Çalışmanın tespitlerine göre, başta Avrupa olmak üzere gelişmiş kapitalist ekonomiler zorlu bir sürece girmiş durumda. Zira her türlü devlet teşvikine rağmen kurtarma paketleri ekonomik büyümeyi sağlamaya yetmedi; milyonları bulan işsiz ordusuna her gün yenileri eklendi. Avrupa hükümetleri, finansal krizin etkisini hafifletmek ve iflasın eşiğine gelen bankacılık sistemlerini ayağa kaldırabilmek için kapsamlı kurtarma paketlerini tereddüt etmeden devreye soktu. Ancak bu hamlenin bedeli, Avrupa genelinde artan bütçe açıkları ve kamu borçları oldu. Gelişmiş ekonomilerin kamu borç yükü 2007’de 18,1(% 46) trilyon dolarken, bu rakam 2011’de 29,5 trilyon dolara (%70) ve 2016’a 41,3 trilyon dolara (%80) çıkacak. Gelişmekte olan ekonomilerin ise borç yükü oldukça düşük: 2007’de 3,8 trilyon dolar (%28) olan borç miktarı, 2011’de 4,9 trilyon dolara (%26), 2016’da ise sadece 6,7 trilyon dolara (%21) çıkacak. Mevcut tabloya göre, Avrupa halklarının daha çok “kemer sıkması” gerekiyor. Bunun anlamı da sosyal devlet anlayışından feragat ederek, halkı daha çok fedakârlığa mecbur bırakmak. Şimdiden değişik Avrupa ülkelerinde sağlık, eğitim ve ulaşım harcamalarında kesintiler yapılmaya başlandı. Kriz nedeniyle işsizlik artarken, işsizlik yardımları da kesintiye uğruyor. Yani krize karşı en korunaksız sınıflar, bir de küçülen sosyal devlet nedeniyle darbe alıyor.
Bu durum ise Avrupa genelinde yoksulluk ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya olan milyonların huzursuzluğunu arttırarak sokağa dökülmelerini tetikliyor. Önümüzdeki dönemde bu eylemlerin şiddetini arttırarak devam edeceği tespitinde bulunan bu analizde, Avrupa’yı, ırkçı ve yabancı düşmanlığını körükleyici pratikler başta olmak üzere, liberal demokrasiyi tehdit edecek derecede zor günlerin beklediği öne sürülüyor.
Mustafa Kutlay, USAK AB uzmanıdır.Temel çalışma alanları, küresel politik ekonomi, Avrupa’nın politik ekonomisi, Kıbrıs sorunu, Türkiye-AB ilişkileri ve Güney Avrupa (İspanya, Yunanistan)’dır.