Kanon: Kutsal Kitapların Yeni Bir Yorumu

eKitap Projesi via PublishDrive
6
Free sample

KANON NEDİR?

"KANON", yeni çağın bir "KUTSAL KİTABI" yazılsa ve kesintisiz devam eden TANRI / ALLAH VAHYİ'nin uzun zamandır beklenen yeni bir uzantısı ve evrensel mesajı gönderilse, bu ne olurdu? Ne söylemek ve mesaj vermek isterdi? Düşüncesi doğrultusunda oluşturulmuş bir Kutsal Kitap tematiğidir. Kanon ayrıca etimolojik olarak, çok eski Hint metinlerinde dahi "KHALKİ AUM" veya “KHALKİ AVATAR” olarak GELECEĞİ müjdelenen ve Alemler ötesinden gelen eski çağlara ilişkin değil de daha çok AHİR ZAMAN, KIYAMET ile ilgili kavramların ne anlama geldiğini açıklamak üzere yazılmış, MESİH & MEHDİ ÇAĞI öğretisinin bir kitabı veya bu yöndeki bin yıllardır süregelen bir düşüncenin de devamıdır. Bu düşünce, Kanon’un geçmişten günümüze uzanan, günümüzdeki uzantısıdır..


"KANON"un izini tarih içinde geriye doğru sürdüğümüzde ise, çok eski tarihlerde, ayrıca Hz. Musa'nın tabletlerinde bile, "KAMON veya CANAAN" olarak vaad edilmiş topraklar veya kutsal kanunlar/yazıtlar anlamında geçen ve daha sonraki yüzyıllarda Yahudi-Hristiyan gnostik öğretiyle saklı belgelerle tarih içinde nesillerden nesillere taşınarak günümüze kadar ulaşan "Kamron-Kumran" yazıtları ismiyle anılan ve oradan Hristiyanlık-İseviliğin gnostik öğretisiyle Esseni (Sion) tarikatına aktarılan, ve günümüze kadar ulaşan ve/fakat asıl öğretisi hemen hemen tüm ezoterik kültürlerde ve kutsal metinlerde bildirilen KIYAMET’e yakın gönderileceği ve açıklanacağı bildirilen (Mehdi veya Mesih Düşüncesi bu kitap boyunca konumuzun dışındadır ve burada bu konuya girilmeyecektir de) bir Kutsal Metin dizisinin literatürüne ilişkin (Kumran –Qumran– Yazıtlarının günümüzdeki bir benzeri gibi de düşünülebilir), dinleri tek bir çatı altında toplama ve tüm kutsal kitapların içinde barındırdıkları KIYAMET yorumu yönünde bir ilahi kategorizasyonu, APOKALİPTİK ÖNGÖRÜ ve ETİK, AHLAKİ ve hemen hemen tüm kutsal kitaplarda yer alan SON GÜN’e ilişkin KURALLAR VE UYARILAR BÜTÜNÜNÜ ve tüm kutsal metinlerin vahiysel bütünlüğüne ve hepsinin ortak olarak, ALLAH’tan geldiğine ilişkin bir EZOTERİK YENİ ÇAĞ KUTSAL KİTAP yorumlamasıdır da diyebiliriz. Buna ilişkin pek çok hikmet öyküsü İKİNCİ KANON kitabında “KHALKİ AVATAR”da ele alındı.


Bu noktada, KAN’ON, bu yönüyle biraz da Yuhanna’nın VAHİY KİTABI’na da benzetilebilir. Çünkü, günümüzde yeryüzünün tümüne birden (tek bir coğrafyaya değil!) baktığımızda şunu görürüz: Kıyamet’e belki de her zamankinden çok daha yakın bir çağdayız ve/fakat buna rağmen pek çok din var, belki hepsi bir yerlerde ilahi tek bir kaynaktan beslendiğini gösteren öğeler içeriyor (Tek tanrılı dinlerden, Afrikadaki ilkel kabile dinlerine kadar) ama bunları tek bir çatı altında birleştiren veya birleştirmeye çalışan bir mekanizma yok. Diğer bir önemli konu ise, yaşadığımız çağda zamanın kısalması ve zorunlu ihtiyaçların, her üç tek tanrılı din ile diğer dinlerdeki; ibadet, infak, oruç, dua vs. yapılış şekilleriyle ilgili bir düzenleme içerir. Kanon, bu konuda bazı ön görüler de sunar, kendi içerisinde zamanımıza yakın mümkün görünen çözümleri, evrensel düzeyde tek bir yapıda KIYAMET zamanı dilimiyle bağlantılı olarak değerlendirir. Buna ilişkin pek çok kurallar bütünü ve yaratılıştan günümüz medeniyetine uzanan insanın kısa yaşam öyküsü BİRİNCİ KANON kitabında –KHALKİ AUM’da– ele alındı ve KIYAMET uyarılarıyla sona erdi. İşte, bu düşünce ve bunun devamı ise, Kanon’un geçmişteki, günümüzle bağlantılarını sağlayan köprülerinin halatlarının uzantısıdır..



KANON, ÜÇ ANA BÖLÜMDEN OLUŞUR:


ESKİ KUTSAL METİNLERİN VE KİTAPLARIN (Kur’an, İncil, ve Tevrat) GENEL BİR DEĞERLENDİRİLMESİ VE ALLAH VAHYİNİN DEĞİŞMEMEZLİĞİ VE KIYAMET’E KADAR KESİNTİSİZ DEVAM EDECEĞİNİN İSBAT EDİLMESİ, “KHALKİ AUM KİTABI” – “KUR’AN’IN KANONİK YORUMU” – “99 Kanon” “KHALKİ AVATAR KİTABI” – “İNCİL’İN KANONİK YORUMU” – “303 Kanon”

Read more
Collapse
4.3
6 total
Loading...

Additional Information

Publisher
eKitap Projesi via PublishDrive
Read more
Collapse
Published on
Aug 9, 2016
Read more
Collapse
Pages
500
Read more
Collapse
ISBN
9786059654548
Read more
Collapse
Read more
Collapse
Read more
Collapse
Language
Turkish
Read more
Collapse
Genres
Religion / Christian Church / Canon & Ecclesiastical Law
Read more
Collapse
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more
Collapse
Read Aloud
Available on Android devices
Read more
Collapse

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
"Musa, bir gün Çöl’de çok ilginç bir şey gördü."

"Ateş topu gibi bir Çalı sürekli yanıyor, ama yanıp bitmiyordu.."


(Kutsal Kitap, Mısırdan Çıkış, 3)


Arkeolog John Smith, 2036 yılında İtalya’nın antik Pompei kentinde çok ilginç, Antik Roma döneminden kalma, 2000 yıllık bir gümüş sikke bulur. Üzerinde garip figürler ve Roma rakamıyla yazılmış bazı tarihler olan sikkeyi çözümlemek üzere Mısır’ın başkenti Kahire’ye, oradaki arkadaşı Profesör Gregory Kravnik’in yanına gitmek için eşi Sara ve kızı Elsa’yla birlikte yola koyulur.


Kahire’ye vardığında, büyük piramitlerin yakınlarında bir yerdeki ıssız çölde büyük bir patlama ile birlikte kaynağı bilinmeyen, ateş topu gibi ışık saçan bir küre gökyüzünden inerek ve ışığıyla tüm şehri aydınlatarak parçalanır. Bu sırada olayın yakınında bulunan John Smith, sikkeyle ilgili arkadaşı Gregory’den bazı şifre çözümlemeleri ve üzerindeki sembollerin neyi anlattığıyla ilgili çok önemli bir bilgi almıştır ve oteline döndüğü sırada arabası o patlamadan sonra aniden durmuştur. Gizemli bir el arabasının arkasına dokunur ve Yardım et! diye bağırır. Fakat, arabasına alacağı bu kişinin tarihin akışını değiştiren ve üç büyük dinin beklediği insanlık tarihinin en önemli figürlerinden birisi olacağı o gece aklının ucundan bile geçmemiştir.


* * *


Aynı sıralarda, John’un arkadaşı olan Kahire Devlet Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü’nde çalışan Profesör Gregory Kravnik ile asistanı Katya da, dünya tarihini değiştiren ve büyük bir sırrı tam 500 yıldır saklayan dünyanın en gizemli tarikatını deşifre etmek üzeredir. ‘Jesuitler’ olarak bilinen bu Ortaçağ Cizvit tarikatı, bunu her şeye kodlamış, ünlü ressamların tablolarında şifreli bir şekilde anlatmıştır. Fakat, Gregory ve John hedefi aynı olan bu iki büyük sırrın o gece gerçekleşen çöle inen ışık küresiyle çok büyük bir bağlantısı olduğunu çok geç olmadan öğreneceklerdir. Üstelik, o gece öğrenecekleri bu Dünya’nın En Büyük Sırrı, bilinen tüm Dinler Tarihi’ni de değiştirecek güçtedir.


Tüm bu bağlantılar ve şifreler, 2036 yılında çok önemli ve dünyayı değiştirebilecek bir olayı işaret etmektedir. Fakat, bunu öğrenmeleri hiç de kolay olmayacak, kendilerini bekleyen ölümcül bir koşuşturmaca da bu sırada başlayacaktır. Çünkü, Vatikan, FBI ve CIA da dahil olmak üzere, dünyadaki tüm derin istihbarat örgütleri de bu olayın peşindedir ve üstelik artık John ve ailesinin hayatı da tehlike altındadır.


Tüm bunların da ötesinde, tüm Kutsal Kitaplarda bahsedilen, Eski Ahit, Yeni Ahit ve Kur’an’da da sembolik olarak anlatılan bu büyük kehanet artık gerçekleşmek üzeredir. Artık insanlık, bu kehanetin gerçekleşmesiyle, ya Tanrı’yla yüzleşmek ya da Şeytan’a karşı savaşmak ve Kıyamet’i durdurabilmek için yeni bir yol bulmak zorundadır..


Dünya’nın en büyük ve en korkunç Sırrı’nı öğrenmeye hazır mısınız?

EFSANELERE GÖRE İSTANBUL’UN KURULUŞU
"Bu şehr-i Sitambul ki, bi mişl-u behadır, Bir sengine, yekpare Acem mülkü fedadır"
Şair Nedim
Yeryüzünde, bu kadar çok ada ve sana sahip kent çok ender bulunur. Her ulus, İstanbul'u başka bir adla andı. Ayrıca, fetihten önceki adları başkaydı, fetihten sonrakiler başka... Tarih sahnesine, Byzas, Buzis, Byse, Bysante gibi adlarla çıktı. Roma dönemine kadar da en çok Byzantıon olarak anıldı. Romalılar Antoneia, Anthuşa, Deutera Rome dediler. Sonra, uzun bir dönem boyunca Konstantinopolis olarak kaldı. Kuzeylilerin verdikleri adların bir kısmı kentin gücünü vurguluyordu: Tsarığrad (Slav kaynaklarında imparator kenti) ve Mıklegard (Vikinglerde İmparator Mikhael’ın kenti) gibi. Ruslar Tekfuriye ve Zavegorod, Macarlar Vizenduvar, Polonyalılar Kanatorya, Çekler Aylana, İsveçliler Heraklıyan, Hollandalılar İstefanya, Franklar Agrandone, Portekizliler Koştiye, Araplar Konstantiniyye-i Kübra, Acemler Kayser-i Zemin, Hintliler Taht-i Rum, Moğollar Çakdüryan demişlerdi bir zamanlar Osmanlı'nın "Asitane"sine. Öte yandan, İstanbul'a yakıştırılan sanlar da en az kendisi kadar görkemliydi: Asitane-i Saadet (Sültan Sarayı), Dar-ül Hilafe (Halife'nin evi), Darü's Saltana (Saltanatın evi), Dergah-ı Selatın (Sultanlar kapısı)...
Ve sonunda bizim kentimiz, İstanbul.
Bilinen tarihi 2600 yıldan daha eskilere uzanan bu yaşlı, ama muhteşem kent, zamanın akışı içinde büyük uygarlıkların yıkılışlarım da gördü, yenilerinin nasıl kurulduklarına da...
İmparatorlukların bu herkesi kıskandıran görkemli başkentinin köşe bucağı, birbiriyle ilgisi olmayan kültürlerin mirasıyla süslendi. Ve sonuçta, tüm üslup ve kültürler iç içe geçerek, birbirini özümseyerek, İstanbul'un anıtsal tarihini oluşturdu.
Kentin kuruluşu üzerine rivayet muhtelif. En ünlüsü ve bilineni Megaralı göçmenlerinin yolculuğu. Bir de Evliya Çelebi'nin anlattığı var ki, tadına doyum olmuyor...
Efsaneye göre, Koressa'nın oğlu, Yunanistan'ın Megara kentinden genç Byzas, yandaşlarıyla birlikte, bölgedeki baskılardan kurtulmak, yeni bir kent kurmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yola çıktı. Her şey iyiydi de, kent nerede kurulacaktı? O çağda, bilinmeyenleri bilinir kılan birisine, Delfoi kentindeki kahine danıştı genç adam. Delfoi kahini gideceği yeri tarif etti; "Kentini kuracağın yer, körler ülkesinin tam karşısında olacak." Byzas yola çıktı, aradı taradı, körler ülkesi diye bir yer yoktu. Sonunda, mola verdikleri bir deniz kıyısında, karşı sahile baktı ve bağırdı: "Bu insanlar kör mü, burası varken orada oturulur mu?". Delfoi kahinini hatırladı genç adam; "Körler ülkesinin karşısında kuracaksın kentini." Körler ülkesi, günümüzün Kadıköy'üdür!
İstanbul'dan çok yıllar önce kurulmuştur "Khalkedonia", yani Kadıköy. Byzas; ordusuyla gelip soluklanmak için durduğu şimdiki Sarayburnu'nda, manzaranın muhteşem görüntüsünden adeta büyülenmişti. Khalkedonia'nın neden "Körler Ülkesi" tanımlamasını hak ettiğini anlamıştı artık. Çünkü, böyle cennet benzeri bir yer dururken, tam karşıda ve korumasız bir yerde kent kuranlar, ancak kör olabilirlerdi! Ol hikaye böyle. Temelleri Sarayburnu sırtlarında atılan kente, kurucusunun adı olan Byzas'tan dolayı, "Byzas'ın kenti" anlamında "Byzantıon" dendi...
Pisagor, şifa sanatının en kutsal sanat olduğunu söylemiştir. Şifa en kutsal sanatsa, o halde bedenle olduğu kadar ruhla da ilgilenmelidir; çünkü hiçbir varlık, en önemli parçası hasta olduğu sürece sağlıklı olamaz.
Tyana’lı Apolionius
Bu önemli çalışmada, Kuantum İyileşme, deyince şunu anlıyoruz, kuantum fiziği esaslarına ve Modern bilime göre iyileşme tıbbi kuralları ile alternatıve Tıp, yani Sıfacılık öğretisini birleştiren bu kitap, çeşitli hasta vaklarını ve Hastalıklara ilişkin vücuttaki ruhsal süredurumlara kuantum mekanığının modelleriyle yaklaşım sağlayarak, grafiksel detaylı anlatımını kullanarak, okura sağlıklı ve net bir yeni çağın sıfacı bilgisini kadim öğretileri kuantum mekanığiyle harmanlayarak aktarmaktadır. Buna göre, bu çalışmanın amacı, zihin-beden-ruh bütünlüğünü sağlamaya deniyor ve mutlu olmanın tek şartının, çalışma boyunca, bu üçünün birliğinden geçtiğine inanılıyor. Buradaki "iyileşme"den kasıt ise, Zihin-Beden-Ruh koordinasyonu kastedilmiştir, yani tüm bir zihinsel bedensel ve ruhsal çakra alanlarının tam bir sıfası konu edilmiştir..
Hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin etkileri muhakkak ki, çağımızda artık yadsınamaz bir gerçektir. Fakat ne var ki, buradaki esas amaç, hastalıkları iyileştirmekten ziyade, hasta olmamanın yollarını aramaktır bu esere göre. (Daha da doğrusu "sağlıklı ol"ma ve “sağlıklı kal”ma halini ve sürekliliğini yakalamak ve bu sürekliliği hayat boyu sağlamanın yöntemi araştırılıyor ve analiz ediliyor..)
Buradaki "hastalık" terimi, tıbbi referanstan çok; yokluk, yalnızlık, işsizlik, başarısızlık, mutsuzluk, kendini boşlukta hissetme ve değersizlik gibi duygulara refere edilmektedir. Buna göre, İnsan sadece tıbbi hasta olmaz, fakir bir insan da hastadır, yalnız bir insan da! Kanser nasıl bir hastalıksa; cimrilik, kabalık, güvensizlik, korku, endişe ve nefret de o oranda hastalıktır..
Sağlıklı bir insan tanımını şöyle yapıyoruz hep genellikle: Kazancında ve kahkahasında bolluk-bereket içinde, bağımsız, güçlü, ilişkilerinde mutlu, sevgiyi her daim yaşayan ve etrafındakilerle paylaşan, güven içinde, sağlıklı ve güzel kalabilmek...
İşte, bu kitabın da yegane yazılma hedefi ve amacı da bunu sürekli olarak okura kazandıracak bilginin anahtarını vermektir. Yani, bir anlamda yıllardır kişisel gelişim alanında, sıkça yapılan yanlış uygulamalar sonucunda, benzer çalışmaların yaptığı balık vermeyi öğretmek yerine, okura balığı nasıl tutacağını öğretmeyi hedeflemektedir..
KIYÂMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYÂTI NEDİR?

Kıyâmet Gerçekliği Külliyâtı, âhir zaman yakın gelişecek önemli Kıyamet Alametlerini ve KUR’ÂN, HADİS, İNCİL ve KUTSAL KİTAP gibi dini kaynaklardaki bu konu ile ilgili yorumları ve te’villeri sırr-ı vahyin ve Kur’ân’ın feyziyle açıklamaya ve aydınlatmaya yönelik pozitif bilim dallarına (MATEMATİK, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, ASTRONOMİ, EDEBİYAT, TARİH, COĞRAFYA, ARKEOLOJİ, FELSEFE, EKONOMİ, SOSYOLOJİ GİBİ V.B.) yönelik oluşturulan bir eserler bütünüdür. Kıyamet Gerçekliği’nin asıl fonksiyonu ise, İMÂN-I TAHKİKÎ’yi elde etmek ve İLMELYAKÎN’den HAKKALYAKÎN’e çevirmektir. Kıyâmet Gerçekliği Külliyâtı, aynı zamanda geçmiş zamanda meydana gelmiş ve gelecekte gelişecek olan önemli dinî olayların ve pozitif bilim dallarının bu yöndeki önemli ve özet bilgisini içeren sonuçlarını, kullandığı üç aşamalı İSBAT, DELİL ve BÜRHAN Metodolojisiyle şimdiki zamanda ve elimizde hazır bir bilgi birikimi gibi gösteren, MANEVÎ BİR ZAMAN MAKİNASI’dır.


Kıyamet sürecindeki, Bilim ve İnsanlık tarihindeki önemli ve kritik olayları ve teorileri detaylarına ve derinliğine inerek, gerçekliğini ispat ve ilân eden, aynı zamanda o konuyu destekleyen grafiklerle görsel olarak ortaya koyan MANEVÎ BİR TEFSİR’dir. 1186 sayfadan oluşan Eski Antlaşma (TEVRAT) ve 436 sayfadan oluşan Yeni Antlaşma (İNCİL)’den oluşan KUTSAL KİTAP ile 600 Sayfadan oluşan KUR’ÂN’ın toplam sayfa sayısı 2222’dir ve bu özellikleriyle ÜÇ SEMAVÎ KİTAP, KIYAMET’e işaret eder ve İCMÂLLİ (ÖZET OLARAK) bir şekilde açıklar. Ayrıca Kur’ân’ın yaklaşık ÜÇ’te birlik bir bölümünü oluşturan 2222 âyeti de yine benzer şekilde KIYAMET ve HAŞİR meselesinden detaylı bir şekilde bahseder. Benzer şekilde, KIYAMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYÂTI da 2222 sayfadan oluşan toplam ÜÇ eserden meydana gelmiş olup, bu özelliğiyle KIYAMET’i yani DÜNYA’nın SONU’nu TAFSİLLİ (AYRINTILI OLARAK) bir şekilde ilân ve isbât eder. Dolayısıyla Kıyamet Gerçekliği Külliyatı, Kur’ân’ın âyet sayısı olan 6666’nın ALTI mertebesinden birisini içeren ve KIYAMET’i ilân ve isbât eden 1111 âyetini; yine Kur’ân’ın ÜÇ mertebesinden birisine işaret eden 2222 sayfadan MÜTEKAMİL (OLUŞAN) ilmî bir eserle tefsir ederek, aşağıda değineceğimiz ÜÇ önemli meseleye ilmî ve gerçekçi bir çözüm getirmeye çalışır. Kur’ân’daki ve diğer İslâmî kaynaklardaki âhir zamana yönelik konuları, bu ÜÇ önemli mesele ekseninde, her bir konuyu ait olduğu pozitif bilim dalına göre ispat ve izah eden, açıklayan ilmî bir eserdir.


Kıyamet Gerçekliği Külliyatı’nın asıl hedefi ise, tarihte ortaya atılmış olan en büyük inkarcı fikir sistemlerinin ortaya attığı fikirlerin geçersizliğini kendine özgü bu ilmî metodlarla izah ve isbât etmektir. Bu sebeple, insanlık tarihinde karşılaşılmış olan en temel dini problemlerin ortaya koyduğu önemli meselelere aklî ve ilmî delillerle çözüm getirmeye çalışır. Buna göre, Kıyamet Gerçekliği Külliyatı tüm tarih boyunca insanlığın kafasını meşgul etmiş olan ve aynı zamanda birçok insanın Şeytan’ın da vesvesesiyle CEHENNEM’e gitmesine sebep olan ve insanların büyük bir kısmını tereddüde düşüren FELSEFÎ meseleleri şu ÜÇ önemli mesele üzerinde ODAKLAR ve bunlara çözüm getirmeye çalışır:


BİRİNCİSİ; EVREN EZELDEN (SONSUZ ÖNCESİNDEN) beri mi vardır yoksa sonradan bir BAŞLANGIÇ noktasından mı yaratılmıştır? Eğer tüm Kainat bilinçli bir yaratıcı tarafından yaratılmışsa bunları meydana getiren KEVNÎ (ASTRONOMİK ve KOZMOLOJİK) KANUNLAR nelerdir ve maddeyi ve onu oluşturan yapıtaşlarını nasıl meydana getirmişlerdir?


İKİNCİSİ; EVREN bu şekilde EBEDİYETE (SONSUZ SONRASINA) kadar devam edecek midir yoksa bir SONU var mıdır? Eğer tüm Kainatın bir sonu varsa bu son demek olan KIYAMET ne zaman ve nasıl gelecektir?


ÜÇÜNCÜSÜ; HZ. İSA, HRİSTİYAN DÜNYASI’nın iddia ettiği gibi ALLAH’ın Oğlu mudur değil midir? Allah tüm Kainatın idare edicisi, kanun koyucusu ve yaratıcısı olduğu halde nasıl bir ÇOCUK edinebilir? Bu konuya ilişkin İNCİL’de sunulan iddialar tarihsel gerçekliklere ne kadar uygundur ve tüm insanlık tarihi içerisinde Allah’ın isterse bir insanı babasız da yaratabileceğini gösteren HZ. ÂDEM’in yaratılışıyla çelişmekte olan bir durum var mıdır? Tüm bu soruların detaylı cevaplarına ilişkin gerçekçi yorumlar getirilemeyişi ve özellikle yaşadığımız bu asırda, tasavvufdaki dört büyük makamdan oluşan Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Ma’rifet’ten ikincisi olan Tarikat’ın, bu soruların cevaplarını bulmakta yetersiz kalması, zamanımızda pek çok kez suistimal edilen Tarikat devrinin bittiğini ve İmanı Kurtarmak davasının her zamankinden daha çok gerekli olduğu bir döneme doğru girdiğimizi göstermektedir. Dolayısıyla “Ya davayı kazanmak veya kaybetmek!” meselesi çağımızda yaşayan her insanın başına açılmış olan en dehşetli imtihan meselesi olup, insanlığın en önemli davasıdır. İşte bu noktada insanlara o müthiş davayı kaybettiren mesele, ibadetleri dört dörtlük yapıp yapmamak veya fıkıh kurallarını en ince detaylarına kadar uygulamak meselesi değildir.


KIYAMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYATI NASIL BİR TEFSİRDİR?


Kıyamet Gerçekliği Külliyatı, 2006 yılından beri yazılmaya başlanan ve yaklaşık 10 yıldır şimdilik 11 ciltten ve yaklaşık 130 (129) parçadan oluşan Tahkiki imana yönelik yazılan bir eserler bütünüdür. Bu yönüyle, Risale-i Nur ile bazı benzerlikleri bulunur. Örneğin, Risale-i nurun ilk eserleri olan İşaratu’l İ’caz ile Mesnevi-i Nuriye eserleri, İşaratu’l İseviyye ve Mesneviye-i Uhreviyye ile içerik ve isim bakımından bazı benzerlikler taşır. Fakat bu benzerlik mülellifin kendi tercihi ilen belirlenmemiş olup, eserin yazılması sırasında sonradan fark edilmiş 100 sene farkla gerçekleşen bir tevafuk ve benzerliktir. Buna bir diğer örnek de Tabiat risalesi ve Yaratılış gerçekliği arasındaki büyük benzerliklerdir. Bununla birlikte, tüm bu eserler bütünü, Felsefe ve Fen bilimleri kaynaklı inkarcı fikirlerin gerçek temeline inerek, İman-ı tahkiki ile Haşir, Kıyametin gelmesi ve Cennet ve Cehennem’in varlığının isbatı gibi gaybi konulara yönelik hazırlanmıştır. Oysa bu yönüyle de, Risale-i Nur'dan felsefi çizgide ayrılarak Kıyamet meselesinin isbatına yönelir. Böyleyken, risale-i nur bir önceki asırda yalnız Haşir, yani yeniden diriliş konusunun isbatına daha çok odaklanmaktadır ki, üstadın pek çok risalesi, felsefeden kaynaklanan inkarcı akımların çoğu biyoloji kökenli bazı inkarcı bu çeşit teorilerden kaynaklandığı için daha çok bu mesele üzerinde odaklanmaktadır.


İşte, Kıyamet Gerçekliği Külliyatı ise, benzer akımların içinde bulunduğumuz asırda yön değiştirdiğini ve esas isbat edilmesi gereken öncelikli iman meselesinin Kıyametin gelmesi, yani dünyanın ve kainatın mutlak bir sonu olması gerektiğinin kur'an'a dayalı felsefi ve pozitif bilimler kaynaklı isbatına yönelik olduğunu ortaya koyar. Dolayısıyla, asrımızdaki pozitif bilimlerin incelmiş noktaları şu meselenin isbatına yöneldiği ehl-i tahkik tarafından ve tüm üviversitelerin akademik branşları tarafından da tasdik edilmiştir ki, çağımızdaki en önemli kuran işaretleri ve delilleri pozitif bilimlerin bu meseleye yönelik isbatlarına bakmaktadır.


BU ESER HAKKINDA:


OKUYUCUYA NOT (Note to the Reader)


“Kıyamet sürecinin omurgasını oluşturan 6 Büyük Kıyamet alameti, belki de Tarihte ilk defa bu kadar detaylarıyla açıklanmaya ve aydınlatılmaya çalışılarak, Kıyamet sürecinde gelişecek olaylar kronolojik bir takip sırasını izleyen tarihlerin ebced değerleri hesaplanarak Kıyamet süreciyle ilgili göz önünde bulundurulabilecek bir tablo oluşturulmuştur. Konunun ilmi yönü yanında, kıyamet sürecini gerçekçi bir hikaye içerisinde anlatan ve bu özelliğiyle okuyucu sıkmadan sürükleyici bir şekilde aydınlatırken, kıyamet sürecinde gelişecek önemli gelişmelerle ilgili bir fakir sahibi olabilmenizi sağlayacak olan bu önemli eseri mutlaka okumanızı öneririz..”

©2018 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.