5 Kasım tarihinde Brüksel’deki Hükümetlerarası Konferans’ta açılışı yapılan fasıl, 3 yıldır “fiilen askıda” olan ilişkilerin canlanması için yeni bir adım niteliği taşıyor. Zira uzun süredir Avrupa tarafında büyük oranda ekonomik krizin hem sosyal hem de siyasi korkuları tetiklediği korumacı eğilimler, Türkiye tarafında ise civar coğrafyanın geçirdiği sosyal ve siyasi dönüşüm, ikilinin ilişkilere farklı pencerelerden bakmasına neden oluyordu. Hâlbuki “reform sürecinde sürekliliği önceleyen bir yaklaşım”, potansiyel reel kazanımların konjonktürel gelişmelere feda edilmemesi bağlamında iki taraf açısından da önem arz ediyor. Bu nedenle yeniden hareketlenen ilişkileri, AB’nin sadece Türkiye’nin üyelik sürecine atfettiği “kontrollü ilişki politikası” çerçevesindeki bir “jesti” olarak yorumlamak dönemin okunmasına dair doğru bir perspektif sunmayacaktır. Oysa taraflarca ciddi bir siyasi irade ve çaba gereksinimini de not etmek kaydıyla, sürecin varlığının ve devamının bir göstergesi olarak ele almak ve bu doğrultuda adımlar atmaya devam etmek yerinde olacaktır.
Bu çalışma, 22 numaralı faslın açılması ile yeniden ivme kazanan ilişkileri fırsat bilerek Türkiye-AB ilişkilerinin ardındaki gerçek dinamikleri ve potansiyel kazanımları tartışmaya açmakta; konuya ilişkin tespitlerde bulunarak farklı öneriler getirmeyi amaçlamaktadır.
Fatma Yılmaz-Elmas, USAK AB uzmanıdır. Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığı, AB’de göç-dış politika ilişkisi, Kıbrıs sorunu ve Türkiye-AB ilişkileri konularına odaklanmaktadır.