerde, ayrıca Hz. Musa'nın tabletlerinde bile, "KAMON veya CANAAN" olarak vaad edilmiş topraklar veya kutsal kanunlar/yazıtlar anlamında geçen ve daha sonraki yüzyıllarda Yahudi-Hristiyan gnostik öğretiyle saklı belgelerle tarih içinde nesillerden nesillere taşınarak günümüze kadar ulaşan "Kamron-Kumran" yazıtları ismiyle anılan ve oradan Hristiyanlık-İseviliğin gnostik öğretisiyle Esseni (Sion) tarikatına aktarılan, ve günümüze kadar ulaşan ve/fakat asıl öğretisi hemen hemen tüm ezoterik kültürlerde ve kutsal metinlerde bildirilen KIYAMET’e yakın gönderileceği ve açıklanacağı bildirilen (Mehdi veya Mesih Düşüncesi bu kitap boyunca konumuzun dışındadır ve burada bu konuya girilmeyecektir de) bir Kutsal Metin dizisinin literatürüne ilişkin (Kumran –Qumran– Yazıtlarının günümüzdeki bir benzeri gibi de düşünülebilir), dinleri tek bir çatı altında toplama ve tüm kutsal kitapların içinde barındırdıkları KIYAMET yorumu yönünde bir ilahi kategorizasyonu, APOKALİPTİK ÖNGÖRÜ ve ETİK, AHLAKİ ve hemen hemen tüm kutsal kitaplarda yer alan SON GÜN’e ilişkin KURALLAR VE UYARILAR BÜTÜNÜNÜ ve tüm kutsal metinlerin vahiysel bütünlüğüne ve hepsinin ortak olarak, ALLAH’tan geldiğine ilişkin bir EZOTERİK YENİ ÇAĞ KUTSAL KİTAP yorumlamasıdır da diyebiliriz. Buna ilişkin pek çok hikmet öyküsü İKİNCİ KANON kitabında “KHALKİ AVATAR”da ele alındı.


Bu noktada, KAN’ON, bu yönüyle biraz da Yuhanna’nın VAHİY KİTABI’na da benzetilebilir. Çünkü, günümüzde yeryüzünün tümüne birden (tek bir coğrafyaya değil!) baktığımızda şunu görürüz: Kıyamet’e belki de her zamankinden çok daha yakın bir çağdayız ve/fakat buna rağmen pek çok din var, belki hepsi bir yerlerde ilahi tek bir kaynaktan beslendiğini gösteren öğeler içeriyor (Tek tanrılı dinlerden, Afrikadaki ilkel kabile dinlerine kadar) ama bunları tek bir çatı altında birleştiren veya birleştirmeye çalışan bir mekanizma yok. Diğer bir önemli konu ise, yaşadığımız çağda zamanın kısalması ve zorunlu ihtiyaçların, her üç tek tanrılı din ile diğer dinlerdeki; ibadet, infak, oruç, dua vs. yapılış şekilleriyle ilgili bir düzenleme içerir. Kanon, bu konuda bazı ön görüler de sunar, kendi içerisinde zamanımıza yakın mümkün görünen çözümleri, evrensel düzeyde tek bir yapıda KIYAMET zamanı dilimiyle bağlantılı olarak değerlendirir. Buna ilişkin pek çok kurallar bütünü ve yaratılıştan günümüz medeniyetine uzanan insanın kısa yaşam öyküsü BİRİNCİ KANON kitabında –KHALKİ AUM’da– ele alındı ve KIYAMET uyarılarıyla sona erdi. İşte, bu düşünce ve bunun devamı ise, Kanon’un geçmişteki, günümüzle bağlantılarını sağlayan köprülerinin halatlarının uzantısıdır..



KANON, ÜÇ ANA BÖLÜMDEN OLUŞUR:


ESKİ KUTSAL METİNLERİN VE KİTAPLARIN (Kur’an, İncil, ve Tevrat) GENEL BİR DEĞERLENDİRİLMESİ VE ALLAH VAHYİNİN DEĞİŞMEMEZLİĞİ VE KIYAMET’E KADAR KESİNTİSİZ DEVAM EDECEĞİNİN İSBAT EDİLMESİ, “KHALKİ AUM KİTABI” – “KUR’AN’IN KANONİK YORUMU” – “99 Kanon” “KHALKİ AVATAR KİTABI” – “İNCİL’İN KANONİK YORUMU” – “303 Kanon”

"Musa, bir gün Çöl’de çok ilginç bir şey gördü."

"Ateş topu gibi bir Çalı sürekli yanıyor, ama yanıp bitmiyordu.."


(Kutsal Kitap, Mısırdan Çıkış, 3)


Arkeolog John Smith, 2036 yılında İtalya’nın antik Pompei kentinde çok ilginç, Antik Roma döneminden kalma, 2000 yıllık bir gümüş sikke bulur. Üzerinde garip figürler ve Roma rakamıyla yazılmış bazı tarihler olan sikkeyi çözümlemek üzere Mısır’ın başkenti Kahire’ye, oradaki arkadaşı Profesör Gregory Kravnik’in yanına gitmek için eşi Sara ve kızı Elsa’yla birlikte yola koyulur.


Kahire’ye vardığında, büyük piramitlerin yakınlarında bir yerdeki ıssız çölde büyük bir patlama ile birlikte kaynağı bilinmeyen, ateş topu gibi ışık saçan bir küre gökyüzünden inerek ve ışığıyla tüm şehri aydınlatarak parçalanır. Bu sırada olayın yakınında bulunan John Smith, sikkeyle ilgili arkadaşı Gregory’den bazı şifre çözümlemeleri ve üzerindeki sembollerin neyi anlattığıyla ilgili çok önemli bir bilgi almıştır ve oteline döndüğü sırada arabası o patlamadan sonra aniden durmuştur. Gizemli bir el arabasının arkasına dokunur ve Yardım et! diye bağırır. Fakat, arabasına alacağı bu kişinin tarihin akışını değiştiren ve üç büyük dinin beklediği insanlık tarihinin en önemli figürlerinden birisi olacağı o gece aklının ucundan bile geçmemiştir.


* * *


Aynı sıralarda, John’un arkadaşı olan Kahire Devlet Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü’nde çalışan Profesör Gregory Kravnik ile asistanı Katya da, dünya tarihini değiştiren ve büyük bir sırrı tam 500 yıldır saklayan dünyanın en gizemli tarikatını deşifre etmek üzeredir. ‘Jesuitler’ olarak bilinen bu Ortaçağ Cizvit tarikatı, bunu her şeye kodlamış, ünlü ressamların tablolarında şifreli bir şekilde anlatmıştır. Fakat, Gregory ve John hedefi aynı olan bu iki büyük sırrın o gece gerçekleşen çöle inen ışık küresiyle çok büyük bir bağlantısı olduğunu çok geç olmadan öğreneceklerdir. Üstelik, o gece öğrenecekleri bu Dünya’nın En Büyük Sırrı, bilinen tüm Dinler Tarihi’ni de değiştirecek güçtedir.


Tüm bu bağlantılar ve şifreler, 2036 yılında çok önemli ve dünyayı değiştirebilecek bir olayı işaret etmektedir. Fakat, bunu öğrenmeleri hiç de kolay olmayacak, kendilerini bekleyen ölümcül bir koşuşturmaca da bu sırada başlayacaktır. Çünkü, Vatikan, FBI ve CIA da dahil olmak üzere, dünyadaki tüm derin istihbarat örgütleri de bu olayın peşindedir ve üstelik artık John ve ailesinin hayatı da tehlike altındadır.


Tüm bunların da ötesinde, tüm Kutsal Kitaplarda bahsedilen, Eski Ahit, Yeni Ahit ve Kur’an’da da sembolik olarak anlatılan bu büyük kehanet artık gerçekleşmek üzeredir. Artık insanlık, bu kehanetin gerçekleşmesiyle, ya Tanrı’yla yüzleşmek ya da Şeytan’a karşı savaşmak ve Kıyamet’i durdurabilmek için yeni bir yol bulmak zorundadır..


Dünya’nın en büyük ve en korkunç Sırrı’nı öğrenmeye hazır mısınız?

EFSANELERE GÖRE İSTANBUL’UN KURULUŞU
"Bu şehr-i Sitambul ki, bi mişl-u behadır, Bir sengine, yekpare Acem mülkü fedadır"
Şair Nedim
Yeryüzünde, bu kadar çok ada ve sana sahip kent çok ender bulunur. Her ulus, İstanbul'u başka bir adla andı. Ayrıca, fetihten önceki adları başkaydı, fetihten sonrakiler başka... Tarih sahnesine, Byzas, Buzis, Byse, Bysante gibi adlarla çıktı. Roma dönemine kadar da en çok Byzantıon olarak anıldı. Romalılar Antoneia, Anthuşa, Deutera Rome dediler. Sonra, uzun bir dönem boyunca Konstantinopolis olarak kaldı. Kuzeylilerin verdikleri adların bir kısmı kentin gücünü vurguluyordu: Tsarığrad (Slav kaynaklarında imparator kenti) ve Mıklegard (Vikinglerde İmparator Mikhael’ın kenti) gibi. Ruslar Tekfuriye ve Zavegorod, Macarlar Vizenduvar, Polonyalılar Kanatorya, Çekler Aylana, İsveçliler Heraklıyan, Hollandalılar İstefanya, Franklar Agrandone, Portekizliler Koştiye, Araplar Konstantiniyye-i Kübra, Acemler Kayser-i Zemin, Hintliler Taht-i Rum, Moğollar Çakdüryan demişlerdi bir zamanlar Osmanlı'nın "Asitane"sine. Öte yandan, İstanbul'a yakıştırılan sanlar da en az kendisi kadar görkemliydi: Asitane-i Saadet (Sültan Sarayı), Dar-ül Hilafe (Halife'nin evi), Darü's Saltana (Saltanatın evi), Dergah-ı Selatın (Sultanlar kapısı)...
Ve sonunda bizim kentimiz, İstanbul.
Bilinen tarihi 2600 yıldan daha eskilere uzanan bu yaşlı, ama muhteşem kent, zamanın akışı içinde büyük uygarlıkların yıkılışlarım da gördü, yenilerinin nasıl kurulduklarına da...
İmparatorlukların bu herkesi kıskandıran görkemli başkentinin köşe bucağı, birbiriyle ilgisi olmayan kültürlerin mirasıyla süslendi. Ve sonuçta, tüm üslup ve kültürler iç içe geçerek, birbirini özümseyerek, İstanbul'un anıtsal tarihini oluşturdu.
Kentin kuruluşu üzerine rivayet muhtelif. En ünlüsü ve bilineni Megaralı göçmenlerinin yolculuğu. Bir de Evliya Çelebi'nin anlattığı var ki, tadına doyum olmuyor...
Efsaneye göre, Koressa'nın oğlu, Yunanistan'ın Megara kentinden genç Byzas, yandaşlarıyla birlikte, bölgedeki baskılardan kurtulmak, yeni bir kent kurmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yola çıktı. Her şey iyiydi de, kent nerede kurulacaktı? O çağda, bilinmeyenleri bilinir kılan birisine, Delfoi kentindeki kahine danıştı genç adam. Delfoi kahini gideceği yeri tarif etti; "Kentini kuracağın yer, körler ülkesinin tam karşısında olacak." Byzas yola çıktı, aradı taradı, körler ülkesi diye bir yer yoktu. Sonunda, mola verdikleri bir deniz kıyısında, karşı sahile baktı ve bağırdı: "Bu insanlar kör mü, burası varken orada oturulur mu?". Delfoi kahinini hatırladı genç adam; "Körler ülkesinin karşısında kuracaksın kentini." Körler ülkesi, günümüzün Kadıköy'üdür!
İstanbul'dan çok yıllar önce kurulmuştur "Khalkedonia", yani Kadıköy. Byzas; ordusuyla gelip soluklanmak için durduğu şimdiki Sarayburnu'nda, manzaranın muhteşem görüntüsünden adeta büyülenmişti. Khalkedonia'nın neden "Körler Ülkesi" tanımlamasını hak ettiğini anlamıştı artık. Çünkü, böyle cennet benzeri bir yer dururken, tam karşıda ve korumasız bir yerde kent kuranlar, ancak kör olabilirlerdi! Ol hikaye böyle. Temelleri Sarayburnu sırtlarında atılan kente, kurucusunun adı olan Byzas'tan dolayı, "Byzas'ın kenti" anlamında "Byzantıon" dendi...
©2018 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.