Bu nedenle, âlimler İslâm dininin zuhurunun ilk asrından itibaren çeşitli şekillerde ve farklı metotlarla İslâm akaidini açıklamış, örneğin kelamcılar çeşitli seviyelerde kelam kitapları yazmışlardır. Asrımızda ise, yeni ortaya çıkan şüpheler göz önünde bulundurularak çeşitli akait kitapları yazılarak insanlara sunulmuştur. Fakat bu gibi kitaplar genellikle birbirinden tamamen farklı iki seviyede yazılmışlardır. Biri sade ve geniş açıklamalarla genel halk seviyesi için, diğeri ise karışık açıklamalar, ağır ibareler ve bilimsel kavramlarla ihtisas seviyesi için. Bu arada, orta seviyedeki uygun ders kitaplarının yeri boş kalmış ve yıllar boyu bu ders metinlerine ihtiyaç duyulmuştur.