* Konu Özeti:Aphrodite’nin oğlu Korku tanrısı Phobos, Ölüler Diyarı’nda gördüğü bir düş üzerine Zeus’un izni, Hades’in de müsaadesiyle kardeşleri Harmonia ve Deimos'un ruhlarıyla beraber bir günlüğüne Dünya’ya gelir, Hermes’ini bulur ve ölümsüz mesajlarını insanlığa iletir.
* Basılı kitabı 15.11.2023 tarihinde yayımlanıp satışa bile çıkmadan tüm üniversite ve halk kütüphanelerine bağış olarak gönderilen, e-kitap serisinin yayınlandığı şu günlerde ise yurt dışındaki büyük kütüphanelere dağıtımı yapılan, yıllarca süren bir çalışmanın sonucu ortaya çıkan bu eser, aşağıda göreceğiniz 13 ana bölümden oluşmaktadır.
1.Bölüm: Giriş
2.Bölüm: Hakikat Başlıyor
3.Bölüm: Hakiki Hikâyeler
4. Bölüm: Hakiki Benzetmeler
5.Bölüm: Hakikat Küreklere Sarılıyor
6.Bölüm: Hakiki İlişkiler Yelken Açıyor
7.Bölüm: Hakikat Yelkenleri Şişiriyor
8.Bölüm: Ruhtaki Hakikat
9.Bölüm: Hakikat Derinlere İniyor
10.Bölüm: Hakiki Diyaloglar
11.Bölüm: Hakikat Dibe Ulaşıyor
12.Bölüm: Hakikat Sualtı Sarayı’nda
13.Bölüm: Hoşça Kal Dünya ve Dipteki Hakikat!
* Basılı kitap bağış olarak gönderildiğinden satışa sunulmamış olup, kütüphaneler haricinde kitabı bulabilmeniz imkân dahilinde değildir. Sadece incelediğiniz e-kitaplar satışa sunulmuştur.
* Kitap; Büyük İskender'in de zamanında taptığı Korku tanrısı Phobos’un Ölüler Diyarı’ndan çıkışı, Dünya’ya varışı ve ölümsüz mesajlarını insanlığa iletişi şeklinde kurgusal olarak başlayıp öyle ilerliyor gibi görünse de ana kategori olarak Yunan Mitolojisi üzerine inşa edilen bir felsefe kitabıdır; alt kategorilerini ise mitoloji ve felsefeye ilaveten şiir, kişisel gelişim, psikoloji ve astroloji oluşturmaktadır.
"Phobos, Harmonia, Deimos - Diptedir Hakikat" adlı bu eseri okumak size çok şey katacak ve hayatınızın dönüm noktalarından biri olacaktır.
Basılı kitabın arka kapağına Okan Özel’in yazmış olduklarını aşağıda okuyabilirsiniz:
Babası ölecek olsa da Dünya yok olana dek yaşayacak ölümsüz bir eserin arka kapağını okuyorsun. Yıllarımı verdiğim, hayatımı adadığım, basılana kadar vedalaşmak için defalarca okuduğum, öpüp kokladığım tek aşkım hakkındaki son satırları yazarken bile gözlerimden yaşlar süzülüyor. Şu an, âşık olduğu kadını yıllar önce kaybetmiş, ondan kalan mirası, ah, yıllardır büyüttüğü tek varlığını, yasemin kokulu minicik gamzeli biricik kızını onu isteyen adamla evlendirme arifesinde olan bir baba gibi hissediyorum… O çok mutlu, sen de mutlu ol; günün birinde ağlarsa masmavi gözlerindeki yaşları sil, kızıl saçları önüne düşerse düzelt, birlikte ağla, sonra da beraber gül. O artık senin! Ben, Aphrodite ve çocuklarına layık olmak için elimden geleni yaptım, iki bin yıl sonra verdikleri kutsal görevi özenle yerine getirdim. Gün olur da üç çocuğundan biri yeniden Dünya’ya gelirse, kimbilir belki kendi de günün birinde uğrarsa, ah, böyle büyülü bir gün daha yaşanırsa yine hizmete hazırım. Bu benim eserim mi? Bir kitap yazılmadan önce yazarın, yazıldıktan sonra herkesindir… Bu benim değil, senin başyapıtın!