Başbakan Erdoğan’ın 21 Kasım’da 4. Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı için Rusya’ya yapacağı ziyaret, Türk-Rus ilişkilerinin her açıdan kurumsallaşmaya doğru gittiğine dair bir işaret. İki ülkenin ortak coğrafyayı paylaşmaları dolayısıyla tarih boyunca süregelen rekabet ve güvenlik endeksli algının artık yapısal bakımdan değişmeye başladığına tanık olmaktayız. Ticaret ve ekonomik ilişkilerin tetiklediği siyasi üst düzey diyalog ve sosyo-kültürel yeni perspektifler, bu ilişkiler ağının günümüzde hem ikili hem de bölgesel işbirliği noktasında çoklu mekanizmalarla güçlendirilmesi ve çeşitlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin AB ve Batılı ortaklarıyla ittifak ilişkilerini sekteye uğratmadan Rusya ile geliştireceği bu çoklu diyalog mekanizmasının hem ikili ve bölgesel işbirliği açısından yeni fırsatları hem de küresel güç denkleminde yeni okumaları beraberinde getireceği bir zemin oluşturduğu söylenebilir.
İşte bu çalışmada, yeni dönemde Türk- Rus ilişkilerinde gözlenen bu yakınlaşmanın hangi dinamikler üzerinde yükseldiği incelenmekle birlikte, ilişkilerdeki zayıf halkalar tespit edilmeye ve bu konuda çeşitli çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, bölgesel krizlerin ilişkilerin aşil topuğunu oluşturduğu gözlemlenmekle birlikte, ikili münasebetlerdeki yaklaşım farklılıkları da resmedilmiştir.