Arif'in Ölümü

eKitap Projesi & Cheapest Books

Ardıma baktığımda, yaşadığım hiçbir önemli şeyi unutmadığımı görüyorum! Bakıyorum da, gerçek duygularımı yaşayacak kadar oyuncu olmuşum. Ama olsun! Geçmişi bu güne taşımakla, ondan dersler alıp temiz bir gelecek yaratabiliriz...

Ben, tanımadıkları insanları öldüren ve yok eden, onları kahraman sayan dünyada doğdum ama, içimden böyle bir dünyada yaşamak istemiyorum. Yaradılışın hakikatini görmek istiyorum ve başkalarının dayattığına göre yaşamak istemiyorum....


Yeter artık bu kadar hayalperestlik! Açlık, yoksulluk, savaşlar, tecavüz, terör, hayvan katli, doğa tahribatı görmek istemiyorum... Nefes almak istiyorum... Karamsarlık kaplıyor içimi bütünüyle... Karanlığın, öfkenin, nefretin ve ölümlerin içinde yaşamak istemiyorum... Gerçek kahramanlık can almak değil, can vermektir! Sen kimsin de, Allah’ın verdiği canı alıyorsun? Senin kendi canını bile alma lüksün yok...


Yaşam sahnesi tek kişilik olmadığına göre, en azından yaşananlardan ders alıp kendimizi insanlık konusunda geliştirmek zorundayız. İnsanlık sadece var olmak, yaşamak, nefes alıp vermek değil, paylaşmaktır. Kendi yaşam alanımızı korurken, başkalarının yaşam alanını ihlal etmemektir...


Yazar Hakkında


Halit Fuat Beşik: 1952 yılında Fatsa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fatsa'da, üniversite öğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Kapalı çarşıda ticaret hayatına atıldı. Bu arada dünyanın pek çok ülkesini gezme fırsatı buldu. Önceleri rezaletten kaçmayan ve "Hep ben" mantığıyla maceralı bir hayat yaşadı. Okumayı ve not almayı çok sevdiği için pek çok kitap ve notlara sahiptir. Yazmak konusuna otuz yıllık bir emek vermesine rağmen, bu konuda daha pek çok şey yapması gerektiğine inanıyor. 2003 yılında "Talan Mevsiminde Adam gibi yaşamak.” 2010 yılında, ”Sokrates’in İsyanı., Haçlılar Çanakkale’de, Yüz Elli Yaşındaki Adam, Tevrat’ın Çocukları ve Kur-an” adlı kitapları yayınlanmıştır. İnanç, Adalet, İnsan sevgisi ve Kur-an ahlakına dayalı o muhteşem denge içinde eserler vermeye çalışıyor. Şu anda sizler için değişik konularda pek çok kitaplar daha hazırlamaktadır. Gerçek eserlerini bundan sonra size sunacağına inanıyor...

Read more
Collapse
Loading...

Additional Information

Publisher
eKitap Projesi & Cheapest Books
Read more
Collapse
Published on
Dec 9, 2016
Read more
Collapse
Pages
219
Read more
Collapse
ISBN
9786059654814
Read more
Collapse
Read more
Collapse
Read more
Collapse
Language
Turkish
Read more
Collapse
Genres
Biography & Autobiography / Cultural, Ethnic & Regional / General
Read more
Collapse
Content Protection
This content is DRM protected.
Read more
Collapse
Read Aloud
Available on Android devices
Read more
Collapse

Reading information

Smartphones and Tablets

Install the Google Play Books app for Android and iPad/iPhone. It syncs automatically with your account and allows you to read online or offline wherever you are.

Laptops and Computers

You can read books purchased on Google Play using your computer's web browser.

eReaders and other devices

To read on e-ink devices like the Sony eReader or Barnes & Noble Nook, you'll need to download a file and transfer it to your device. Please follow the detailed Help center instructions to transfer the files to supported eReaders.


Mevsim, kış ortasıydı! Günlerce yağmurla ıslanmıştı İstanbul! Bütün hafta fırtınayla, karla, soğukla insanların canın çıkar. Sonra da insanlara çektirdiğine pişman olmuş gibi bir sevimliliğe büründü. İstanbul bu, bir bakmışsınız fırtına dinmiş, güneş açmış, bir bakmışsınız aniden kar yağmış. İstanbul böyledir işte...


Parlayan güneşi fırsat bilen binlerce insan sokaklara dökülür. Kimi boğazda, kimi köprüde, kimi deniz kıyısında oltasıyla balık tutuyor, kimileri vapurla adalara gidiyor, kimi Eminönü’ne, kimi alış veriş merkezlerine, ya da karın tadını çıkarmak için Belgrat ormanlarına gidiyor...


Bu gün hava karlıydı ve tipik İstanbul hali işte! Zalim bir şehirdir şu İstanbul! Tehlike çok ama, bir o kadar da güzeldir. Sana hep ihanet eder ve sen yine onu sevmeye devam edersin. “İstanbul’u sevmeyen gönül, aşkı ne anlar!” demişler şairler ve bu sözü boşuna söylememişler! Bir bakmışsınız güzel bir gün geçirirken onu bozacak birisi mutlaka çıkar. Sanki İstanbul’un değişmez bir kuraldır bu! Onu o kadar iyi tanımış durumdayım ki, hakkında ciltler dolusu kitap bile yazabilirim...



Halit Fuat Beşik kimdir?


1952 yılında Fatsa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fatsa'da, üniversite öğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Kapalı çarşıda ticaret hayatına atıldı. Bu arada dünyanın pek çok ülkesini gezme fırsatı buldu. Önceleri rezaletten kaçmayan ve "Hep ben" mantığıyla maceralı bir hayat yaşadı. Okumayı ve not almayı çok sevdiği için pek çok kitap ve notlara sahiptir...


Yazarın çalışmaları; "TALAN MEVSİMİNDE ADAM GİBİ YAŞAMAK", "SOKRATES’İN İSYANI", "HAÇLILAR ÇANAKKALEDE", "YÜZ ELLİ YAŞINDAKİ ADAM", "TEVRATIN ÇOCUKLARI VE KURAN", "ARİF’İN ÖLÜMÜ", "ŞİİRLE AĞLAMAK", "KÜÇÜK MAHMUT İLE KOCA BAYRAM", "VENÜS GEZEGENİNDE İSYAN", "ADEME MEKTUPLAR" gibi Kur-an ahlakına dayalı, ama daha cüretkâr ve farklı konuda yazılmış kitaplardır.


Yazmak konusuna otuz yıllık bir emek vermesine rağmen, bu konuda daha pek çok şey yapması gerektiğine inanıyor. “Talan Mevsiminde Adam gibi yaşamak”, “Sokrates’in İsyanı”, “Haçlılar Çanakkale’de”, “Tevrat’ın Çocukları ve Kur-an”, “Yüz Elli Yaşındaki Adam”, “Şiirle Ağlamak”, “Küçük Mahmut ile Koca Bayram”, “Venüs Gezegeninde İsyan” ve “Adem’e Mektuplar” isimli kitapları yayınlanmıştır. İnanç, Adalet, İnsan sevgisi ve Kuran ahlakına dayalı o muhteşem denge içinde eserler vermeye çalışıyor. Gerçek eserlerini bundan sonra size sunacağına inanıyor... Şimdilik, yaşıyor işte...

Hep açık sözlü olmaktan yanayım. Bir gün bu felaket asrının acılı ve şaşkın insanı haline geleceğimi hiç düşünmemiştim. Eğlencenin sonsuza kadar süreceğini sanmıştım. Ama şu anda öyle düşünmüyorum. Evet yaşamak! Gerçeklerle yaşamak gerek, yalanları değil...

Dün unuttuğumu sandığım bir sızı yokladı beynimi. Evet, başımdan geçen o yalancı aşkları, aldatmalarımı içimden birer birer hatırlayıp saymaya çalıştım. Kader ne çok ilk acılardan yaşatmıştı bu son yıllarda bana! Hayatta o kadar acı çektim ki, yaşımın henüz kırk olmasına rağmen kendimi, yüz elli yıl kadar yaşamış ve bir o kadar da kendimi yaşlı hissediyorum...


Aslına bakarsanız ama ben hiç yaşamadım ki! Nasıl olur da ben bu genç yaşta kendimi yüz elli yıl yaşamış gibi yorgun ve ihtiyar hissediyorum böyle? Hayatımın en güzel yıllarını yaşamam gerekirken ne yazık ki, içimdeki aynanın üzerine kara bir örtü örtülmüştü. Ömrüm boyunca inanılmaz iniş ve çıkışlar yaşadım. İnsanın yaşamı ne garip olaylara gebeymiş meğer! Keşke! Keşke... İstiyorum ki, gözlerimi kapayıp derin uykuya dalayım. Yada birileri beni öldürseydi de, birilerinin elinde kalsaydım. Çekilseydim keşke şu dünya sahnesinden ve perde tamamen kapansaydı! Bir an evvel sevdiklerimin yanına gitseydim...


Son yıllarda aşkı tutkuyu, ihaneti, kıskançlığı, korkuyu o kadar yüksek dozda yaşamıştım ki, kırklı yılların başında, kendimi yüz elli yaşında gibi hissetmek, gibi bir şeydi bu! Bu yaşananlar filmlerde, dizilerde olurdu ancak, diye zannederdim. Ama benim hayatımda da olmuştu işte...


Pek öyle ahım şahım bir adam olmasam bile, gene de yakışıklı, sportmen bir iş adamı sayılırdım ve özgürlüğüm bu sayede hiç bir sınır tanımıyordu. Genç yaşımda ne paraya bağımlıydım, nede mutsuz bir yaşama! İstediğim her şeyi yapabiliyordum.


O zamanlar, çok genç olduğum için her türlü hayat mücadelesine hiç taviz vermeden katılıyordum ve şeytandan bile korkmaz bir halim vardı. En azından işlerim fevkalade yolunda ve iyi gidiyordu...


Kendimden başka hiç kimseyi önemsemiyordum! Ölüm veya onun eş anlamlısı ayrılık korkusu falan nedir hiç yaşamamıştım ve bilmezdim pek. Pek çok keyifli mücadeleden sonra ve okul yıllarımın arkasından, hayatımda en ufak bir leke olmadan evlendim...


Yaşamımda o zamanlar her şey o kadar kolaydı ki, anlatamam! Çocukluğumun ilk seneleri, okul yıllarım, ailemin koruması altında oldukça güzel geçmişti. Evliliğimin ilk yıllarında da, işlerim fevkalade yolundaydı. Bu evliliğimden bir oğlum Alihan ve arkasından da kızım Ceren dünyaya gelmişti...


Nasıl oldu bilmiyorum, zenginleştikçe, güçlendikçe evli olmama rağmen son zamanlarda müthiş bir çapkınlık krizine düşmüştüm. İçkili bir eğlencenin gecesinde ilk adımı attım. Birlikte iş yaptığımız Bursalı bir ipek kumaş üreten firmanın sahibesiyle içkili bir gece yemeğinden dönerken dekolte ipek elbisesinin askıları omzundan düşmüştü. Soy adı gibi yeşil ipek giysileri daha da çıldırtıyordu beni! Göğüsleri neredeyse dışarı fırlamak üzereydi. Sarhoş bir kadını otel odasına bırakırken tam bir gece çapkını gibi onun yatağına girmiştim. Bu genç evli bayanla her hafta aynı otelde birlikte olmaya başlamıştık...


Halbuki ben zengin olmadan ve evlenmeden önce hiç de böyle değildim. Bekarken bile hiçbir kadın beni kolay elde edemiyordu. Şimdi ne olmuştu bana? Kendime şaşıyor ve hayret ediyorum, nedense evlendikten sonra kadın konusunda doyumsuz bir adam olmuştum. Ve peş peşe gelen hatalar zincirleriyle işimi ve aile yaşamımı iyice bir felç etmiştim. Bekar yaşarken bile bundan daha edepli bir yaşantım vardı. Diğer yandan evli olmama rağmen, korumam altında olması gereken ve iş arkadaşım olan oldukça hoş bir bayanla da birliktelik yaşıyordum. Günübirlik yaşadığım maceralar ise, daha da iğrenç bir şeydi...


Öylesine maddi bir zenginlik yaşıyordum ki, hiçbir krize sürükleneceğimi düşünmeden, asrımızdaki zenginlerine mahsus bir şekilde bolluk ve lüks içinde yaşayıp gitmeye başlamıştım. Uysal, sabırlı, merhametli, mütevazı, insanca yaşamam gerekirken ben, Firavun gibi kibirlenip yüreğimi küstahça hareketlere kaptırmıştım...



YAZAR HAKKINDA:


1952 yılında Fatsa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fatsa'da, üniversite öğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Kapalı çarşıda ticaret hayatına atıldı. Bu arada dünyanın pek çok ülkesini gezme fırsatı buldu. Önceleri rezaletten kaçmayan ve "Hep ben" mantığıyla maceralı bir hayat yaşadı. Okumayı ve not almayı çok sevdiği için pek çok kitap ve notlara sahiptir. Yazmak konusuna otuz yıllık bir emek vermesine rağmen, bu konuda daha pek çok şey yapması gerektiğine inanıyor. 2003 yılında "Talan Mevsiminde Adam gibi yaşamak.” 2010 yılında, ”Sokrates’in İsyanı.” Ve son olarak ta, Haçlılar Çanakkale’de.” adlı kitapları yayınlanmıştır.


İnanç, Adalet, İnsan sevgisi ve Kuran ahlakına dayalı o muhteşem denge içinde eserler vermeye çalışıyor. Şu anda sizler için değişik konularda pek çok kitaplar daha hazırlamaktadır. Gerçek eserlerini bundan sonra sunacağına inanıyor...


Doksan yaşına gelmişti! Yaşlı adam konuşmakta zorluk çekiyordu. Adeta canlı cenazeye dönmüştü. Yaşlandıkça az hareket edince kasları yığın halinde iyice sarkmıştı! İhtiyar adam beni görünce heyecanlanmıştı.


Öfkelendi, ters baktı ve bir şeyler söylemek için bana dönerek;


“Keşke çocuklarımın hepsini okutsaydım. Onlara silah yerine kitap verseydim bu hal başıma gelmezdi. Gerçi küçüğünü okuttuk da ne oldu? O da yaşamak yerine intihar etmeyi seçti! O da hayatı bembeyaz tamamlayamadı. Beni öyle bir hassas noktamdan yaraladı ki, ona olan öfkem hala da sürüyor. Hayatımda hiçbir kayıp Arif oğlumun ölümü kadar beni sarsmamıştır...


Bu konuyu kısa keselim! Dedem Arif dayımın küçük kızına kendi annesinin adı olan Elif koymuştu! Babasını hiç görmemişti Elif...


Bebek ağlarken;


“Ağlama Elif!” diyordu dedem ona...


Dedem;


“Hatırlamak bile istemiyorum Arif’in ölümünü! O gece cenaze gelene kadar başımın boşluğu içinde boylu boyunca yalnız Arif vardı. Hiç uyumadan gündüz de cesedinin başından ayrılamadım ve tamamen yemeden içmeden kesilmiştim. Allah kimseye benim gibi evlat acısı yaşatmasın...


Evlat acısının ne olduğunu anlatmak için şöyle bir masal örneği vereyim sana;


Bilge bir adam son nefesini verirken Allah’a şöyle şükredip dua eder;


“Allah’ım sana şükürler olsun!” diye bu cümleyi her an defalarca tekrarlar.



Halit Fuat Beşik kimdir?
1952 yılında Fatsa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fatsa'da, üniversite öğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Kapalı çarşıda ticaret hayatına atıldı. Bu arada dünyanın pek çok ülkesini gezme fırsatı buldu. Önceleri rezaletten kaçmayan ve "Hep ben" mantığıyla maceralı bir hayat yaşadı. Okumayı ve not almayı çok sevdiği için pek çok kitap ve notlara sahiptir...
Yazmak konusuna otuz yıllık bir emek vermesine rağmen, bu konuda daha pek çok şey yapması gerektiğine inanıyor. “Talan Mevsiminde Adam gibi yaşamak”, “Sokrates’in İsyanı”, “Haçlılar Çanakkale’de”, “Tevrat’ın Çocukları ve Kur-an”, “Yüz Elli Yaşındaki Adam”, “Şiirle Ağlamak”, “Küçük Mahmut ile Koca Bayram”, “Venüs Gezegeninde İsyan”, “Adem’e Mektuplar” ve “Burhan Bey” isimli kitapları yayınlanmıştır.
İnanç, Adalet, İnsan sevgisi ve Kuran ahlakına dayalı o muhteşem denge içinde eserler vermeye çalışıyor. Gerçek eserlerini bundan sonra size sunacağına inanıyor... Şimdilik, yaşıyor işte...

©2019 GoogleSite Terms of ServicePrivacyDevelopersArtistsAbout Google|Location: United StatesLanguage: English (United States)
By purchasing this item, you are transacting with Google Payments and agreeing to the Google Payments Terms of Service and Privacy Notice.