“Anadolu’nun bağrından yükselen dertli, içli, samimî ve muhrik bir ses, sinelere kor salan bir sadâ 1960’lı yıllardan itibaren, batısından doğusuna doğru bütün ülkeyi sarmaya başladı. Allah’ı kullarına sevdirmek suretiyle O’nun rızasını kazanmayı hedefleyen, o yüce gayeye yürüdüğü yolda ilim, iman, ihlâs, ihsan ve aksiyonu cem’ eden o derunî sesin sahibi, ulaşabildiği her plâtformda toplumun meselelerini dile getirdi. İnsanımıza faydalı olma, onların dertlerini paylaşma, problemlerini çözme aşk, şevk ve heyecanıyla diyar diyar dolaştı. Sürekli, cehalet, fakirlik ve ihtilâf gibi milletimizin önünü kesen hastalıklara karşı çareler aradı, tekliflerde bulundu. Düğün merasiminde, cenaze evinde, cami kürsüsünde, konferans salonunda ya da başka herhangi bir yerde, nerede bir imkânını bulduysa, hemen o zamanı ve mekânı Hak ve hakikate tercüman olmak için nimet bilerek değerlendirdi. Dahası, “Madem onlar gelmiyor, biz ayaklarına gidelim!” deyip kahvehane köşelerinde dahi bir sohbet halkası teşkil etti ve her fırsatta, muhataplarını “millet ruhu”na ve “tarih şuuru”na yeniden hayat suyu vermeye çağırdı.”
Audioknjige kupljene na Google Playu možete slušati pomoću web-preglednika na računalu.
Elektronički čitači i ostali uređaji
Za čitanje na uređajima s elektroničkom tintom, kao što su Kobo e-čitači, trebate preuzeti datoteku i prenijeti je na svoj uređaj. Slijedite detaljne upute u centru za pomoć za prijenos datoteka na podržane e-čitače.