Fantastik Diyarlardan Öyküler

Caner Berker
5
Free sample

Hepimizin kalbinde bir yerlerde tüm giysilerimizi bir kenara bırakıp fantastik diyarlarda heyecanlı bir maceraya atılma isteği vardır. Fantastik Diyarlardan Öyküler, içerdiği altı öyküyle sihirli bir dünyanın kapılarını size açıyor. Ejderhalar, büyücüler, melekler, askerler, köleler ve yaratıklarla dolu bir uçsuz bucaksız bir dünya. Sihirli diyarlarda buluşma dileğiyle.
Read more

About the author

Caner Berker, 1990 yılında Karabük'te doğdu. Bilgisayar mühendisi olmak istedi ancak okulu bitiremedi. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünde eğitimini sürdürmektedir. Yazarlığa yıllar önce, fantastik diyarlar kurgulayarak başladı. Halen fantastik kurgu, gerilim ve kişisel gelişim türlerinde kısa öyküler yazmaktadır.

Read more
3.4
5 total
Loading...

Additional Information

Publisher
Caner Berker
Read more
Pages
49
Read more
ISBN
9781311316639
Read more
Read more
Best For
Read more
Language
Turkish
Read more
Genres
Fiction / Fantasy / Dark Fantasy
Fiction / Fantasy / Epic
Fiction / Fantasy / General
Read more
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.
Harun, kaçtığı geçmişi ve kaçamadığı kabuslarının onu kıyametin ve çılgınlığın ortasına yollayacağından habersizdi. Uyurgezerliğinin intihara dönüştüğü o geceden sonra bile gerçeği kabus sanmaya devam edecekti, tüm gerçeklik bir kabusa dönüşene dek.

Ece, ağabeyinin zaafı ve kurtuluşu...

 

***

Yine aynı kâbusa uyandı. Korkusundan karanlığına varıncaya dek her şeyiyle tanıdıktı kâbusu. Öyle kanıksamıştı ki kâbusunu, karanlığı duyabiliyor olmasını yadırgamıyordu artık ve hatta karanlığın ona ne dediğini anlayabiliyordu. Kızgın ve tedirgin hareketlerle yatağından doğruldu. Hiç bir şey göremiyordu. Yüzünü sol tarafa, penceresinin olduğu yere çevirdi, hiçbir şey göremeyeceğini bildiği halde... Bu kâbusun en sevmediği yanlarından biri de son ana dek bir pencere olmaması. Derin bir iç çekti ve yüzünü sağ tarafa odanın kapısının olması gerektiği yöne çevirdi. Odanın içindeki hiçbir şeyi göremese de, her nesnenin şeklini, bulundukları yeri ve varlıklarını tüm benliğinde hissediyordu, sanki odanın içini dolduran karanlık onların varlıklarını birleştiriyor gibiydi. Her şey, kendisi de dâhil karanlığın içinde çözülüyor ve karanlıkla bütünleşiyordu.

Kendisi olamamak hissi huzursuz etti onu. Hala korkuyor olmasına bir anlam veremedi.

Rutin olan şeylerin insana güven vermesi gerekmez mi?

  

 ***

 “Şimdi, onların zamanı… Hep sıralarını beklediler. Hep bir kaçış kapısı aradılar. İlk iğne ucu kadar bir delikten sızan karanlık umut oldu onlara. Bir çıkış vardı. Cennete savaşıp zafer kazanmaya giden atalarının efsanesi doğru olabilir diye düşündüler. Oysa çoğu inancını yitirmişti atalara ve Işığı Getiren’e... iğne ucu kadar bir delikten sızan karanlıkla tekrar inandı pek çoğu.”


***

Kimse masum değildi ve herkes cezalandırılmaktansa cezalandırmak istiyordu. Herkes kendi savaşının kahramanı başkasının canisi iken kendi görüş sınırından ötesini göremedi. Ufuk dediği çizgiden ötede başka savaşlar, başka nefretler, başka zulümler vardı. Savaş ve kızıl ışıyan bulutlar sarıyordu tüm dünyayı. En korkuncu savaşmak için eğitilmiş ve ellerinde öldürmek için geliştirilmiş aletleriyle çıldıranlardı. Legal katillerin kontrolsüz taşkınlığı sivil taşkınlığı bastırmak için toplanıyordu her meydanda. Gelecek katliam adım adım geri sayılıyordu, kitleler birikmişti, kinleriyle beraber. Kıyam zamanıydı nefretin. Fısıltılar daha da biledi etten hançerleri birbirine karşı. 

Güldüren Amca, dükkânındaki bütün kuklaları ve oyuncakları o zamana kadar kendisi yapıyordu. Marifetli ellerinden çıkan bu olağanüstü ürünlere çocukların ilgisi azalınca, fabrikadan çıkmış; ucuz, plâstik malzemelerden yapılmış oyuncaklarla dolu birkaç büyük kutu getirdi dükkâna. Kutulardan birinden uzun sivri burunlu ve uzun sivri çeneli bir cadı çıktı. Bu bir parmak kuklasıydı. Cadı, ilk geldiği günden itibaren, çatlamış sesiyle diğer oyuncak ve kuklalara sürekli, geçmişte yaşandığını iddia ettiği bazı korkunç hikâyeler anlatmaya başladı. Dükkândaki herkes öylesine neşeliydi ki, kimse geçmişte yaşanmış herhangi bir şeyle ilgilenmedi. Onu dinleyen olmayınca Yaşlı Cadı, arkadaki raflardan birinin köşesine çekilip beklemeye başladı. O sıralar, Güldüren Amca yapmakta olduğu yeni bir ip kuklasını, Kukla Çaça’yı bitirmiş onu cadının bulunduğu rafa yerleştirmişti. 

Yaşlı Cadı'nın anlattıklarına hiç kimse inanmadı. Onu bir tek Kukla Çaça dinledi. Sonra oradan kaçtı ve macera dolu bir yolculuğa çıktı...

(Yayıncının Mesajı: Yorumlarınız değerlidir. Lütfen yorum yazmaktan çekinmeyin. Baskı hatası tespitinden, inceleme ve eleştiri yazılarına varıncaya kadar tüm yorumlarınız yararlı olacaktır. Sisteme, kredi ya da banka kartı eklemek ile ilgili sorunları olan okuyucularımız bu kitabı Wattpad adlı uygulama üzerinden bulup okuyabilirler.)

©2018 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.